Her sene başında ajanda tutmaya karar verip asla başlayamayanlardan mısınız? Ya da bir hevesle güzel ajandalar alıp başladıktan sonra devamını getiremeyenlerden misiniz? Evet dediğinizi duyar gibiyim, ben de öyleyim! Bence bu yöntem bizi düzenli bir hayata geçmeye ikna edebilir.

   Bullet Journal, basitçe tanımlayacak olursak yapılacak işleri planladığın ajanda tutma yöntemi. Kişiye zaman, motivasyon ve üretkenlik kazandıran bir sistem. Çocukluğunda bir çeşit öğrenme bozukluğu yaşayan Ryder Carroll tarafından bulunmuş. Zaten güzel buluşlar hep ihtiyaçlardan doğuyor!

Peki Bullet Journal’ımızı nasıl hazırlayabiliriz?

   İlk olarak kendimize güzel bir ajanda ediniyoruz. Aslında bunun için en uygun olanları içi noktalı olanlar. Çünkü Bullet Journal’ın en önemli özelliği kendin tasarlıyor olman. Noktalı kağıtta çizimler yapman çok daha kolay olacaktır ve tabii yazı yazman da.

   Tasarımı tamamen kendi yaratıcılığına ve zevkine kalmış. Renkli kalemlerle, desenli bantlarla, çeşitli post-itlerle süsleyebilirsin. Minimal çizimler yapabilirsin. Fosforlu kalemlerinle önemli yerleri vurgulayabilirsin.

   Yıllık hedeflerini, aylık, haftalık ve günlük planlarını yazabilirsin. Gerçekleştirebildiğin her hedef ve plan seni daha çok motive edecektir. Ayrıca bazen yoğun dönemlerin olacaktır, o dönemlerde strese girdiğinde ajandan sana her şeyin kontrol altında ve planlı olduğu hissini verecektir.

   Okuduğun kitapları, izlediğin filmleri, gittiğin tiyatro ve konserleri de yazabilirsin aslında. Geriye dönüp baktığında keyif aldığın aktiviteleri hatırlamak seni daha fazlası için heveslendirebilir.

   Hoşuna giden, ders aldığın, bakış açını değiştiren sözleri de aralara serpiştirirsen tadından yenmez bence!

Daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.