Türkçeye “sadecilik” olarak çevrilen, her yerde duyduğumuz ama anlamını tam olarak bilmediğimiz kelimelerden biri Minimalizm. Tanım olaraksa bulduğum en güzel tanımı şu:

   Minimalizm bir felsefedir. Hayatındaki gereksiz şeylerden arınarak odaklanmanın gücüne inanılır. Minimalizmi hayatımızda uygulayarak, yer ve paradan tasarruf etmek mümkündür.

   Aynı zamanda minimalist yaşama geçmiş insanlar, bunun faydasını zihninde de gördüğünü söylüyor, hatta gördüğünüz gibi bu tanımın bir parçası. Peki biz de bundan faydalanmak istiyorsak, minimalizmi nasıl hayatımıza katabiliriz? Gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri almayarak ve yıllardır kullanılmasa bile yine de odamızda bulunan eşyaları elden çıkararak (tabii bize ait olmak kaydıyla, ailenizin eşyalarına karışmayın derim) çok daha hafiflemiş hissedebiliriz. Gelin buna küçük küçük adımlarla başlayalım! 

1) Ders Çalışma Masası ve Çevresi 

   Odamızda ilk olarak masadan başlamak bizim için daha kolay olacaktır. Burası sizin ders çalışma masanız, burada odaklanacağınız tek şey yaptığınız çalışma olmalı. Masa üstündeki çöp kutusunu boşaltın, kullanılmayan ve bitmiş kalemleri atın, işe yaramayan kağıtlardan masayı arındırın, kitapları raflardaki yerine kaldırın. Aynı şekilde çekmeceleri kontrol edin ve atacak bir şey yoksa bile düzenleyin. Ancak gerçekten bir eşyaya baktığınızda yıllarca kullanılmamışsa, kullanmayacağınızı da biliyorsanız atmakta fayda olabilir. Bu iş bittiğinde ve masanıza baktığınızda eski haline göre durum çok daha iç açıcı ise bu iş olmuş demektir.

2) Kişisel Eşyalar

   İncik boncuklar, makyaj malzemeleri, eski hobi eşyaları veya içi oynanmayan oyun cd'leriyle dolu çekmeceler. Gerçekten hepsini kullanıyor musunuz? Hediye geldi, anısı var diye kullanmasanızda sakladığınız o eşyalar beyninizde ve çekmecenizde kapladığı alanı hak ediyor mu? Tabii ki gaza gelip her şeyi atmak ve sonra pişman olmak istemeyiz. Amaç eski ve bozuk olanlardan kurtulmak. Tamir edilemeyecek eşyaları veya son kullanma tarihi geçmiş makyaj malzemelerini saklamaya gerek olmadığı konusunda hemfikir olabiliriz.

3) Kıyafetler 

   Vedalaşması en zor kategori kıyafetler olabilir mi? Olabilir. Ama dolabınız ağzına kadar giymediğiniz kıyafetlerle doluysa, küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Mesela size küçük/büyük gelen kıyafetleri eleyebilir, artık tarzınızın çok farklı olduğunu düşündüğünüz elbiselerle vedalaşabilirsiniz. 

   Daha genciz, bugün beğenmediğimiz iki gün sonra lazım olur, arayabiliriz tabii. Böyle durumları engellemek içinse şöyle bir yöntem geliştirilmiş: Eleme konusunda emin olamadığınız eşyaları ve kıyafetleri bir kutuya koyup, sürekli görmediğiniz bir yere kaldırın (dolabın üstü gibi). 1-2 ay için o eşyaya tekrar ihtiyacınız olmuyorsa, kutuyu açıp onu geri almıyorsanız muhtemelen bir daha onu aramayacaksınız, atma zamanınız gelmiş demektir.

4) Elektronik Ortam

   Facebook’tan gelmiş binlerce eposta, asla açılmayacak olan biri sürü başka postalar. Bir daha geri dönüp bakacağınızı düşünmediğiniz, bilgisayarında gb’lar kaplayan fotoğraflar ve belgeler. Bilgisayarınızın hafızasını, bulutlardaki hafızanızı ve sosyal medya hesaplarınızda eskilerden kalma gönderileri temizlemekte minimalizme dahil desek? Her giriş yaptığınızda eskilerden kalma mailleri, fotoğrafları görüp zihninizde doluluk yapmasına da engel olur. Fiziksel bir temizlik değil belki ama kafamızı boşaltmaya birebir bir temizlik olduğu kesin.

   Bütün hayatını minimalist olarak yaşamak, gereksiz olanı almamak ve yanında bulundurmamak kolay bir şey değil. Ancak hayatınızın tamamını kapsamasa bile, bu küçük sadeleşme yöntemlerini uygulayarak, aslında farkında olmadan zihnimizi meşgul eden şeyleri hayatımızdan uzaklaştırabiliriz.