Kaç yaşındasın bilmiyorum ama 12 yaşında ne yaptığını biliyorum. İlk okuduğun kitabı, ilk sevdiğin karakteri hatta ilk almak için para biriktirdiğin kitabı da biliyorum. Hayır hayır çocukken okuduğumuz kitaplardan çıkma bir karakter gibi tanrı, büyücü ya da düşünce okuyan biri değilim. Sadece 22 yaşındayım ve 10 yıl önce ben de çocuktum… Hogwarts’tan mektup bekleyen, suyun altında 10 saniye fazla bekleyince kafasında Poseidon’un işaretinin çıkmasını isteyen, dolabının kapağından farklı diyarlara geçmek isteyen ya da elimizde yayımızla 12. Mıntıka'da olmayı dileyen çocuklardık. O zamanlar hayatımızda ne Bilim Kurgu Klasikleri ne de Modern Klasikler Dizisi vardı. Ütopyalar distopyalar yerine büyücüler, tanrılar, satirler vardı. Şimdi bakınca bazı serilerin aslında bilim kurgu kitapları olduğunu fark etsek bile bizim için önemi yoktu. Tek amacımız  yeni maceralar yaşayan beynimize ilaç niteliğinde başka serüvenler eklemekti.
 Hazır vaktimiz de varken, bu gençlik 12 yaşına geri döner! Fantastik edebiyatın evlatları çocukluğunu almaya geri geliyor. İşte size bizimle birlikte büyüyen 6 kitap serisi!

  1. Percy Jackson ve Olimposlular

 Şu anda mutluluktan ağlayabilecek olan yazar ilk sıraya Percy Jackson koyarak, Rick Riordan’a olan borcunu ödemek istiyor: Şimşek Hırsızı… Bir neslin mitoloji öğrenmesine katkı sağladı bu kitap. Şimşeği çalınan Zeus çıldırmışken, Percy isimli yeşil gözlü ve siyah saçlı karakterimiz kendini Melez Kampı adlı bir yerde buldu. Sonrasında Melez Kampı Percy’nin evi, mitoloji ise maceraları oldu…
 Kaç yaşınıza denk geldi bilmiyorum ama bu seri sayesinde üniversitede 100 almışlığım vardır, hem de satir Kıvırcık Çalıdibi sayesinde! Bize mitolojiyi, aileyi, dostluğu ve en önemlisi bir gün Zeus’un çocuğu olabileceğimiz ihtimalini verdiğin için teşekkürler Rick Riordan… Bu yazı senin için Perseus.

  1. Harry Potter

 Filmleri, kitapları, oyuncuları her şeyiyle Harry Potter’dan asla vazgeçemedik ki Rowling de onu bırakmamıza izin vermedi. Yıllar sonra ansızın Harry ve Neville’ın öpüştüğünü öğrendik mesela, gerçekten bu kadarına gerek var mıydı Rowling? Oysa biz hala teorileri okuyarak, Fantastik Canavarlar’ı bekleyerek Harry’i hayatımızda tutuyoruz. Ve Alan Rickman’ın da dediği gibi, ‘’80 yaşıma geldiğimde sallanan sandalyemde oturduğumda, Harry Potter okuyor olacağım.‘’ Alan Rickman’ı 80 yaşına gelmeden kaybetsek de onun yerine bunun hayalini biz gerçekleştireceğiz ve ‘’After all this time?’’ sorusuna her zaman ‘’Always,’’ diye cevap vereceğiz.
 Harry Potter, mektubunu alarak büyücü olduğunu öğrenir ve Hogwarts adlı bir okula kaydolur, biz matematik öğrenirken o Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğrenir ve türlü türlü maceraya atılır. Biz de elimizde kitabımızla okul/dershane arasında ona eşlik ederiz.
 Harry Potter şüphesiz her yaşta bizimle ve her ortamda da ortak konu olma yetisine sahip. E buradan da tüm Slytherin’lilere selam olsun! Ayrıca çok şükür ki Rowling gibi bir yazar peşimizi bırakmayacak. Harry Potter’ın hiçbir filmini sinemada izleyememiş nesil bile konserlerine, tiyatrolarına ya da yeni filmlerine yetişecek. Ve 22 yaşına gelmiş ben hala mektubumu bekliyorum, en çok da bu yüzden teşekkürler JK Rowling.

