Merhaba HÜHB sakinleri, ben Arzu. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği 3. sınıf öğrencisiyim. Bugün size kendi tercih hikayemden bahsedeceğim, biraz yanlış tercih, biraz şanssızlık barındıran bir hikaye.

2016 yılında, tabii o zamanlar YGS-LYS var, üniversiteye yerleştim. YGS-1 sıralamam 31253, YGS-2 sıralamam ise 33939 (sayısal olduğum için bu puanlara bakmam gerekiyordu) gelmişti. Biraz üzülsem de kendimi bırakmayıp LYS için çalışmaya devam ettim ama bizim dezavantajımız YGS Mart ayında yapıldığı için LYS’ye yeterince vakit ayıramıyorduk. İçimiz rahat etmiyordu. En azından benim ve arkadaşlarım için durum böyleydi.

LYS bittikten sonra asıl sancılı süreç başlamıştı. Biz sınava hazırlanmanın zor olduğunu düşünürken aslında sonuç beklemek ve tercih dönemi daha da zormuş. İnsan deneyimleyerek öğreniyor bazı şeyleri.

LYS sonuçlarında ise MF-1 (matematik ağırlıklı bölümler) sıralamam 27684, MF-4 (mühendislik ve teknik programlar) sıralamam ise 26765 gelmişti. Normalde MF için 4 puan türü var ama benim hikayem bu ikisini içerdiği için diğerlerini vermedim ama birbirine yakındı hepsi.

11. sınıftan itibaren mühendis olma ve ODTÜ’de okuma aşkıyla yanıp tutuşan ben, sonuçlarımdan yeterince tatmin olmamıştım. Çünkü ODTÜ’nün mühendislik bölümleri gerçekten yüksek sıralamalar gerektiriyordu ve ben yeterli değildim. Tercihlerimi sadece ODTÜ değil, Ankara’daki diğer üniversitelerin mühendislik bölümlerinden yana kullandım. Ama içten içe sadece ODTÜ’de okumak istiyordum, artık ne bölüm olursa olsun ben ODTÜ’ye gideceğim demiştim (oysa ki ne kadar yanlış bir düşünceymiş, zamanla anladım). Tüm tercihlerim mühendislikti, sadece araya ODTÜ’den iki tane öğretmenlik yazdım: Matematik Öğretmenliği (22 bin civarındaydı) ve İlköğretim Matematik Öğretmenliği (29 bin civarındaydı).

ODTÜ Kimya Mühendisliği (25 bin civarı) gelir diye hayal ediyordum ancak düşündüğüm gibi olmadı. Yerleştirme sonuçları açıklandığında, ODTÜ İlköğretim Matematik Öğretmenliğini gördüğümde sırf ODTÜ olduğu için çok sevinmiştim. O günkü sevincimi hala hissedebiliyorum. Çok istiyordum çünkü ODTÜ’yü. Bir süre sadece bu sevinçle idare ettim, peki ya mühendislik hayallerim?

Her öğrencide olduğu gibi ben de ortalamamı yüksek tutup yatay geçiş yaparım dedim. Ne kadar zor olabilirdi ki ilk sene dersleri zaten? Bol bol çalışır, istediğim bölüme geçerdim. Tabii ki düşündüğüm gibi olmadı.

Ankara’ya yerleştim (ODTÜ yurtlarında değildim ama yeni giren herkese neredeyse çıkıyor, dışarıda kalan pek olmuyor bu konuda rahat olabilirsiniz), ben arkadaşımla kalmayı tercih ettim. Ama içimde bir huzursuzluk vardı. Oysa ki çok istediğim, hep hayallerini kurduğum yerdeydim ama bir şey eksikti. Eksik olan şeyin ne olduğunu içten içe bilsem de kendime itiraf etmem biraz zaman aldı.

İlk sene hazırlık okuduğum için çok anlamamıştım istemediğim bir bölümde olmanın ne kadar zor olduğunu. ODTÜ’nün hazırlığının da gerçekten zor olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim, ona göre tercih edin!

