Biraz hayallerden bahsedelim mi? Ama hala öyle olanlardan değil. Yeryüzüne indirdiklerimizden ve hala yüzümüzde bir tebessüm ve gururla anlattıklarımızdan. Ya da hedeflerden değil de, uğruna verdiğimiz emeklerden oluşan hayaller…

  Hepimiz hayal kuruyoruz. Eğitimimizden tutun da akşam yiyeceğimiz yemeğe kadar. Her şey hakkında bir ümidimiz var. Fakat anlatmaktan o kadar çok çekiniyoruz ki bazılarını. E haklıyız da bazen; çünkü insanların kahkaha atmasından, yeterli olmadığımızı söylemesinden korkuyoruz. Oysa o hayali kurabilecek hayal gücüne sahipken, onu yapamayacağımızı düşünerek kişiliğimize neden haksızlık ediyoruz? Kendini küçümseme! Düşündüğünden çok daha fazlasısın.

  Şimdi bir hayal daha kur. Tam olarak onu gerçekleştirdiğin ana git ve mutluluğu düşlerinden oku. İşte o zaman neler yapabileceğine sen bile şaşıracaksın. Bu yüzden sadece hayal kurma, onu gerçekleştirdiğin anı düşle. Bilmiyorum, sizin hiç hayaliniz gerçek oldu mu? İnsan o anda en çok o hayali kurduğu anı hatırlıyor: Yıllardır istediğin üniversitenin kapısından girdiğinde hıçkırıklara boğulmak gibi.

  En çok da emek vermek önemli. Çünkü gerçekleştiremediğin hayaller aslında yıkım değil. Ki başarı, hedefe giderken yolda başına gelenlerdir aslında. Sınırlarını ne kadar zorladın? Daha ne kadar zorlayabilirsin? Sonunda elinde somut bir başarı olmasa da, belki de hayallerin; yolda heybene attıklarındır.

  Bir de her şeyin ateş pahası olduğu şu dünyada düşlemek bedavayken biraz tembellik mi yapıyoruz ne? Tamam kabul ediyorum, hayalleri gerçekleştirmek bedava değil. İşte tam da o anda ‘’Değer mi?’’ diye soruyorsun ya. Sorma! Çünkü şu hayatta değmeyen tek bir şey bile aklına düşmez, emin ol.

  Bu bir döngü ve sen nefes aldığın sürece bitmeyecek. Önemli olan senin bunu nerede bıraktığın. Sonuna gelip daha büyük bir hayale adım attıysan kendinle gurur duy. Fakat hala sadece düşlüyorsan, birine hayalinden bahset ve konuşurken kendini dinle. İşte o zaman kovalamaya başlayacaksın!