Merhaba! Bugün sizi eğitime yeni bir soluk getiren öğretmen Cevat Ayna ve onun Mutlu Öğrenme Sınıfı ile tanıştıracağız! Cevat Öğretmen eğitim sistemindeki sıradanlığa ve ezber mantığına karşı çıkıp kendi sınıfında yepyeni bir düzen oluşturdu. Özellikle öğretmenlik okuyanlar sözüm size; yaratıcılığın, hayal kurmanın ve yaparak-yaşayarak öğrenmenin bolca bulunduğu bu sınıf size yepyeni bir pencere açacak!

Ev Rahatlığında Eğitim!

 Cevat öğretmen, günümüz eğitim sisteminde ve öğretmenlerin donanımında 21. yüzyıl becerilerinin eksikliğini fark etti ve bu eksikliği gidermek için kendine bambaşka bir sınıf kurdu. Bu sınıfta yeşil bir tahta ya da arka arkaya dizilmiş sıralar yok! 21. yüzyıl becerileri olarak nitelendirilen konulardan bazıları şunlar:

-Hayat boyu öğrenme

-Problem çözme

-Yaratıcılık ve yenilikçilik

-İşbirliği ve liderlik.

 Öğrencilerin mezun olup işe başladıklarında grup halinde çalışamadıklarını fark eden Cevat öğretmen, bunun ancak eğitim ile desteklenebileceğini düşünüyordu. Bu sebeple sınıf düzenini değiştirmeye sıralardan başladı. Sıraları işbirliği içinde çalışmaya uygun hale getirdi. Bunun yanında bireysel olarak çalışabilecekleri ve bunları yaparken de keyif alabilecekleri bir ortam oluşturmayı amaçlayan Cevat öğretmenin sınıfında bir ranza bile var! Çocuklar bu ranzada kitap okuyabiliyorlar. Ama bu ranzanın bir merdiveni yok! Çocuklar ranzaya nasıl çıkacaklarını kendileri buluyorlar. Ranzanın önündeki halata tırmanarak ranzaya ulaşan çocuklar, hem fiziksel açıdan gelişiyor hem de problem çözme becerilerini geliştiriyor. Tüm bunlara ek olarak sınıfta bir piyano bulunuyor ve çocuklar müzik dersini piyano eşliğinde işliyor. Mutlu Öğrenme sınıfı adını verdikleri bu sınıfta, bakımını öğrencilerin üstlendiği bir de kedi bulunuyor ve gün sonunda öğrenciler sınıfın temizliğini de kendileri yapıyorlar. Bu sayede çocuklar, müfredatın dışında kalan birçok yaşam becerisini erken yaşta öğrenme şansı yakalıyorlar.

 Cevat Öğretmenin bir konuşmasını dinleme şansı yakaladım ve orada anlattığı bir anıyı size aktarmak istiyorum. Hem bu sayede kurduğu düzeni ve bu düzenin öğrenciler üzerindeki inanılmaz etkilerini daha iyi görmüş olursunuz:

 Öğrencileri Cevat öğretmene kamp yapmak istediklerini söylüyorlar. Cevat öğretmen de ''Neden olmasın?'' diyor. Fakat hikayenin devamında öğretmen, öğrencilerin eline getirmesi gerekenler ile ilgili bir liste tutuşturmuyor. Henüz ilkokul 4. sınıf düzeyindeki öğrencilerinden,

-Kamp yapmak için gereken malzemelerin listesini,

-Olası durumlar karşısında alabilecekleri önlemlerin neler olduğunu,

-Gerekli malzemelerin nereden alınacağı ile ilgili araştırma yapmalarını,

-Malzemelerin fiyatlarını araştırıp en idealini seçmelerini,

-Tüm bunlar için bir bütçe planı çıkartmalarını,

-Gerekli olan bütçeyi nasıl bulabileceklerini öğrenmelerini istiyor.

 Ben bunu ilk duyduğumda o yaştaki çocukların tüm bunları nasıl yapabileceklerini çok merak etmiştim. Ama tüm sınıf işbirliği içinde kafa kafaya verip hepsini ama hepsini yapmayı başarmışlar ve o kamp gerçekleşmiş. Tek bir etkinliğin çocuklara öğrettikleri saymakla bitmez. Bu çocukların her biri ileride:

-Piyasa araştırması yapmayı,

-Plan yapmayı,

-Bütçe hesaplamayı,

-Parayı yönetebilmeyi,

-Para kazanmayı,

-Grup halinde çalışmayı,

-Farklı kaynaklardan araştırma yapmayı ve verileri karşılaştırmayı bilen yetişkinler olacak.

 Tek bir etkinlik hayatın her yerinde kullanabilecekleri birçok beceriyi beraberinde getirdi. Oysa öğretmen, öğrencilere bir liste verseydi çocukların kazandığı tek beceri listedeki nesneleri tanıyıp çantaya yerleştirmek olacaktı. Ama yaparak-yaşayarak öğrenme modeli çocukların her anlamda gelişimine olumlu yönde birçok katkı sağlamış oldu.

 Cevat Ayna yaptığı tüm bu çalışmalar kapsamında ''Başöğretmen Atatürk Onur Ödülü'' almıştır. Dilerim ki her öğretmen çocukların ihtiyaçlarını görüp bu ihtiyaçlara cevap verebilecek uygun öğrenme modelini ve ortamını geliştirebilir. Dilerim ki her çocuk ona en uygun eğitimi alabilir. Bunlar için öğretmenlere ve velilere epey yük düşüyor. Yükü göğüsleyecek cesareti ve gücü bulmak için çocukların gözlerine bakmayı unutmayın. Güç orada!