Bir önceki yazımda Pedagoji okumanın güzelliklerinden bahsetmiştim. Şimdi ise sizlere bir Pedagog olarak çalışmanın güzelliğinden bahsedeceğim. Bu mesleğin güzelliğini kelimelere ne kadar dökebilirim bilmiyorum ama umarım hislerimi sizlere az da olsa hissettirebilirim. Bakalım nasılmış bir pedagogun dünyası?

Pedagog Kimdir?

  Pedagoji kelimesi “çocuk eğitim bilimi” demektir. Buna bağlı olarak ise Pedagoglar “çocuk eğitmeni” oluyor. Aslında pedagogları sadece çocuklarla bağdaştırmak biraz bu mesleğin anlamını daraltıyor. Çünkü pedagoglar sadece çocukların değil, gençlerin, yetişkinlerin ve yaşlıların eğitimiyle de ilgileniyor. Evet, yetişkinlerin de! Çünkü çocuğun eğitimi ailesinde başlar, bu durumda da çocuktan önce ailenin doğru yollara yönlendirilmesi, onlara doğru yöntemlerin gösterilmesi gerekir. Aileyle bağlantı kurmadan, sadece çocukla konuşarak o çocuğun doğru eğitimini sağlamak fazla mümkün olmuyor. Pedagogların en iyi özelliklerinden biri çok iyi kişilik analizi yapabilmeleridir. Kişilik analizi yapabilmeleri ise aile ve çocuk iletişiminde çok işe yarıyor. Çünkü birisiyle daha konuşmaya başlar başlamaz o kişinin duygu ve düşüncelerini anlayıp ona göre hareket edebiliyor, kişileri yönlendirebilecekleri yolları seçebiliyorlar.

Pedagoglar Nerelerde Çalışabilir?

  Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu mesleğin çalışma alanı çok ama çok geniş. Ama tabii ki bu alanın genişliği uzmanlığını yaptığınız yaş gruplarına ve eğitim metotlarına göre de değişiyor. Kreşlerde, ilk ve orta okullarda, liselerde, engelli okullarında, yetiştirme yurtlarında, eğitimsel danışmanlıklarda, psikolojik rehberlik hizmetlerinde, kadın sığınma merkezlerinde, mülteci merkezlerinde, cezaevlerinde, medya ve televizyon alanında, tiyatro alanında, madde bağımlılığı tedavi merkezlerinde, huzurevlerinde, yaşlıların eğitim merkezlerinde, hukuksal alanlarda, araştırma ve deney merkezlerinde ve benzeri birçok yerde görev alabilirler.

Pedagoji Nasıl Bir Meslek?

  Size bu işin en güzel yönünden bahsedeyim mi? O minicik elleri ama kocaman kalpleri olan çocukların yüzlerindeki ufacık bir gülümsemeye sebep olmak! Bu duygunun tarifini anlatmak gerçekten çok zor… Hele ki benim gibi duygusal biriyseniz, meslek hayatınızda duygusal yönünüzün daha çok ortaya çıktığını fark edebilirsiniz. Bir çocuk güldüğünde siz de gülüp, ağladığında onunla beraber ağladığınızı görebilirsiniz. Onların ellerinden tuttuğunuzda ve size güvendiklerini hissettiğinizde, bütün dünyalar sizin olacak ve bütün yüreğinizle “iyi ki!” diyeceksiniz. Bir anne-baba size bütün samimiyetiyle teşekkür ettiğinde, sizin için iyi dileklerde bulunduğunda ise mutluluğunuz kat be kat artacak. İşin en zor yanını söyleyeyim bir de… Kısa bir süre görüşseniz dahi çocuklarla aranızdaki bağ o kadar derin oluyor ki, ayrılırken çok ama çok zorlanıyorsunuz. Bu konu özellikle de engelli çocuklarla daha da hassas. Evet çok çalışıyor, çok zorlanıyor, bazen çocuklarla başa çıkamayacağınızı düşünüyorsunuz (yetişkinlerle başa çıkmak daha da zor)… Ama bunu mesleğin kötü bir yanı olarak anlatmayacağım. Çünkü sonuca odaklandığınız için gelişmeler zor gelse de hepsine değeceğini biliyorsunuz.

Çok sevdiğim bir sözle yazımı sonlandırmak istiyorum:

Çocuklar yağmura benzer. Onları bir kaba koymaya çalışmayın. Toprak olun.

-Anonim