Normalleşme sürecine girerken yaklaşık 3 ay süren karantinada neler yaptığımızı, bu süreci nasıl değerlendirdiğimizi sorgulamaya ve değerlendirmeye başladık. Hayatımızın beklemeye alındığı bu dönemde bazılarımız evde zaman geçirmenin tadını çıkarsa da bazılarımız ev hayatına bir türlü adapte olamadı. Kendimizi tanıdık, nelerle baş edebildiğimizi veya edemediğimizi gördük. Hepimiz kendimizce bu süreçten çıkarımlar yaptık:

1. Ertelemeyin!

Hepimizin hayalleri var. Gerçekleştirmek istediğimiz, düşününce içimizde kelebekler uçuşmasına neden olan… Peki ya gerçekleştirme cesareti?

Hayallerimizi ve planlarımızı gerçeğe dönüştürmek için hep daha iyi zamanları bekliyoruz. Geleceğin daha iyi olacağını düşünüyoruz ve bekledikçe bekliyoruz. Ama ne oldu? Zaman bu sefer bize kötü bir süreç getirdi, demek ki beklemek iyi bir sonuç vermedi.

Doğru zaman için hayallerimizi erteleyerek belki de onları hiç yapamayacağız. Dolayısıyla bu süreç bittiğinde harekete geçelim!

2. Basit şeylerde mutluluğu bulun!

Evde tıkılı, sıkılmış ve yalnız. Hepimiz böyle hissettik uzun bir süre, öyle değil mi? Ve düşündük, sorguladık. Bir şey fark ettik: Şikayet ettiğimiz her şeyi özledik!

Şikayet ettiğimiz, mutsuz olduğumuz tüm anları düşünelim. Mesela metro çok kalabalık, ders çok erken, trafik çok sıkışık… Karantina sürecinde hepsini özledik. Keşke metroya binebilsem de kalabalık olsa dedik. Devamlı söylendiğimiz birçok şey için aslında şükretmemiz gerektiğini öğrendik.

Karantina ile hepimizin mutluluğun basit ve günlük şeylerde olduğunu görme fırsatı oldu. Ve en önemlisi, önemsiz şeylerde. Mesela pahalı bir kıyafet bize bu süreçte iyi hissettirmedi ancak okuduğumuz kitaplar veya sevdiğimiz insanlarla yaptığımız sıcak konuşmalar bizim için altın değerinde oldu.

3. Mola vermeyi unutmayın!

Telaşlı ve kaygı dolu yaşam tarzı, bizim için normal bir hayat haline geldi. Salgın yaşanmadan önce, yoğun olmadığımız tek bir gün bile hayal edemezdik. Ama şimdi? Eve kapandık ve birçok işimiz yarım kaldı.

Evet kötü bir durum salgın, ancak ne kadar kötü ve zor olursa olsun bu moladan yararlandık. Bol bol uyuduk, bol bol dinlendik, izlemek istediğimiz dizi ve filmleri izledik. Arada böyle molalara ihtiyacımız olduğunu fark ettik. Bence bu güzel haber!

Her zaman meşgul olmak, bizi amacımıza ulaşmaktan alıkoyabilir. Zihinlerimiz sürekli endişe ve problemlerle dolu olduğunda, içsel benliklerimizle temasımızı kaybederiz. Dolayısıyla, mola vermek ruhumuzun sesini duymamızı sağlar. Kendimizi daha iyi tanımak ve bizi gerçekten mutlu eden, hayatımıza anlam katan şeyleri keşfetmek için mola vermeyi ihmal etmeyelim.

4. Zorlu zamanlara her zaman hazır olun!

Hiç hayal etmediğimiz bir süreç yaşadık. Zor zamanların hayatımızın bir parçası olduğunu ve hazır olmamız gerektiğini görmüş olduk.

Karantina süreci gibi durumlar bize iyimser kalarak en kötüsüne hazır olmamız gerektiğini öğretti. Daima finansal bir birikimimiz olmalı ve ruh halimizi yalnız kalıp kendimizi dinleyebilmeye, evde zaman geçirmeye alıştırmalıyız. Çünkü yarın ne olacağını asla bilemeyiz.

İyimser bir tutum geliştirip karşımıza çıkabilecek olası olumsuzluklara hazırlıklı olmalıyız.

Peki siz bu süreçte neler öğrendiniz? Bizimle paylaşın!