Hepimiz İnci Küpeli Kız eserini görmüşüzdür. Hatta Kuzey’in Mona Lisa’sı diye bahsedilir ondan. Hakkında öyküler yazılmış, filmler çekilmiş fakat onun kim olduğu her zaman bir soru işareti olarak kalmıştır. Herkes İnci Küpeli Kız’ın kim olduğunu merak eder fakat tabloya can veren, ışığın ve rengin ustası, barok sanatçısı Vermeer’i ise duymayan o kadar çok insan var ki. Bugün inci küpeli o kızı 1665 yılından bugüne taşıyan sanatçıdan bahsetmek istedik size!

Yaşamı

 Johannes Vermeer, 1632 yılında Hollanda’da doğmuş ve 43 yılın ardından hayata gözlerini yummuştur. Bu kısa yaşamında ise üzerinde saatlerce konuşulabilecek tablolar bırakmıştır. Hollandalı birçok ressamın aksine İtalyan sanatçıları da incelemiş ve kendine has bir tarz oluşturmuştur.

 Yaşamının büyük bir döneminde geçim sıkıntısı yaşamıştır. Fakat bu durum sanatını asla etkilememiştir. Fazla tablo yapıp satmak yerine tek resmi üzerinde aylarca uğraşmıştır. Işığı ve renkleri kullanan en usta ressamlardan biri olan Vermeer, yaşadığı sıkıntılara rağmen lacivert taşı gibi birçok pahalı rengi kullanmaktan kaçınmamıştır.

Sanatı

 Sanatçı, kompozisyonlarında genellikle çevresinde gelişen olayları ve ev yaşamını resmediyordu. Bu konular sanat tüccarlarına göre fazla bireyseldi ve ünü Delft şehri dışına çıkamamıştı. Konular ev yaşamına ait olduğu için perspektif alanında kendisini çok fazla geliştirmişti. Hatta bazı eserlerinde çivi izi olduğu söylenir, çiviyi sabitleyip ip yardımıyla perspektif çizdiği düşünülür.

 Eserlerine bakınca her şeye dokunabileceğinizi düşünürsünüz. Çünkü ışığı ve gölgeyi resimde çok iyi yansıtmıştır. Kompozisyonlarında genellikle sol taraftaki pencereden gelen ışıkla oda aydınlanır.

 Hollanda’da kadının ev yaşamındaki yeri ev işleri yapmak ve çocuğa bakmaktı. Kültürlü görülen bir kadının içki içmesi hoş karşılanmazdı. Vermeer bu yargıya her zaman göndermeler yapmıştır. Kadını sosyal hayatın içinde çizmiş hatta bir resminde içki içtiği için uyuyakalmış bir genç kadını resmetmiştir.

İnci Küpeli Kız

 Kuzeyin Mona Lisa’sı denir İnci Küpeli Kız’a. Kim olduğu bilinmeyen, Vermeer’in hizmetçisi ya da kızı olduğu düşünülen kız her zaman çok merak edilir ve birçoğumuz işin bu kısmına odaklanırız aslında hiçbir önemi yokken. Dokunabileceğimizi düşündüğümüz o inci, kalın bir katmanla boyanmış fakat fırça izleri yok edilmişti. Resim ve fotoğrafı cümle içinde yanlış kullanan kişileri yanıltmayacak bir resim hatta. Çünkü resme bakınca bir fotoğrafa bakıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Tabii bu da Vermeer’in ışık ve gölge oyunlarından kaynaklanıyor.

 İnciyi taktığına göre zengin bir ailenin kızıydı ya da İnci Küpeli Kız filmindeki gibi Vermeer’in eşinin küpesini takmıştı… Aslında sanatçının asıl amacı inciyle saflığı anlatmaktı.

 Birçok ressam resmini göstermek değil okutmak istemiştir. Altına yazdıkları hikayeyi bulmaları için resme ufak ipuçları serpiştirirler. Vermeer de bunu ustaca yapan bir ressamdı. Bazen bir inciyle bazen de resme çizip ardından sildikleriyle. Şüphesiz sanat tarihinde derin izler bırakan birçok ressamdan biri Vermeer. Maddi sıkıntı çektiği dönemde bile resmini tüm o özeniyle hazırlamıştır ve bizim kendimize bulduğumuz o nedenlerin, aslında bir bahane olduğunu unutmamamız gerektiğini hatırlatmıştır. Her ne yapıyorsanız yapın, Vermeer gibi yapın ve sadece hayatınıza değil, insanların hayatına da yön verin.