Birçoğumuz en klasik haliyle üniversiteye gidene kadar ailemize bağımlı şekilde yaşarız. Maddi açıdan hala bağımlı olsak da üniversite hayatı bir nevi kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya başladığımız, daha çok hata yaptığımız, belki bugüne kadar hep ailemizin hallettiği durumlarla artık baş başa kaldığımız dönemlerin en başında geliyor. Örneğin daha önce banka bizim için sadece babamız işini hallederken yanında ya da arabanın içinde beklediğimiz bir yerken; üniversite hayatı boyunca en uğrak mekanlarımızdan biri haline geliyor. Tabii ki olması gereken küçük yaşta sorumluluklar alarak ileriki hayatımız için birçok konuda tecrübe edinmek ancak kabul edelim ki ailelerimiz bizi pamukların içine sarmalayıp aman düşmesin, üzülmesin, utanmasın demeyi çok seviyorlar. Dolayısıyla her ne kadar farkında olmasalar da onların bu düşünceli halleri bizim özgüven kazanmamıza, yeni şeylere adım atarken cesur davranmamıza, düşmenin, hata yapmanın normal bir şey olduğunu kabul etmemize karşı büyük engel teşkil ediyor. Biliyorum, şu an hala bu durumu yaşayanlar var içimizde; belki farkındasınız ama ailenize söyleyemiyorsunuz, belki de o kadar alıştınız ki bu duruma olması gerekenin farkında bile değilsiniz. Şimdiyse bunu test etmenin tam zamanı!

1) Yapmak istediklerin içinde kalıyor mu?

 Ailemiz ve çevremiz fazlasıyla düzene koydukları bir hayata alıştıkları zaman, bizim yaşımızın da getirdiği heyecan ve deli cesaretiyle yapmak istediğimiz bazı şeyler onlara çok kötü görünebiliyor. Alışılagelmiş bir hayattan kopacağımız düşüncesi, onlara yuvasından aşağı atlayan bir kuşun yırtıcı hayvanlarla mücadelesi belgeselini hatırlatıyor olsa gerek ki en ufak isteklerimizde bile hiç beklemediğimiz derecede tepkiler verebiliyorlar! Eğer siz de böyle bir durumun içindeyseniz, yapabileceğiniz en mantıklı şey kafanızın dikine gidip ailenizle aranızı bozmak yerine; yapmak istediğiniz şeyin iyi ve kötü yanlarını neden bu kadar istediğinizi kendinizden emin bir şekilde onlara anlatarak sabırla ikna olmalarını beklemek.

2) Bir sağa bir sola savruluyor musun?

 Başkalarının sözleriyle ve tecrübeleriyle hareket edenlerin yaşadığı en sık durumlardan biri de oradan oraya savrulmaktır. Çünkü çevremizde hayatımıza müdahale eden ne kadar çok insan olursa o kadar çok fikir karmaşası yaşarız. Sonrasında da gideceğimiz yönü belirleyene kadar her taraftan çekiştiren insanların baskısı altında oradan oraya savrulmaya başlarız. Hepimiz hayatımız boyunca çevremizden etkileniyoruz, kimse hayatı boyunca hiçbir şeyden etkilenmeden kendi kararlarını verdiğini iddia edemez. Ancak önemli olan çevredeki fikirleri kendi süzgecimizden geçirip sonunda bizi en çok tatmin edecek kararı yine bizim vermemiz.

3) Hayatın hakkında ne kadar söz sahibisin?

 Ailelerimizin bize verdiği en büyük zararlardan biri de toplum içindeyken, yeni bir durumla karşılaştığımızda, afallayıp hevesimizin kırılmasından korktukları için bizim yerimize konuşma istekleri. Bu durumu o kadar çok yaşıyoruz ki zamanla onların fikrini almadan insanlarla iki kelime konuşamaz, kendimizi ifade edemez hale geliyoruz. Üniversite hayatına atıldığımız andan itibaren de çekingen, fikirlerini rahatça söyleyemeyen, yanlış konuşmaktan ve çevresinin kendisiyle dalga geçmesinden korkan bireyler haline geliyoruz. Eğer hala bu gibi alışkanlıklarınız varsa şunu unutmayın ki çevrenizdeki hiç kimse bu hayata doğrular üzerinden yürüyerek gelmedi. Hepimiz düşüyoruz, hata yapıyoruz, toplum içinde çok saçma konuşmalar yaptığımız ve rezil olduğumuz anlar oluyor. Bu sanıldığı kadar anormal bir şey değil. Önemli olan doğru ya da yanlış, kendi fikirlerimizin peşinden koşmak! Başkalarının dayattığı cümlelerle asla sağlıklı ve sürekli bir iletişim kuramayız.

 Bu üç sorunun cevabını kendinize verdikten sonra hayatınızda yapmanız gereken değişiklikler olabilir. Ailemizi ikna etmek elbette kolay değil ancak sürekli birilerinin fikirlerine ihtiyaç duymak, el uzatmasını, işlerimize koşturmasını beklemekle kendimize büyük zarar veririz ve tamamen dışa bağımlı bir hayat yaşarız. Eğer kendi hayatımızı yaşamak istiyorsak yapabileceğimiz en doğru şey; bütün süreçlerin sonunda iyisiyle kötüsüyle kendi ayaklarımızın üzerinde durabilmeyi öğrenmek...