Hey sen! Kitap kurdu! Dev raflar binlerce kitapla çevrili, hem yenisi hem eskisi, kalını ve incesi, rengârenk, yılların eskittiği kapaklar, burnuna gelen mis gibi sayfa kokusuna ne demeli? Akıllı telefonların ve teknolojinin esiri olduğumuz bu yüzyılda, değeri bilinmeyen koca kütüphaneler! Nedir ne değildir, hangi imkanlarından nasıl faydalanılır?  Bu yazımız kitapları ve okumayı seven herkes için…

 


1) Yüzlerce, hatta binlerce kitap! 

   Kitap konusunda en zengin mekanlardan biri hiç şüphesiz kütüphanelerdir. Romanlar, şiirler, hikaye kitapları... Ansiklopediler, sözlükler, araştırma dergileri, gazete sayıları ve daha binlercesi. Çok eski bir yıla ait gazete sayısına, istediğin bir konuyla ilgili derin bilgi için ansiklopediye, tez çalışman için dergilere ihtiyacın olacak. Bunların hepsine ulaşabileceğin derya deniz bir alan, kütüphane! 

   Benim kitap alacak param yok demek, okumamak için bir bahane değil. Kütüphanelerin ödünç kitap servisi sayesinde istediğin kitabı okumak için alabilirsin. Bunun için kütüphane üyeliği gerekli tabii ki. Hala bulunduğun şehirdeki kütüphaneye üyeliğin yoksa en kısa sürede yaptırabilirsin. Dilediğin kitabı 2-3 hafta gibi bir süre içinde alıp okuyabilir ve iade edebilirsin. 



2) En güzel ders çalışma mekanı! 

   Kütüphaneler yalnızca kitapların olduğu bir mekan değil, ders çalışmak için en uygun yerlerden bir tanesi. Vize ve final haftalarının vazgeçilmezi... Sabaha kadar açık olan kütüphaneler, bardak bardak tüketilen kahveler, bitmek bilmeyen geceler, erkenden gidip yer kapma telaşları, sessiz ve sakin ortamda verimli çalışmak! Öyle kütüphaneler var ki, sınav haftalarında sabaha kadar öğrencilere sıcak çay ve çorba ikramında bulunuyor. Tamam kabul, evimizin yerini tutamaz ama böyleyken de sıcacık bir yuva hissi uyandırmıyor mu size? 

   Sürekli aynı yerde ders çalışmak bir süre sonra öğrencilerde odaklanma sorunu ve isteksizliğe sebep olabiliyor. Canın yurtta veya evde ders çalışmak istemediğinde, konsantre olamadığında, gürültüden çalışamadığında kütüphaneye koşabilirsin. O gün evde ders çalışmak yerine bir farklılık yap, al kitaplarını kütüphaneye git! Sakinlik, sessiz ortam, uyumluluk... ve yalnız değilsin, herkes çalışıyor baksana! Birden ortamın havasına ayak uyduracak ve kendini zevkle ders çalışıyorken bulacaksın. 


3) Tarihimizi saklayan koca bir hard disk! 

   Kütüphaneler tarihimizin, kültürümüzün ve değerlerimizin korumasını en güzel şekilde yapan, gelecek nesillere aktarılmasında ve muhafaza edilmesinde rol oynayan oldukça önemli yerlerdir. Adeta bir hard disk görevi görerek geçmişle ilgili istediğimiz tüm bilgilere her an ulaşmamızı sağlar. Dışarıdan belli olmasa da ve kişiler tarafından değeri bilinmese de aslında çok önemli bir hazinedir. Siz değerini bir de tarihçilere ve yıllara meydan okumuş profesörlere sorun! 
 


4) Söyleşi ve etkinliklerin merkezi! 

   Kütüphaneler haftasında ve daha bir çok özel günde kütüphanelerin gerçekleştirdiği organizasyonlara katılabilirsin. Etkinliklerin şehirden şehire farklılık gösterebileceğini söyleyelim ki, neden benim bulunduğum yerde hiç etkinlik olmuyor deme. Kitap söyleşileri, kitap tahlilleri, çeşitli konularda konferanslar, hatta çok sevdiğin o yazarın imza gününe dahi katılma şansını yakalayabilirsin. 

   Bu etkinliklerin başında Gezici Kütüphane geliyor! Bulunduğu yerde kitaplara ulaşımı olmayan, şehrin uzak semtlerinde veya ilçelerde, köylerde yaşayan vatandaşlara belirli günlerde araç yardımıyla kitap hizmeti sunuluyor. Yani kitaba ulaşamamak bir bahane olmaktan çıkıyor, kitaplar ayağınıza geliyor...

 

5) Bilinmeyen bir terapi...

   Yine bu satırlarda bahsettiğim şeylerin tadını yalnız kitap kurtları bilir diyerek söze başlayacağım, diğerleri darılacak bana. Kütüphane dedik, ders çalışılır, ödünç kitap alınır dedik... Bunun yanında kitap okumayı çok seven, tabiri caizse kitap kurtlarının asıl evleridir kütüphaneler. İlla bir ihtiyacınız olmasına gerek yok, araştırma ders çalışma vs... bu sebepler olmadan da girebilirsiniz kütüphanelere. Hem de kitap okumak için! Evde sıkılmadınız mı, değişiklik aramıyor musunuz? Kurulun okuma salonundaki rahat koltuklara, huzurlu huzurlu okuyun kitabınızı...

   Kitap rafları arasında dolaşın, elinize alın kurcalayın, içinize çekin o güzelim kokuyu, parmaklarınızla dokunun o sararmış yapraklara... ve bir Cemil Meriç cümlesi değsin gözbebeklerinize, desin ki; 
“Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.''