Her yerde duyuyoruz Koca Sinan’ı, gördüğümüz mimari bir eserin tasarımcısı değilse bile; restorasyonunu yapmış olarak. Neden mi her yerde onun eserlerini görüyoruz? Yaşadığı süre boyunca 5 padişah gördü, 350’den fazla eser yaptı. Estetik anlayışıyla, teknik bilgisiyle, en önemlisi de zekasıyla Mimar Sinan’dan bahsedeceğiz size bugün, birkaç eserini de anlatıp gezmenizi temenni edeceğiz.

Kimdir bu Koca Sinan?

 1489 yılında Kayseri’de doğdu. Sonrasında da devşirmenin ilk zamanlarında saraya gelip eğitim almaya başladı. Tabii hemen mimar olarak başlamadı, dönemin ustalarıyla inşaatlarda çalışıp tekniği öğrendi. Kendisi de bu zamanlarını ‘’Ustamın eli altında, tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek, görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum.’’ diye anlatır derler.

 Sonra başladı bizim duyduğumuz eserleri yapmaya. Onu tanımaya Haseki Külliyesi'nden başlayabilirsiniz, ilk eserlerindendir. Sinan’ın çıraklık eserim dediği Şehzadebaşı Camisi planı birçok camide kullanıldı. Sonra Kanuni dünyaya şan olacak bir eser istedi, bu eseriyle ‘ulu’ anlamına gelen ‘Koca’ unvanını alan Sinan da şan oldu ve Süleymaniye Camisini yaptı. Ustalık eserim dediği, göğe yükselen Selimiye Camisini yaptığında ise 80 yaşındaydı… Dile kolay 350’den fazla eser ki; o mimari şehirci, inşaat mühendisi ve de ustaydı. Birçok mimara ilham oldu, bizim de içinde olduğumuz binlerce mimarın da hala baş mimarı.

Süleymaniye Camii, 1557

 Mimar Sinan’ın kalfalık eserim dediği yapı Kanuni Sultan Süleyman için yapılmıştır. 53 metre yüksekliğinde ve 27.5 metre yarıçapında kubbesi vardır. Aydınlatmayı sağlıklı bir şekilde sağlamak için ana kubbeye 32 adet pencere yapılmıştır. Bir rivayete göre de konu olan caminin akustiği ise yapıya yerleştirilen boş küplerle sağlanmıştır. Camide nargile içtiği için Kanuni’ye şikayet edilen Mimar Sinan, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini yapmıştır. Aynı zamanda mekana koyulan kandillerin dumanının oluşturduğu is belli bir noktada toplanarak mürekkep elde edilmiştir. Süleymaniye’ye gittiğinizde Mimar Sinan’ın türbesini de görmeyi unutmayın.

Şemsi Ahmet Paşa Camii, 1580

 Halk arasında Kuşkonmaz Camii diye anılan cami Şemsi Ahmet Paşa için Üsküdar’a yapıldı. Şemsi Ahmet Paşa’nın tek isteği avluya kuşların pislememesiydi. Bunu kuzey ve batı rüzgarlarının buluştuğu noktaya camiyi tasarlayarak çözmüş Mimar Sinan. Kubbeyi sekizgen bir kasnağa oturtmuştur, tek minareli bir cami yapılmıştır. Caminin avlusunda medrese, çeşme ve Şemsi Ahmet Paşa’nın türbesi yer alır.

Mağlova Su Kemeri, 1563

 Kanuni Sultan Süleyman’ın ‘’Öyle bir su getiresin ki, İstanbul’un mahallerinde çocuklar ve ihtiyarlar testileriyle gelip su doldurabilsinler ve benim devletimin yaşaması için bana dua etsinler’’ demesi üzerine yapılmıştır. Yapıldıktan bir yıl sonra sel sonucu hasar gören köprü aynı yıl onarılmış ve yaklaşık 450 yıldır ayaktadır. 36 metre yüksekliğinde ve 257 metre uzunluğunda iki katlı olarak tasarlanmıştır. Hem teknik hem de estetik anlamda olağanüstü bir yapıdır. Hatta bazı tarihçiler sadece bu eseri yapıp bıraksa, biz yine de onu Mimar Sinan olarak böyle bir ünle tanırdık derler. Yıllarca İstanbul’a su taşıyan kemeri Eyüp’te görebilirsiniz.

 Bizim belki 350 eser görmeye ömrümüz yetmezken o hayatına onları yapmayı sığdırabilmiştir. Birçok okul ve üniversitenin hala onun ismiyle anılması, onun sanatına verilen değerin göstergesidir. Size de en yakınınızdaki eserden başlayıp onun izini sürmeyi öneririz. Mimar Sinan’ı da izinde saygıyla anıyoruz.