Küçük Prens’i bilmeyenimiz yoktur, okumayanımız da. Eğer okumadıysanız hemen okumalısınız. Antoine de Saint-Exupéry’nin yazdığı Küçük Prens, bir çocuk kitabı olmasına rağmen çok derin anlamlara ve gerçekten düşündürecek sözlere sahiptir. Küçük Prens’in; yaşamın doğası, sevgi, dostluk ve daha fazlası hakkında çok derin temalara değindiği açıktır. Hatta felsefi konular bile ele alınmaktadır.

 Özetleyecek olursak hikaye, Sahra Çölü’ne düşen bir pilotu anlatıyor. Pilot uçağını tamir etmeye çalışırken küçük bir çocuk ortaya çıkıyor ve ondan bir koyun çizmesini istiyor. Böylece hem yürek veren hem de kalp kıran garip, esrarengiz bir arkadaşlık başlıyor.

“Tüm yetişkinler bir zamanlar çocuktu… Ama sadece birkaçı bunu hatırlıyor.”

 “İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.”

 “Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan bahsettiğinizde, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman onu tanıdıklarını sanırlar. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.

 “Peki insanlar nerede?” dedi küçük prens. “İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.” “İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi yılan. “Arada pek fark yoktur.”

 “Yetişkinler hiçbir zaman kendi başlarına bir şey anlamazlar ve çocukların her zaman ve sonsuza dek kendilerine bir şeyler anlatmaları yorucu olur.”

 “Kendini yargılamak, diğerlerini yargılamaktan çok daha zordur. Kendini doğru bir şekilde yargılamayı başarırsan, o zaman gerçekten bilge olursun.”

 “İnsan günbatımını çok üzgün olduğunda seviyor.”

 “Senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gün dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. Halbuki, aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir. Ama gözler gerçeği görmez ki. Yüreğiyle aramalı insan.”

 “Kelebeklerle tanışmak istiyorsam, tırtıla katlanmayı öğrenmem gerekiyor.”

 “Bir şeyi anlamaya çalışırken neyi dikkate almam gerektiğini bilmiyordum. Sözlere değil, yapılanlara bakmalıydım.”

 “Her gün aynı saatte gelmelisin. Örneğin öğleden sonra dörtte gelirsen ben üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim. Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. İnsanın gelenekleri olmalıdır.”

 “Sadece çocuklar ne aradıklarını biliyor.”

 “Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir.”

 Sizin en sevdiğiniz alıntılar hangileri?