"Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada, bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir." - Adam Fawer

   Hepimizin umudunu kaybettiği, pes edip vazgeçtiği zamanlar olmuştur. Bütün çabalarımıza rağmen bir türlü sonuca ulaşamadığımız, karşımıza çıkan engellerden yorulduğumuz zamanlar. Çabalarımızın çöpe atıldığını, denemekten yorulduğumuzu hissederiz. Böyle zamamanlarda pes etmemeli, engellerin üstesinden gelip hedefimize ulaşmalıyız.

   Ama bazen vazgeçmek, pes etmemekten daha önemlidir. Binlerce kez deneyip başarısız olmuşsak önce kendimizi sorgulamalıyız. ‘Ben gerçekten bu işi yapmak istiyor muyum?’ veya ‘Neden başarısız oluyorum?’ Eğer bu soruların cevapları sizi o işi yapmaya teşvik etmiyorsa ipleri biraz gevşetmeli ve gerçekten neyde başarılı olmak istediğinizi bulmalısınız.

Pes Et!

   Etrafta sürekli ‘Sakın pes etme!’ ‘Şimdi vazgeçersen pişman olursun.’ gibi cümleler duyuyoruz. Bu bir yönden doğru. Kendinize bir hedef koyduysanız ve karşınıza çıkan engeller sizi zorluyorsa pes etmemek gerekir ama bazen ulaşmak istediğimiz hedefe giden yol bizim için doğru olmayabilir. Gerçekten ihtiyacımız olan başarı o işin sonunda değildir. Doğru noktada vazgeçmeyi bilmek bir stratejidir. Peki, bu doğru noktayı nasıl anlayacağız? Pek çoğumuz şu anda harcadığı zamana veya enerjiye değmeyecek projelerle besleniyor. Bunun bir kayıp olduğunu ancak gerçekçi olduğumuzda fark ederiz. Örneğin hayatlarını sevmedikleri işte çalışarak geçiren insanlar. Zamanında vazgeçmeyi bilmedikleri için, kendi yeteneklerinin farkına varmadıkları için, şu an hafta sonlarını iple çekiyorlar. Belki de bir gün sevecekleri bir işin önlerine çıkmasını bekliyorlar. Gerçekleşmeyecek hayaller bize boş umutlar getirir. Sınırlarınızı zorlayın ve gerçekten hangi işi hangi yolla yapmanız gerektiğini düşünün. Böyle durumlarda vazgeçmekten korkmamalısınız. Her vazgeçiş bir pes ediş değildir.

Farklı Yollar Dene!

   Büyük bir hevesle, motivasyonla başladığımız işler zaman geçtikçe bir hayal kırıklığı olurlar. Motivasyonumuz düşer hevesimiz kaçar çünkü anlık bir arzudur ve gerçekte bizim asıl istediğimiz, bize en uygun olan şey değildir. Bizler bunun çözümünü işi kökünden sökerek, yani tamamen vazgeçerek bulduk. Ama bu da yanlış. Örneğin büyük bir hevesle kitaplar alırız ama aldığımız kitapların kaçını okuruz? Sağlıklı beslenmeyi hedefleriz ve bir sürü sağlıklı yiyecekler alırız ama yanımızda biri ufacık bir çikolata yediğinde kendimizi tutamayız. Düzenli olarak ders çalışacağım deriz ama kendimizi farklı işlerle uğraşırken buluruz. Böyle durumlarda işi kökünden söküp bitirmek yani kitap okumaktan, sağlıklı beslenmekten veya ders çalışmaktan vazgeçmemeliyiz. Sadece o kitabı okumaktan, o ders tekniği ile çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Önceliklerimizi, hoşlandığımız şeyleri tanımalı ona göre bir yol izlemeliyiz.

Kendini Tanı!

   İnancımızı kaybettiğimiz, sıkılıp bunaldığımız durumlarda kendimizi zorlamamalı ona harcadığımız zamanı gerçekten başarılı olabileceğimiz bir işte harcamalıyız. Kendimizi yıpratarak değil kendimizi tanıyarak devam etmeliyiz. Bir işi başaramadığımızda onu kökünden söküp atmamalı başka teknik ve yöntemler kullanarak denemeyi öğrenmeliyiz. Öğrenme süreci her birey de farklıdır. Kimileri dinleyerek kimileri okuyarak öğrenir. Siz hangi yoldan en verimli öğrenmeyi elde ediyorsunuz?

   Başarının anlamı kişiden kişiye göre değişir. Bazılarına göre ne kadar çok emek verirsen o kadar çok yükselen bir kavramdır. Bazılarına göre ise tamamen manevi açıdan yaptığınız işin sizi tatmin edip etmediğidir.

   Nerede vazgeçip nerede vazgeçmeyeceğimizi kavramak çok önemli. Bu yüzden bizim için en doğru olan yolları öğrenmeliyiz. Kendimizi tanımak yapacağımız her işte önemli bir yer kaplıyor.