"Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür." demişti Hazreti Muhammed. "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlere bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?" demişti Atatürk. Neden hepimiz sessiziz? Sesimizi çıkarmak için tekrar bir kadının daha öldürülmesi mi gerekiyor? Yarın unutacağız biz Emine'yi, Tuba'yı, Şule'yi... Biz unutacağız da Emine'nin kızı unutacak mı annesinin ölüm anını? Tuba'nın kızı uyuyabilecek mi geceleri ağlamadan? Şule'nin annesi ve babası onu düşünmeden durabilecekler mi?

 Geçtiğimiz Temmuz ayında tam 31 kadın öldürüldü. Resmi verilere göre tabii. Bu kadınlardan 16’sı ateşli silahla, 5’i kesici aletle, biri boğularak, 3’ü darp edilerek öldürüldü. Biri yüksek bir yerden şüpheli bir şekilde düşerek ölürken 5 kadının ise nasıl öldüğü tespit edilemedi. Kadınların 16’sı evde, 7’si sokak ortasında öldürüldü. Öldürülen kadınların biri gölde, biri nehirde, biri ormanda, biri sulama kanalında ve biri de piknik alanında bulundu. Diğer 3 kadının ise nerde öldürüldüğü bilinmiyor. Neden mi öldürüldüler?

 5 kadının ölümü şüpheli, 16 kadının ise neden öldürüldüğü bilinmiyor. Diğer kadınların 2’si boşanmak, 4’ü ayrılmak ve 4’ü de başka konularda kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.
Eski cinayet, taciz veya tecavüz olaylarından hatırlarsınız belki; "Gecenin bu saati orada ne işi vardı?" Üzerinde bu vardı." gibi savunmalarda bulunuldu. Biz kadınlar köle değiliz. İstediğimizi giyebilme ve istediğimiz saatte dışarı çıkabilme hakkımız var. Öğretmen, mühendis, doktor olabileceğimiz gibi istersek ev kadını da olabiliriz. Kafeslere sokulamayız.

 Şule'nin, Özgecan'ın, Tuba'nın, Emine'nin, Büşra'nın, Fatma'nın, Ayşe'nin ölümünden en az öldüren kişi kadar toplum da sorumlu. Erkek çocuk büyütürken "Erkektir, yapar.", kız çocuk büyütürken "Aman kızım gülümseme yanlış anlarlar." dediler, biz de müsaade ettik buna. Erkekler yaparken, kızlar eve kapatıldı. Büyüyüp birer kadın olup haklarını aradıklarında da erkekler de şiddeti kendilerinde hak gördüler. Ama bunun yanlış olduğunu öğretmeliyiz.

 İlk ailede büyür çocuk, ailesi erkek çocuğa 'Erkekler ağlamaz.' dememeli. Çünkü onların da duyguları var, canları acıdığında ağlayabilir, korkabilirler. Aileden sonra okulda öğretilmeli; bir insana iyi davranmanın cinsiyetle alakası olmadığını, sadece insan olduğu için iyi davranılması gerektiğini. Sonra toplumu anlamaya başlıyor çocuklar. 'İnsanlar böyle davranıyor ve kimse sesini çıkarmıyor. O zaman bu doğru bir şey, ben de yapabilirim.' diye düşünüyor çocuk. Özellikle çocuklar uslu dursun diye televizyon açılıyor ve anında şiddet içerikli bir dizi karşımıza çıkıyor. Kız çocuğu düşünüyor; bana birileri vurduğunda ses çıkaramam çünkü beni öldürebilirler. Erkek çocuk da düşünüyor; ben kızlara istediğimi yapabilirim. Küçükken öğretemezsek bunları, ilerde bu düşünceyi alıp yerine başka bir şey koymak neredeyse imkansız bir hal alıyor. Örneğin çocuğunu böyle yetiştiren anne-babalar. Onlara, bu yanlış diyemeyiz. Çünkü biz anlatsak da onlar doğruyu böyle biliyor, böyle büyüdüler.

 Daha fazla kadın şiddete, tacize, tecavüze kurban gitmesin. Yolda yürürken size, çevrenizdekilere; gözle, elle veya herhangi bir şekilde taciz edilirse sesinizi çıkarın. Eğer ben susarsam, sen susarsan, biz susarsak gittikçe büyüyecek bu zihniyet. Biz istediğimiz gibi çalışacağız, güleceğiz, giyineceğiz ve gezeceğiz. Artık yürümeyen bir ilişkimiz olduğunda yollarımızı ayıracağız. Bunlar bizim en doğal haklarımız ve hiç kimse bizi bunları yaptık diye suçlayamaz, suçlamamalı.

 Çocuklarının mezuniyetini, ilk kez birine aşık olmalarını, kazanacakları okulları görmeyecek annelerden; hayalleri olan, daha birçok kez gülecek olan çocuklardan, meslek hayalleri olan genç kadınlarımızdan özür dileriz. Çünkü sizin elinizden sadece canınızı almadılar, hayatınızı da aldılar. Özür dileriz Emine; ilk yardım bilseydik keşke. Özür dileriz Özgecan. Özür dileriz Tuba. İsmini sayamadığım yaşıtlarım, büyüklerim sizden de özür dileriz. Özür dileyemeyeceğimiz kadar çok kadının ölümüne sessiz kaldığımız için, elimizden bir şey gelmediği için de özür dileriz.