Gencinden yaşlısına, öğrencisinden çalışanına her birimizin yaşadığı ve kolay kolay atlatamayacakmış gibi gördüğü bir sorun var: kötü hissetmek! Kötü hissetmek dediğimde anksiyete ya da depresyon gibi mental hastalıkların sonucu olan bir durumdan değil fakat neredeyse her birimizin zaman zaman kısıtlanmış hissettiğimiz, son derece verimsiz ve faydasız geçtiğine inandığımız dönemlerden bahsediyorum. Bu gibi zorlayıcı anlarla başa çıkabilmemiz için ilk önce bu sorunun varlığını kabullenmeli ve sonrasında harekete geçmek için istekli olmalıyız.

 Hayatımızı kolaylaştırmak ve yaşamı daha çekilebilir kılmak için kötü hissetmenin de son derece olağan olduğunu kabullenmemiz gerekli. Öylesine bir dönemde yaşıyoruz ki, mutluluğunu sosyal medya gibi çeşitli yollar vasıtasıyla ispatlayabilmek, gerçekten mutlu olmaktan ve bu mutluluğun tadını çıkarmaktan çok önemli. Bunu her birimiz yapıyor olabiliriz fakat her duygunun sağlığımız ve benlik algımız için önemli olduğunu fark etmek ve gereken değeri vermek aslında oldukça önemli. İnsan olmanın yazısız kuralı iyi olduğu kadar kötü zamanlar da geçirmek ve tüm bu süreçlerin ardından kendisini sevebilen, kendine şefkat gösterebilen ve gerekli ilgiyi sunabilen bir birey olarak çıkabilmek.

 “Kendimi çok kötü hissediyorum, asla bu durumdan kurtulamayacağım.”, “Hayatımda hiçbir şey iyi gitmeyecek, yapmam gerekenleri yapamadığım için suçluluk duyuyorum.”; şu anda böyle hissediyor olabilirsiniz fakat hayatın hiçbir zaman değişmez şekilde ilerlemediğini, sürekli yeni sürprizler hazırladığını hatırlamanız gerekli. Dolayısıyla kendimize sık sık, şu an yaşadıklarımızın bizi geleceğe hazırladığını hatırlatmamız ve kendimizde şu an yaşadığımız zorlukları aşabilecek bir güç olduğunu kabullenmemiz gerekli. Her an bunun farkında olmasanız da şu ana dek yaşadığınız zorlukların üstesinden geldiniz; hiçbiri de o zaman düşündüğünüz kadar kalıcı değildi ya da hayatınızda bu denli kalıcı etkiler bırakmadı. Acılar ve üzüntüler, bizler onları yaşarken etrafımızı öylesine sarıp sarmalar ki, bizleri herhangi bir çıkış yolu olmadığına ve sonsuza dek bu döngüde sıkıştığımıza inandırır. Oysa ki gerçeklerin o an düşündüklerimizle uzaktan yakından ilgisi yoktur, hayat hem mutluluklarla hem de üzüntülerle yoluna devam eder.

 Dolayısıyla kendinize iyileşmek için yeteri kadar zaman verin, sürekli kendinizi başarısızlıklarınız için aşağılamayın. Kendinizi elbette daha iyisine ulaşmak için eleştireceksiniz, fakat bu eleştirilerde dengeyi korumak çok önemli, başarılarınızı takdir etmeyi de unutmayın. Kendinize dürüst davranın ve yaşadığınız karamsarlık anının da yaşamın doğal döngüsü içinde oldukça sıradan olduğunu kabullenip sürekli kendinizi suçlamayı bırakın.