Hangi dili öğrenirsek öğrenelim, çoğumuz için kendimizi daha yetersiz gördüğümüz ama gelişmeye son derece açık olarak alan kuşkusuz ki dinleme ve konuşma becerileridir. Öğrendiğimiz dilbilgisi kuralları oldukça gerekli ve faydalı olsa da eğer dinlediklerimizi bu kuralları kullanarak cevaplayamıyorsak, öğrenme süreci son derece faydalı geçmiş sayılamaz. Umarım bu yazıda belirteceğim birkaç madde, kendinizi daha güvensiz hissettiğiniz bu konularda size yardımcı olabilir!

 

1) Verilmek istenen mesaja odaklanın.

   Hem dinleme hem de konuşma becerisi için en önemli kurallardan biri bu: konunun odak noktasını belirlemek. Örneğin dinleyici konumunda bulunduğunuz bir konuşmada, karşınızdaki konuşmacının hangi noktayı ısrarla vurguladığını ve örnekler vererek açıklamaya çalıştığını dikkatle inceleyin. Bu görüşe benzer/zıt düşüncede yapacağınız yorumları uygun dilbilgisi kurallarıyla iletmeye çalışın. Veya sizin konuşmacı olduğunuz durumlarda, dinleyicilerin rahat takip edebilmeleri ve sorularınızı yanıtlayabilmeleri için belli bir düzende ilerleyin.

 

2) Farklı aksanları ve konuşma biçimlerini inceleyin.

   Nasıl Türkçe’de farklı lehçeler ve şiveler varsa, öğrendiğiniz dilde de konuşulduğu bölgelere göre pek çok aksan farklılığı var. Örneğin İngilizce, daha en başta İngiliz, Amerikan veya Avusturalya olmak üzere pek çok bölüme ayrılırken; Amerikan İngilizcesi de bulunduğu coğrafya dolayısıyla güney ya da kuzey gibi farklılıklar gösteriyor. Haliyle durum böyleyken tek bir ‘İngilizce’ öğrenmek de oldukça zor; öğrenciler olarak pek çok farklı etkiye her an açığız. Bu yüzden herhangi bir dil öğrenirken mümkün oldukça farklı söyleyişlere maruz kalmak hem dinleme hem de konuşma yeteneğimize oldukça faydada bulunur.

 

3) Hemen çevirmeye başlamayın.

   Özellikle dinleme becerilerini geliştirmede önemli bir yer kaplayan bu maddeyi uygulaması oldukça zor olsa da, uzun zamanda size getirileri inanılmaz olacaktır. Konuşma yapıldığı esnada her kelimeyi tek tek yakalayarak kendi dilinize çevirmeye çalışmak, daha sonra da uygun cevabı düşünüp tekrar hedef dile çevirmek, pratikte oldukça zorlayıcı ve zaman alıcı bir yanıtlama şekli. Bunun yerine yapılan konuşmanın genelinin anlaşılmaya çalışılması veya anlaşılamayan noktalar için açıklama talep edilmesi, sizin için oldukça kurtarıcı olabilir. Bir dili öğrendiğiniz zaman, artık o dilde rahatlıkla düşünebiliyor olduğunuz zamandır; kendinizi anında çeviri yapmaya zorlamayın, uzun öğrenme sürecini hedeflediğiniz dilde düşünmeye/yanıtlamaya çalışarak kolaylaştırmayı deneyin.

 

4) Podcast/Sesli Kitap dinleyin.

   Ülkemizde daha yeni yeni yaygınlaşmaya başlasa da, podcast veya sesli kitap kültürü, öğrenme çalışmalarınızı oldukça kolaylaştıracak önemli bir etken. Öğrendiğiniz dilin fonetik kurallarını duyarak öğrenmek ve hangi kelimelerin hangi bağlamlarda kullanıldığını saptamaya çalışmak, size kendi konuşmalarınızda fayda sağlayacağı gibi, dile olan yatkınlığınızı da arttıracaktır. Tamamen kişiye göre şekillenen uygulamalar olduğu için, istediğiniz yerde ve istediğiniz zaman, herhangi bir konuyla ilgili podcast dinleyebilir; uzun zamandır adını duyduğunuz ama bir türlü başlayamadığınız bir kitabı sesli şekilde bitirebilirsiniz. Eğer podcast’le ilgili daha fazla bilgi ya da tavsiye edinmek isterseniz, bu yazıyı da okuyabilirsiniz!

 

5) Hata yapmaktan korkmayın.

   Tüm bu tavsiyelerin arasında en faydalı olanı kuşkusuz ki tekrar tekrar pratik yapmak. Bu süreçte dikkat etmeniz ve odaklanmanız gereken tek şey ise kendi bireysel gelişiminiz. Özellikle anadili olarak sizin öğrendiğiniz dili konuşan kişilerle bir araya gelmekten ve sohbet etmekten çekinmeyin, bulduğunuz her fırsatı pratik yapmak için kullanın. Hata yapmaktan veya konuşurken yanlış kelimeler kullanmaktan çekinmeyin, unutmayın ki yaptığınız hataları her an düzeltebilir ve daha kalıcı bir öğrenme gerçekleştirebilirsiniz.

 

Umarım tüm bu tavsiyeler sizlere dil öğrenme sürecinde oldukça katkıda bulunur, bol bol pratik yapmayı ve dili özümsemeye çalışmayı unutmayın!