  1. Açlık Oyunları

 Biraz daha büyüyelim mi? Bu kez karşımızdaki canavarlar ne tanrı ne de büyücü, insan. Açlık Oyunları okurken de izlerken de maceralarından ziyade insanlığı gösterdi bize ama farklı bir dünya yaratarak.
 Dünyanın başına neler neler gelmiş ve Panem’de yeni bir eyalet sistemi kurulmuş. Eğlence amaçlı da Açlık Oyunları adlı yarışmalar düzenleniyor. Katniss ise kardeşinin yerine yarışmaya dahil oluyor. Ama bizim tek derdimiz Gale mi Peeta mı…
 Kitaplarına da filmlerine de yetiştik birçoğumuz Açlık Oyunları’nın, değer verdiğimiz karakterleri bir bir katlettiler ama olsun. Kaybetmeyi de öğrendik. Bizim için belki de ilk distopyalardandı, işte bu yüzden teşekkürler Suzanne Collins.

  1. Labirent Serisi

 O son asansörle gelen kız olmayı hangimiz istemedik ki! Bir çıkış yolu bulmaktan çok daha fazlasıydı Labirent Serisi, çok daha kötüsüne rastlamak…
 Günaydın! Bir asansörle devasa bir labirentin ortasına bırakıldınız. Thomas’ın adı dışında bildiği tek şey buydu. Kayran’ın kocaman labirentiyse bir çıkış yolu olabilirdi, ya da keşke orada kalsaydık diyeceğiniz 4 kitaplık bir seri! Ortamlarda distopyacılara hiç çekinmeden sunun, tabii o zamanlar bilmiyoruz öyle havalı kelimeler. Ama elden ele dolaşan kitap serilerinden biriydi. Sonra Dylan O’brien’lı, Kaya Scodelario’lu filmlerini de izledik. En çok Teresa’ya kızdık, en çok ondan destek aldık. Bir insanın hem iyisini hem de kötüsünü gösterdiğin için sana da teşekkürler James Dashner.

  1. Yüzüklerin Efendisi

 Hala dilimizde ‘’Efendimiss!’’ birçok kişiye göre de fantastik edebiyatın efendisi. Oscarlı Oxfordlu bu seriyi düşününce belki de haklılar.
 Orta Dünya’da ortalığı karıştıran yüzüğü yok etmek Frodo’nun görevidir… E sonrasında Hobbit’i, 11 dalda Oscar’ı derken sağlam filmleri de oldu. Gerçi bu içerikte film konusunda kanayan yara bir tek Percy Jackson’dı ama, neyse bu buranın konusu değil.
 Frodo da az pes etmedi hani, biz de böylece her düşüşün ardından ayağa kalkmayı öğrendik. Teşekkürler J.R.R Tolkien.

  1. Narnia Günlükleri

 Gittiğiniz evlerde siz de gardırop açıyor musunuz? Biz bir gün Narnia’ya açılan kapıyı bulmak amacıyla çok gardırop açmaya niyetlendik ama annelerimiz izin vermedi. Kim bilir belki de Narnia var ve kapısını açmamızı bekliyor…
 Lucy’nin açtığı dolap birkaç kıyafete değil, Narnia’ya açılıyordu. Ve tahmin ettiğiniz gibi Narnia’nın başı beladaydı! Cadılari, sihirler ve aslanlarla başlayan bu maceradan biz galip çıktık.
 Açamadığımız dolaba da tıklamadık değil! Bize kapıların ardında çok daha fazlasını hayal ettirdiğin için teşekkürler C.S Lewis, hem de 1950’de!

  1. Stravaganza Serisi

 ‘’nE!’’ dediğinizi duyar gibiyim. Hatta birçoğunuzun okumadığından da eminim çünkü filmi yapılacak kadar popüler olamadı, hatta son 2 kitabı Türkiye’de bile yayınlanmadı ama 13 yaşında zaman yolculuğunu ilk kez bu seri keşfetti, Venedik şehrine ilk kez bu seri aşık etti! Bu sene sınavı Tudem hazırlayacakmış döneminde, bende izler bırakan tek Tudem buydu.
 Lucien, gündüzleri kanser hastası; geceleri ise entrikalı, göz kamaştırıcı bir şehrin maceracısı! Nasıl mı? Zaman yolculuğuyla. Bir gece ansızın kendini Belezza’da bulan Luciano ise kendini bu şehre kabul ettirmek zorundadır.
 Az çöp kenarlarında tılsım aramadım, belki ben de Venedik’te bulurum kendimi diye. Nitekim hala umudum var, Stravagante olarak olmasa da Venedik’te bulunacağım. 13 yaşımda beni bir şehre aşık ettiğin için ve 10 yılda değişmediği için de teşekkürler Mary Hoffman.

 Akşam ezanı okunuyor, annem yemek yemeye çağırıyor! Eğer ödevlerim erken biterse kitap okuyacağım. Hadi size kolay gelsin, oyalamayın beni!