Holden’ı bilirsiniz, hayata karşı bakış açısı şaşırtıcı bir ergen. Birkaç günlük yaşamını anlattığı bu kitapta yer yer hayata karşı tespitlerde bulunuyor ve birçoğunda bizi birkaç saniyeliğine durduruyor. Birçoğumuzun bu ergen kitabı sevmesinin en büyük nedeni de bu herhalde, Holden’ın düşündükleri… Gözden kaçırmış olanlara, unutanlara, yine duymak isteyenlere; Holden Caulfield’in gözünden hayat!

 Hepimizi yoran insanlar vardı, belki de Holden’ı yoranlar biraz fazlaydı…

 ‘’… ya da hafta sonu için evine gitmiş olduğunu bilmeyecek kadar salaksa, bunu ona söylemek için kendimi perişan edecek değildim yani.’’

‘’En korktuğu şey, birinin ondan daha akıllıca bir şey söyleyecek olmasıydı. Buna çok gülerdim, çok.’’

''İnsanlar bazen, bir şeyin tümüyle doğru olduğunu sanırlar.''

''Eskiden onu pek akıllı sanırdım, o aptallığımla tabii. Öyle sanmamın nedeni; tiyatro, edebiyat ve bütün bu zırvalıklar üzerine çok şey bilmesiydi. Birisi bu konularda pek çok şey biliyorsa, onun aptal olup olmadığını anlayabilmeniz epey zaman alıyor."

 Birçok şey hakkında düşüncesi var kitaplar ve ördekler gibi…

"Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor."

"İşin gülünç yanı; bir yandan böyle palavra sıkarken, bir yandan da başka bir şey düşünüyordum. Ben New York'luyumdur. Central Park'taki gölü düşünüyordum, şu Güney Central Park'taki yapay gölü. Göl donup buz tuttuğunda, ördeklerin nereye gittiğini merak ediyordum. Acaba, biri kamyonla gelip onları hayvanat bahçesi gibi bir yerlere mi götürüyordu, yoksa kendileri mi uçup gidiyorlardı?"

 Holden için ölüm bedensel bir yok oluştan ibaret sadece.

"Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın,Tanrı aşkına; özellikle de hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli insansa?"

‘’Böyle şeyler yapmak çok aptalca, kabul ediyorum, ama siz Allie’yi tanımadınız.’’

Her ne kadar illegal bir hayat yaşıyor gibi görünse de Holden hepimizden daha nahif bir insan…

‘’... büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta –yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.’’

''Bir şeylere üzülüyorsam, tuvalete gitmem gerekse bile gitmem. Üzülmekten gidemem. Üzülmeyi bırakıp gidemem.''

Ve son olarak, kitabın son cümlesiyle biz de size elveda demek istedik. Belki de en anlamlı düşüncesi Holden’ın;

"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."