Herkese merhaba sevgili HÜHB okurları! Burada okumaya alışık olduğunuz eğitici, öğretici, ilham verici, harekete geçirici ve şaşırtıcı yazıların yanı sıra farklı tarzda bir yazı ile karşınızdayım, şayet biraz içimi dökeceğim. Keşke böyle bir durum olmasaydı da bu yazıyı hiç yazmasaydım. Başlıktan da anlayacağınız üzere belki de duymaktan bıktığınız koronavirüsten, korunma yollarından ve bu zorlu süreci Erasmus’ta deneyimlemek zorunda kalan öğrencilerden bahsedeceğiz. Yazıya geçmeden önce “Erasmus+ Öğrenim Hareketliliği Nedir, Nasıl Katılabilirim?” başlıklı yazımı incelemek isterseniz linki buraya bırakıyorum.

 Erasmus öğrenimleri sırasında koronavirüs salgını ile karşı karşıya kalan binlerce öğrenci mevcut ve maalesef ben de bu öğrencilerden biriyim. Ben Polonya’da yaşıyorum. Onca emekten ve zahmetten sonra tam geldik demişken şimdi de böyle talihsiz bir durumun içerisinde bulduk kendimizi. Koronavirüs aslında bizler yurt dışına çıkmadan önce de gündemdeydi fakat kimse Avrupa’da bu kadar ilerleyeceğini tahmin edememişti. Her öğrenci ne hayallerle geldi okuyacağı şehirlere. Güya Avrupa’yı gezecek, turistik yerlerde fotoğraflar çekinecek, hediyelik eşyalar alacaktık. Öğrencilik hayatımızın en büyük şansını doyasıya yaşayacak, tadını çıkaracaktık… Gelgelelim kendimizi bu salgının ortasında buluverdik. Yine de karamsar olmamaya çalışıyorum çünkü sonsuza kadar sürecek değil sonuçta. Umarım herkes önlemini alır, sorumlu davranır ve sağlıklı bir şekilde bu süreci atlatabiliriz.

Polonya’da Koronavirüs Durumu Nasıl?

 Polonya’ya gelmeden önce koronavirüs vaka sayısı kaçtı bilmiyorum galiba yoktu ya da ben ciddiye almamıştım. Sonradan vaka sayısı artmaya başladı. Başta 20’lerdeydi. Okulların 2. haftasına girmiştik, daha her şeyi keşfedememiştik bile. Öğretmenimiz “okullar tatil olmazsa haftaya görüşürüz” dedi ders bitiminde. İşte o zaman durumun ciddiyetini kavradık. O gece okulların 3 hafta tatil olduğu duyurusu yapıldı. Şu an yaklaşık 1 hafta oldu ve vaka sayısı 111’i, ölüm sayısı 3’ü buldu.

 Birkaç arkadaşım Türkiye’ye döndü. Resmi kurumlar Erasmus öğrencilerine kalmalarını ve bulundukları ülkede geçerli olan kurallara uymalarını tavsiye eden bir bildiri yayınladı. Fakat karar yine de bize ait. Kimisi ailesi ısrar ettiği için döndü, kimisi korktuğu için, kimisi de yurda kapanmak istemediği için. Ben asla karar veremedim ne yapmak istediğime fakat 2 gün önce Polonya Hükümeti yurt dışı ulaşımı durdurdu ve benim yerime karar vermiş oldu bir bakıma.

 Peki, bizim vaktimiz nasıl geçiyor? Okullar online eğitim üzerinden devam ediyor. Anadolu Üniversitesinin açık öğretim sistemini bilen varsa, tıpkı öyle bir sistem. Alışveriş merkezleri, sinemalar, müzeler ve buna benzer birçok yer, restoranlar, kafeler, barlar kapatıldı. Sadece süpermarketler, eczaneler, hastaneler ve bankalar açık. Bence çok geç olmadan Türkiye’de de alınması gereken bir önlem. Arada bir süpermarketlerin kapanacağı dedikodusu yayılıyor ama inanmak istemiyorum, başka yiyecek alabileceğimiz bir yer mevcut değil. Market konusuna girmişken, eminim herkes merak ediyordur burada da tuvalet kağıdı stoklayan çılgınlar var mı diye. Evet, var ama o kadar abartmamışlar. Paketli ekmek bulamadık, açıklarından almak zorunda kaldık ve buzluğa attık. Makarnalar bir markette tükenmişti, diğerinde bulduk. 1 haftalık stok yaptık, umarım marketler kapanmaz.

 Gelelim sokaklardaki duruma. Tahmin edeceğiniz üzere sessiz. Biz de yurttan çıkamıyoruz korkumuza. Önlemimizi alıyoruz, markete veya kısa yürüyüşler yapmaya çıkıyoruz sadece. Yurtta vakit dizi izleyerek, uyuyarak, bazen ders çalışarak ya da yemek yapıp yiyerek geçiyor. Tam kilo aldıracak bir yaşam tarzı anlayacağınız. Umarım bu durum uzun sürmez, herkesin akıl ve vücut sağlığı için.

Koronavirüs’ten Korunma Yolları

 Öncelikle en güvenilir kaynaklardan biri olan Sağlık Bakanlığının koronavirüs için oluşturduğu web sitesinin linkini şuraya bırakıyorum. Bu sitede her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz. Ayrıca şu PDF’i de elden ele herkese ulaştırmanızı tavsiye ederim.

 Her yerde ellerinizi yıkayın diye bas bas bağıranları duyuyoruz. Ben artık rüyamda bile durmadan ellerimi yıkıyorum. Ellerimizi yıkıyoruz yıkamasına ama doğru yıkıyor muyuz? Bunun için de bir linkim var. Eller doğru bir şekilde nasıl yıkanır videolu öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayın.

 El dezenfektanı veya kolonya kullanımı meselesine gelirsek, bunlar sadece ellerinizi yıkayamayacağınız bir ortamdaysanız başvurmanız gereken korunma yollarıdır. Örneğin sokaktayken veya su ve sabun bulunmayan yerlerde ellerinizi dezenfekte etmeniz gerektiğinde. İçeriğinde bulunan alkolden dolayı aşırı kullanımda vücut floranızı bozabilirler, dikkat edelim.

 Çoğu kişinin gözünden kaçan bir meseleye gelelim, sürekli elimizde tuttuğumuz cep telefonlarımız. Ellerimizi yıkıyoruz yıkamasına ama ya cep telefonlarımız? Kirli ellerimizle onlara dokunuyor hatta suratımıza sürüyoruz. Sokaktayken cep telefonunuza dokunmanızı asla tavsiye etmiyorum. Ama mecbursanız yüzünüze değdirmemenizi, ellerinizi temizleyip de dokunmanızı veya kirli elinizle dokunduysanız bile telefonunuzu da dezenfektanlı bir ıslak mendille temizlemenizi öneririm.

 Son olarak maske meselesine gelelim. Bu konuda çok fazla tartışma mevcut. Ben de maskeleri yalnızca hastaların veya kendini hasta hissedenlerin kullanmasından yanayım. Çünkü bütün kaynaklar virüsün hava yoluyla değil, damlacık yoluyla yayıldığı konusunda hemfikir. Bu konu ile ilgili de bir video linki bırakıyor ve artık kaçıyorum. Aşağıda Sağlık Bakanlığı web sitesinde bulduğum son derece faydalı afişler mevcut. İncelemenizi tavsiye ederim. Sağlıcakla kalın…