Bu yazım 62 sayısını sayı değil de tavşan olarak görenlere... Bazılarımız genelin düz mantık yorumladığı şeylere farklı şekilde yaklaşırlar. Duvardaki çıkıntı, bir taşın şekli, bir rengin düşündürdükleri... Nedir bu kişileri böyle yapan?.. Hayalperest olmaları ya da çocuk ruhları? Peki ya kreatif zeka?

ÇOCUK MUYUZ?

 Çocukluğumdan beri her şeyi farklı yorumladım; uçan kuşlar benim için sadece kuş değildi, bulutlar sadece coğrafya derslerindeki terimlerden ibaret değildi... Hepsi hafızama kazınır, farklı şekillere bürünüp raks ederdi. Sadece çocukluğun getirisi olamazdı tüm bunlar. Çok fazlaydı bir çocuk için bu kadar metafor. Öyle olmadığını büyüdükçe anlayacaktım.

HAYALPERESTLİK VE KREATİF DÜŞÜNME

 Nedir hayal kurmak ve kreatif düşünmek arasındaki fark? Dilim döndüğünce açıklayayım: Hayal, hayatımızda yer etmiş veya etmemiş şeylerin gerçek olmasını düşünmektir. Kreatif düşünce ise hayatında var olan her şeyi farklı yorumlamaktır. Bazen de baştan yaratmaktır.

BU BİR LÜTUF MU?

 Önceleri bunu bir lanet olarak gördüğüm olurdu. Kim ister çocuk olarak kalmak? Büyüdüğüme inanmazdım. Zaman geçtikçe anladım, bu yaratıcının bir lütfuydu... Herkesin göremediğini görmek, fark edemediğini etmek... Zamanla hayatımın bir parçası olarak görmeye başladım; okulda, evde, kimi zaman işte. Kullanabildiğim kadar kullandım, geliştimek için çabaladım. Şimdi mi, gelişmeye devam ediyor...

HAYATIN BİR PARÇASI

 Bu kadar büyütülecek bir şey miydi? Evet, size kattıklarını fark ettikçe büyütülecek bir şey olarak görmeye başlıyorsunuz. Sanata dair her şey insana nasıl iyi geliyorsa bu da size iyi geliyor. Kafanızın içi bir an bile boş kalmasa da o doluluğa zamanla alışıyorsunuz. Düşünmediğiniz, düşlemediğiniz bir anınız olmuyor. Elbet yoruyor zaman zaman. O yorgunluğa da alışılıyor.

GELİŞTİREBİLİR MİYİZ?

 Ben doğuştan gelen bir şeymiş gibi konuşsam da aslında her uzuv gibi bu da kullandıkça gelişiyor. Günümüzde iş alanları da artık yaratıcı olmaya önem veriyor. Bu da size yardımcı olacak diye düşünüyorum.

 Çağımızın getirisi olan yaratıcılıktan uzaklaşmak yine çağımıza zarar verdi aslında. Önce yok edilmeye çalışıldı, sonra aranır oldu. Sizin için "bir adım önde olmak" deyimi yerinde olur, sanırım.

 Toparlayacak olursak: ne çocuksunuz, ne fazla hayalperest... Var olan şeyleri yorumlayıp farklı bir şekilde hayata endeksliyorsunuz sadece. Yoruyor, biliyorum. Dışlanıyor da olabilirsiniz hatta, anlıyorum. Gelişen, değişen bir evrendeyiz ve siz bu değişimin bir parçasısınız. Üretmeye, yorumlamaya devam edin. Tüketilen dünyanın size ihtiyacı var!