Dünya’nın her yerinden birçok insanı kendine hayran bırakan dahilerin şaşırtıcı hastalıklarını biliyor musunuz? Eğer bilmiyorsanız onların engel gibi gözüken hastalıklara karşı nasıl vazgeçmediğini göreceksiniz. Bazılarının eserlerine yansıyan bu hastalıklar, bazısının da sosyal hayatındaki ilişkilerin iyice bozulmasına sebep oldu. Aslında karşılarına çıkan hastalıkları onları dahi olmaktan alıkoymadı. Azim ve hırsla başarılı olma yolunda devam ettikleri, pes etmedikleri için bugünün dahileri oldular. Belki de onlardan çıkarmamız gereken en büyük ders onlara engel olmayan hastalıklarıdır.

İşitme Engelli Bir Müzik Dahisi Beethoven

  Beethoven 17 Aralık 1770 tarihinde Almanya Bonn’da saray orkestrasında müzisyen olan bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası müzisyen olduğu için Beethoven’daki müzik yeteneğini hemen keşfetmiş ve oğlunun bu yeteneğini farklı şekilde kullanmaya çalışmıştır. Beethoven, babasının kötü alışkanlıkları nedeniyle aile bütçesine yardım etmek için 13 yaşında saray bandosunda viyolist olarak çalışmaya başlar. 17 yaşındayken Mozart’tan ders alır ve onunla konserlere katılarak kendisini geliştirir. Bunun ardından annesini kaybeder. Bu durum Beethoven’ı çok sarsmış ve o da melankolik davranışlar sergilemeye başlamıştır. 30’lu yaşlarına doğru yavaş yavaş işitme zorluğu çekmeye başlar ve bu durumu kimsenin bilmesini istemez. Kendisini bunun bir geçici rahatsızlık olduğuna dair ikna etmeye çalışsa da rahatsızlığı gittikçe artar. Zamanla garipleşen davranışları insanların dikkatini çeker. Dikkat çeken davranışlarına dalgınlığı sebep olarak gösterse de kimse buna anlam veremez. Çünkü bir müzik dahisinin işitme engelli olabileceği mümkün değilmiş gibi gözükür.

  Zamanla piyano tuşlarının dahi sesini duyamaz hale gelir ve piyano yapan arkadaşlarından yüksek ses çıkaran piyano yapmalarını istemiştir. Sağırlığı ilerledikçe insanlardan iyice uzaklaşır. Kardeşlerine bıraktığı vasiyette bunun sebebini şu şekilde ifade ediyor: ‘’İnsanlara sesli konuşunuz, bağırınız çünkü sağırım demek mümkün değil. Bu yüzden hayatımdaki herkesten uzaklaşmamdan başka çare yok. Bunun için sizden özür diliyorum.’’ Hayatının geri kalanında hiçbir insanla sohbet edemeyeceğini ve bu durumun ümitsizliğini “Az kalsın hayatıma son verecektim” diyerek açıklıyor. Fakat Beethoven bu sağırlığına rağmen ölümünden 3 yıl önce 9. senfonisini yazar ve orkestrayı kendisi yönetir. Sağırlığını fark eden arkadaşları Beethoven’ı değil yanındaki şefi takip etmelerini söylese de gösteri bittiğinde herkes Beethoven’ı alkışlar. Çünkü işitme engelini müziğine bir son olarak görmemiş ve hayatının sonuna kadar pes etmemiştir.

  İşitme Engelli bir dahinin muhteşem eseri

Disleksi hastası fizikçi Albert Einstein

  Birçoğumuzun bildiği gibi Albert Einstein disleksi hastasıdır. Disleksi; okuma, yazma, matematik problemleri çözme gibi becerilerde problem yaşanan bir öğrenme bozukluğudur. Düşünebiliyor musunuz? Fizik, Kimya, Matematik alanlarında dahi olan, IQ'su gelmiş geçmiş insanlar arasında en yüksek sayabileceğimiz bir dahi! Peki bu öğrenme bozukluğu yüzünden aptal olarak nitelendirilen Einstein nasıl bir bilim adamı oldu? Hastalığı ona engel oldu mu?

  Albert Einstein aynı zamanda Asperger sendromuna da sahiptir. Sosyal iletişimin zayıf olması, içe kapanıklık, beceri zayıflığı ile otizme benzeyen bu sendromun farkı dil ve konuşma becerisinde gerilik olmamasıdır.

ALS Hastası Bilim Adamı Stephen Hawking

  Yakın bir tarih olan 14 Mart 2018’de kaybettiğimiz muhteşem bir fizikçi. 21 yaşında üniversite öğrencisiyken yürümesini, konuşmasını, zihinsel fonksiyonlar hariç bütün hücrelerini etkileyen ALS hastalığına yakalandığını öğreniyor. Buna yakalandığı zaman Stephen Hawking’e 2 yıllık bir ömür biçiliyor. Konuşma yetisini kaybedince, dış dünyayla bir bilgisayar yardımı ile iletişim kurmaya başlıyor. Fiziksel olarak kaslarını hareket ettiremese de bu onun düşünmesine ve üretmesine engel olamıyor. Hayatının sonuna kadar tekerlekli bir sandalyeye mahkum edilen bu adam yapıyor bunları. Hiçbir fiziksel engeli olmayan insanlar ise bunu tam tersini yapmaya devam ediyor. Tüketmeye yani. Sizce de komik değil mi? Stephen Hawking'den öğreneceğimiz en önemli şey; düşünme, öğrenme ve öğrendiklerini paylaşma azmidir.