''Ya başaramazsam ?" "Ya benimle dalga geçerlerse?" "Başaramadığımı, yapamadığımı düşünecekler!" gibi endişe dolu bu cümleler çoğumuzun düşüncelerini ele geçiriyor ve kendi hedeflerimizi baltalamamızı sağlıyor. Aslında kendi kendimize verebileceğimiz en büyük zararı bu düşüncelere kapılar veriyoruz. Kafamızın içinde sürekli bu sesler var. Bizi engelleyen gerçek potansiyelimizi ortaya çıkarmamıza izin vermeyen bir çeşit manipülasyon.

Çoğunlukla çevremizdeki insanların "Sen bunu mutlaka başarmalısın, başarmak zorundasın’’ gibi telkinlerine maruz kalıyoruz. Bunlarla büyüyor, kendi zihnimizde başarısız olmayı bir suç haline getiriyoruz. Her işimizi yaparken veya her yeni işe başlayacakken önümüze kocaman bir engel olarak çıkıyor. Korkuyoruz, çekiniyoruz, iyice içimize kapanıyoruz. Daha işe başlamadan o işin sonunu kafamızda başarısızlıkla bitiriyor, insanların bizi yargıladıklarını, dalga geçtiklerini, küçümsediklerini gördükçe bütün hedeflerimizden vazgeçiyoruz.

Ben sosyal fobiyi başarısızlık korkusu ile ilişkilendiriyorum. Başarısızlık korkusu zamanla fobiye dönüşüp, kişinin kendisiyle iç savaşına, hesaplaşmasına dönüyor. Kendini toplumda soyutluyor.Bence her iki sorununda kaynağı özgüvensizlik, utangaçlık, çekingenlik.

Peki bunu nasıl çözeceğiz ?

Kabullen

Öncelikle bunu kabullenin. Başarısızlıktan korktuğunuzu, toplumdan çekindiğinizi kendinize itiraf edin ve bunun doğru bir davranış olmadığını fark edin. Hepimizin eşit olduğunu bu koca evrenin hepimize eşit derecede değer verdiğini unutmayın. Kimse sizden üstün değil. Maddi olarak sizden daha çok imkanlara sahip olsa da veya sizden çok daha zeki olsa da kimse kimseden üstün değil. Aynı Dünya da yaşıyoruz ve her gün değerlendirmemiz için bize verilen zaman aynı. O zamanı nasıl değerlendirdiğimize göre diğerlerinden ayrılırız. İsraf etmeyi seçmekte doğru kullanmayı bilmekte bizim elimizde.

Korkmamayı Öğren

Aslında temel madde bu. Başarısızlıktan, insanlardan korkmamak. Korkunun hayatımızı yönlendirmesine izin veriyoruz. Karşımıza çıkan bir fırsatı değerlendirmekten korkuyoruz. Hedeflerimize ulaşmaktan korkuyoruz. 'Ya benimle konuşmak istemezlerse' diye düşünüp arkadaşlık kurmaktan bile korkuyoruz. Buna bir dur demeli ve kendi hayatımızın iplerini elimize almalıyız. Her şeyden korkarak nereye kadar yaşamımızı devam ettirebiliriz ki? Girdiğimiz sınavdan düşük alsak hayatımız mı mahvolacak? Veya oynadığımız bir spor maçını kaybetsek hayatımız boyunca bizimle dalga mı geçecekler? Bunların hiçbiri olmayacak. 1-2 güne unutulacak ucunda ölüm olmayan şeyleri çok fazla düşünüp kafaya takmak sizce de israf değil mi? Hayatta elbette başarı sağlanmak istenir fakat bazen de hayal kırıklığı yaşanmalıdır ki; sonrası için atılan adımlar daha sağlam olsun ve yaptığımız hatalar sonucu doğan başarısızlıktan tecrübe alalım. Spor maçlarında yenilmek istemiyor musunuz? veya Sınıfın içinde size bir soru sorulduğunda öğretmeninizin yargılayıcı bakışları altında kalmak istemiyor musunuz? O zaman daha çok çalışın. Korkunuzu hırsa çevirin. Tekrardan aynı duruma düşmemek için hırslanın ve elinizden gelenin en iyisini yapın. Bunu yaptığınızda korkunuzun sizi geri planda tutmak yerine daha iyisi olmak için zinde tuttuğunu fark edeceksiniz. Engelleri avantaja çevirin.

Kendini Suçlama

Elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı varsayalım. Bir proje için çok çalıştınız, gece gündüz uyumadan bütün emeğinizi, enerjinizi verdiniz ve gerçekten iyi bir iş çıkardığınız düşünüyorsunuz. Öyleyse siz zaten kazanmışsınızdır. O projeyi sunduğunuzda iyi not alamasa veya yeterli görülmese bile siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı biliyorsunuz. Projenizin kabul edilmemesi sizin yetersiz olduğunuzu, zeki olmadığınızı veya çok çalışmadığınızı göstermez. Bazen karşı tarafın beklentileri farklıdır. Başkaları için kendinizi suçlamayın. Eğer sizin vicdanınız rahatsa ve iyi bir iş çıkardığınızı düşünüyorsanız siz zaten galipsiniz. Önce kendinizi düşünün ve kendinize önem verin.

‘Hayır’

Çoğu kişi karşısındakini kırmamak için, vereceği tepkiden korktuğu için veya o işi yapmak zorundaymış gibi bir hisse kapıldığı için reddetmeyi, hayır demeyi bilmiyor. Kendi sorumluluklarımızın yanında bir de bizden istenilen ama bizim yapamayacağımız yapmak istemediğimiz işlerin bize dayatılması hoş bir durum değil. Özgüveni eksik, çekingen birçok kişi de bunu reddedemiyor ve karşısındaki insanın ondan yararlanmasına izin veriyor. İnsanlara hayır demek ayıp bir şey değil. İstemiyorsanız yapmak zorunda da değilsiniz. Tek bir işi yapamamak beceriksizlik göstergesi değildir. Hepimizin yetenekleri ve ilgi alanları farklı konular üzerine olabilir. Her işi yapmaya kalkışıp üstesinden gelemeyince baştan savma iş yapmak o işi yaptığınız anlamına gelmez.

Utangaçlık, çekingenlik, sosyal fobi, başarısızlık korkusu, bunlar bizim asıl potansiyelimizi ortaya çıkarmamızı engelleyen durumlardır. Başarı merdivenleri yorucu ve engellerle dolu bir şekilde bizim onu tırmanmaya başlamamızı bekliyor. Engellerin her zaman karşınıza çıkacağını ve sizi hedeflerinizde uzaklaştırmaya çalışacağını unutmayın. Gayret göstermeden, çabalamadan kim gerçek başarıya ulaşabilmiş ki zaten. Güçlükler başarının değerini arttırır. Engeller sizi daha da güçlendirsin. Geriye dönüp baktığınızda engellerden korkup kaçtığınız değil, pes etmeyip onlarla baş ettiğinizi görün.

Yapabileceğimiz şeyleri yapmaya başlarsak, kendimizi hayretler içinde bırakacak sonuçlar alırız.