Her başarı, düşünceye değil eyleme dayanır. Düşünceler eylemin babası olsa onları gerçekleştirmedikten sonra yok olur giderler. Ne olursa olsun, hedeflerimize ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağız ve yaşamak istediğimiz hayatı yaşayacağız! Peki bunu nasıl yapacağız? Bu zorlu ve yıpratıcı süreçte bize bir nebze de olsa iyi gelecek bir “onaylama” ile buradayım. Theodore Roosevelt’in 1910 yılında yaptığı konuşmadan bir alıntı. Kendisi New York, Amerika Birleşik Devletlerinin 26. başkanı. Ayrıca 1906 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.

 Kendinize bunu yüksek sesle, her gün tekrar edin. Kelimeleri okumayın, hissedin!

“Önemli olan eleştirmen değildir; güçlü insanın nasıl tökezlediğine ya da eyleme geçenlerin nasıl daha iyi olacağına işaret eden kişi değildir önemli olan.

Saygınlık, arenada olan, yüzü toz, ter ve kanla gölgelenen adama aittir; cesurca çabalayan, hata yapan, tekrar deneyen. Çünkü hatasız ve eksiksiz çaba yoktur. Saygınlık, başarmak için gerçekten mücadele edenin, büyük istekleri ve bağlılıkları olanın; kendini değerli bir amaca adayanın, en iyi ihtimalle sonunda üstün başarının tutkusuna ereceğini, en kötü ihtimalle başaramayacağını ama hiç değilse büyük cesaret göstererek başaramayacağını bilenindir.”

 Ben bu konuşmayı ilk kez duydum ve gerçekten çok etkilendim. Harekete geçirici bir gücü var sanki, siz ne düşünüyorsunuz?

 Farklı olmanın en iyi yolu, diğer insanların yapmayı reddettiği şeyleri yapmaktır.

 Yaşamak istediğiniz hayatı elde etmenin en iyi yolu, diğer insanların ne düşündüğü hakkında endişelenmeyi bırakmaktır.

 Başarılı olmanın en iyi yolu, herkesi göz ardı etmek, acele etmemek ve her şeyi denemektir.

 Hem çok deneyimli, hem çok yetenekli, hem çok zeki hem de güçlü bağlantıları olan bir insan olamayız belki. Ama her zaman diğer insanların yapmak istediklerinden daha fazlasını yapabiliriz. Bu aralar her şey bize karşıymış gibi görünse bile, çabalarımız bizi er ya da geç istediğimiz yola ulaştıracaktır.

 Denemekten vazgeçmeyelim.