1. sınıfa başladığımda derslerin gerçekten ilgimi çekmediğini fark ettim, ilgini çekmeyen derslere çalışmak ne kadar zor, bilirsiniz. Yani benim ortalama yapma hayallerim suya düşmüştü. Çünkü içimden gelmiyordu, zorlanıyordum, istemiyordum. Bir yandan geleceğimi göremiyordum, upuzundu tünel. Ucunda ışık da yoktu. Kendime çıkış yolları aramaya başladım.

Merkezi yerleştirme puanı ile yatay geçiş diye bir uygulama varmış. Hiç duymamıştım ve hiç aklıma gelmezdi okulumu ve bölümümü değiştireceğim. Ama artık dayanamıyordum, istediğim bu değildi. Sadece sevdiğim okulda olmak yetmiyordu. ODTÜ’yü çok seviyordum, her şeyiyle. Ama yeterli değildi. Kendime bir çıkış yolu bulmuştum, iyice araştırdım. Okulları araştırdım, bölümleri araştırdım tekrardan. Yeni bir tercih dönemindeydim, bu sefer tek fark sınava girmeyecektim ama daha stresliydi.

Yerleştirme puanımın yettiği bölümlere başvurabiliyordum, ODTÜ’yü ne kadar çok sevsem de kalmak istemedim orada çünkü yorulmuştum, zorlanmıştım ve tekrar burada yapamamaktan korkuyordum. Dolayısıyla tercihlerimi İstanbul’dan yana kullandım ve İTÜ, YTÜ ve Marmara Üniversitesi’ne başvurdum. Yatay geçiş için her okula tek tek başvurmak gerekiyor, her okulun istekleri farklı.

Uzun, yorucu ve zorlu bir süreç sonunda 2018 yılında İTÜ Kimya Mühendisliğine geçiş yaptım. ODTÜ herhangi bir dil belgesi vermediği için tekrar İngilizce Yeterlilik Sınavına girdim ve geçtim. Ancak ne yazık ki yurt çıkmadı, İTÜ yurtları konusunda ne yazık ki yetersiz kalıyor. ODTÜ’de ortalamamı yüksek tutamadığım için KYK bursum kesildi ve krediye döndü. Geçiş yaptığımda KYK kredimi de nakil yaptırmam gerektiğini bilmediğim için bir ay kredim yatmadı ama sonrasında düzeldi ve bir sonraki ay 2 aylık kredi yatırdılar. KYK yurdu çıkmadı ne yazık ki. Yatay geçiş listesi biraz yavaş ilerliyor. İTÜ’de ilk hafta derslere giremedim çünkü yatay geçiş öğrencileri ders seçimini okul başladıktan sonra yapıyor. Ufak tefek problemlerle karşılaşıyorsunuz, yeni bir şehirde, yeni bir okulda olduğunuz için biraz gerilseniz de aslında hepsine değiyor. Şimdi dönüp baktığımda zorluk gibi bile gelmiyor. Çünkü 2 yıldır gerçekten istediğim bir bölümdeyim, geleceğimi görebiliyorum, keyif alarak derslerime çalışıyorum ve mutluyum!

Eğer çok istediğiniz bir üniversitede istediğiniz bölüm tutmuyorsa ama yine de oraya gitmek istiyorsanız bence yazdıklarımı bir düşünün. İnanın böyle yazıldığı gibi kolay geçmedi, zorlayıcı ve yıpratıcı bir süreçti. Gözyaşları ve hayal kırıklıklarıyla doluydu. Evet sonu güzel ama buraya kolay gelmedik, öyle değil mi?

Detaylı bilgi isterseniz, fikir danışmak isterseniz bana ulaşmaktan çekinmeyin lütfen! Elimden geldiğince yardımcı olmak isterim. Aşağıda sosyal medya hesaplarımın linki var, her zaman yazabilirsiniz.

Umarım hayallerinizin hayatlarınız olduğu yeni bir sayfa açarsınız kendinize, bolca şans!

Serinin 4. bölümü için tıkla!