Öncelikle bunu okuyan sayın okur, senden hayattan epeyce keyif almanı istiyorum. Gireceğin bir çalışma temposunu, bir dönemi kabul et ve onun senin için bir kamp olduğunu düşün. Bir süreliğine hayatında aynısı olmayacak bu dönemin de keyfini çıkar. Kendini asla ama asla unutma. Çalışacağın ortamı sen oluştur, kendine en sevdiğinden bir içecek yap, dilersen bir çiçek besle. Hiçbir dönem için kendi hayatını atlama! Hayattan daha keyifli bir imtihan, mücadele yok.

   Aşağıdaki mottolar senin duvarına çok yakışacak! Benden söylemesi İngilizce olması bir avantaj. Çünkü, İngilizceye ihtiyacın olacak, illa ki! 

 

1. You are not born a winner, you are not born a loser. You are born a chooser.

Bir kazanan ya da kaybeden olarak doğmazsın. Bir seçici olarak doğarsın.

    Evet bu kesinlikle doğru! Her birimizin içine aynı derece serpiştirildi biraz ilham, biraz motivasyon biraz da başarı. Ama bunu kontrol etmek, arttırmak veya azaltmak tamamen bize bırakıldı. İşte bundan sonrası tamamen bizim seçimlerimizle alakalı. Kendini başarılı görmek istiyorsan başarılısın, kazanmak istiyorsan elbet kazanacaksın. Hiç bir şey yapmadığını anladığın an kabul et başarısızsın! Sana sunulmuş hayatı layığıyla yaşamayı bıraktıysan eğer, güzel şeylerin kendiliğinden gelmesini bekleme. Kendi yolunu, kendi bakış açını, kendi dünyanı bul. Sonrasında onu dilediğin gibi güzelleştir, hayallerine adım adım yaklaşmanın keyfini çıkar. Hayallerin bu yolda değişebilir, onlara olan ilgin azalabilir. İşte bu da bu yolculuğun en keyifli kısmı. Kaybeden olma yolda buldukların ve bıraktıklarınla tahmin ettiğinden çok daha fazlasını kazanıyorsun.

 

2. You are capable of more than you know.

Bildiğinden daha fazlasını yapabilirsin.

   Kim bilir henüz keşfedemediğin ne kadar çok güzellik var içinde. Bize sunabileceğin ne cevherler var daha! Düşündüklerinle sınırlı değil yaptıkların, yapacakların. Kendini keşfetmek için fırsatlar aradığın kadar ve hayal kurduğun kadarsın. Bazen çevrenkiler bile farkında olmayacak senin gücünün. Şunu unutma ki birilerinin ne dediği o kadar da önemli değil aslında.

 

3. Push yourself because, no one else is going to do it for you.

Kendinizi itin çünkü bunu kimse sizin için yapmayacaktır.

   Hayatında ki en büyük desteğin kim? Kim her zaman yanında? Cevaplar tahminen şöyle olacaktır; ailem, en yakın arkadaşım vb. Bana sorarsan sensin! Kendinle baş başa kalıyorsun, imtihanlara tek başına giriyorsun. Bir şeyleri yapmak konusunda en çok sen it kendini. Hatta bırak her şeyi, gevşe ve düşün. Yapmaman için ne sebep olabilir ki sana? Zorla kendini, sınırlarını aş. Yarat kendi bahçeni sonra dilediğin gibi süsle onu.

 

4. Losers quit when they are tired. Winner quit when they’ ve won.

Kaybedenler yorgun olduklarında bırakır. Kazananlar ise kazandıklarında bırakır.

   Bazen insan öyle bir anda bırakıyor ki, bir sonra ki adımı aslında yolun sonuydu, başarıydı. Hayatın bizim için planını bilemiyoruz hiçbir zaman. Ancak, öylece bıraktığımız hiçbir şey bize bir şey kazandırmayacak. Kazananlar her zaman iyi veya kötü onları sonuçlandıranlardır.

 

5. Don’t stress. Do your best. Relax and rest.

Stres yapma. En iyisini yap. Rahatla ve dinlen.

   Hepimizin insan olduğunu unutmamalıyız. Yoruluyoruz, yorulacağız ve elbette dinlenmeye ihtiyaç duyacağız. Kendimize ne kadar iyi bakarsak, o kadar üretken, verimli oluruz. Bedeninize ihtiyacı olan şeyleri verirseniz, o da size yapacaklarınız için güç verir. O tatlı heyecan dışında yapılan stres yapabileceğimizden çok daha azını yapmamıza sebep oluyor. Kafanda her şeyi kurarsın, hazırlarsın ama bir anda hepsi gider. Bunun en mutlak sebebi stresi kontrol etmeden başlamaktır. Hiçbir zaman hiçbir şey dünyanın sonu değildir. Yapabileceğinizin en iyisini yapmak için olayları gözünüzde büyütmemeye çalışın.