Kahve!

   Kahve hayatımızın vazgeçilmezleri arasında. Yediden yetmişe herkesin içmeyi sevdiği, bir sürü türü olan bir nimet belki de.

   Bir fincan kahveyi; sınav haftasında yorgunluktan ölüp bitmiş bir garip öğrencinin yanı başında,  dedikodu yapmaya toplanmış teyzelerimizin masasında küçük bir çikolata ile servis ettiği toplanmalarda veya kız isteme merasimlerinde damadın elinde bol tuzlu olarak görebiliriz.

   Her toplumun yapışıyla değiştirdiği kahveler aynı zamanda o toplumun kültüründe de yer bulmuş kendine.

   İçtiğimiz kahve çeşitlerinin nasıl ortaya çıktıklarına, adlarının nereden geldiğine bir göz atalım.

Öncelikle kahvenin tarihine bakarsak; anavatanı Etiyopya olan kahve bitkisinin keşfinin 500 ila 800 yılları arasında olduğu biliniyor. Arap yarımadasında ilk kez yetiştirilmiştir ve yine Araplar tarafından ticaretine başlanmıştır.

 

Türk Kahvesi

   Bizim için her şey bir yana Türk kahvesi bir yana. Bir rivayete göre Türk kahvesi, ilk öğünden sonra içildiği için kahveden önce anlamına gelen "kahvaltı" olarak türetilmiştir. Peki nerden çıktı bu Türk kahvesi?

   Osmanlı’nın kahveyle tanışmasında iki rivayet vardır. Birincisi Suriyeli iki kişinin 1554’de İstanbul’a getirdiği, ikinciside Yemen valisi Özdemir Paşa’nın tadına hayran kalarak kahveyi İstanbul’a getirmiş olabileceği. Önceleri sarayda yapılan bu kahve bir süre sonra açılan kahvehaneler ile halk arasında da yayılmaya başlamış. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve bu yapımla Türk kahvesi adını alıyor. Diplomatik ilişkiler ve savaşlarla birlikte Osmanlıdaki kahve kültürüyle Avrupa’da tanışıyor. Ayrıca şunu belirtmeliyim ki Türk kahvesi dünyanın en ince çekilen kahvesi olarak bilinmektedir.

 

Espresso

   Espresso, İtalyanlar’a özgü bir kahvedir. Sertliği bakımından genellikle uykumuzu açmamıza yarayan bu kahve, kahvenin orijinal tadına en yakın halidir. Espresso adı, çok çabuk servis edildiği için İtalyancada ki “ekspres” sözcüğünden gelmektedir.

 

Americano

   Espressonun sıcak su eklenerek seyreltilmiş halidir. Birçok yerde Amerikan askerlerinin kahvesi olarak geçmektedir. 2.Dünya Savaşı’nda İtalya’da bulunan Amerikan askerleri kahvecilerde sert içimli espressoyla karşılaşmışlar. Ağız tadlarına uymayan bu kahveyi daha yumuşak içimli hale getirmek için sıcak su ekleyerek içmeye başlamışlar. Bunu gören İtalyan kahveciler dükkanlarına bir Amerikan askeri geldiğinde kahveyi onların içtiği gibi servis etmeye başlamış ve bu kahvenin adınada Americano ismini vermişler.

 

Cappuccino

   Kahveyle sütü karıştırma fikrinin ilk olarak Kapuçinli keşişler tarafından uygulandığını biliyor muydunuz? O dönemde İtalya’da veba salgısını olduğundan, içecekleri su ile yapmaktan kaçınıyorlardı. Sudan mikrop kapmamak adına Kapuçinli keşişler kahveyi sütle buluşturmuşlar ve cappuccino isminin kaynağını oluşturmuşlar.

 

Latte

   Latte yine İtalya’dan çıkmış bir kahve çeşitidir. İtalyanca’da “latte” kelimesi süt anlamına gelmektedir. Buharla ısıtılmış sütün içine espresso eklenmesiyle oluşur. Yumuşak içiminden dolayı çok tercih ettiğimiz kahvelerdendir. E ne fark var ki cappuccino ile latte arasında? Hemen söyleyelim, ikisini birbirlerinden ayıran sütün ısıtılma şeklidir. Cappuccino'nun süt tabakası daha kıvamlı daha köpüklü iken lattede daha ince bir köpük vardır.


Bu yazının üstüne bir kahve güzel gider. En sevdiğiniz kahve çeşidini yorum olarak bırakabilirsiniz. Kahveli günler dilerim!