Merhaba HÜHB sakinleri! Okuduğum çok faydalı bir kitap üzerinden sizlerle bir şeyler paylaşmak istiyorum. Ben de bir içerik sayesinde bu kitabı tanıdım ve Doğu felsefesinin öğretilerine olan ilgimden dolayı sizlerle de bu kıymetli konuda konuşmak istedim. Gelin başlayalım:

Öncelikle kitabımızın adı Sıçrayış. Yazarı Pema Chödrön, Amerikalı bir Tibet Budisti. Hayat yolculuğunda değerli öğreticilerinden aldığı bilgileri bizlerle paylaşıyor. Kitap bize zihnimizdeki belli alışkanlıkların, shenpa gibi, bizi nasıl “yakaladığını” ve kızgınlık, suçluluk, nefret ve bağımlılık gibi olumsuz duygulara yönelttiğini anlatıyor.

Kitapta anlatılan Kızılderili hikayesi beni çok etkiledi: Kızılderili bir büyükbaba, torununa dünyadaki şiddetten ve gaddarlıktan bahsederken bunların nasıl ortaya çıktığını anlatıyordu. Bunun, kalbinde savaşan iki kurt gibi olduğunu söylüyor: Kurtlardan biri kindar ve öfkeli, diğeriyse anlayışlı ve iyi yürekli. Torunu, büyükbabasına kalbindeki savaşı hangi kurdun kazanacağını sorunca büyükbabası, “Kazanan kurt, beslemeyi seçeceğin kurt olacak.” diye yanıtını veriyor.

Bu hikâye üzerinde çok fazla düşündüm. Gün içerisinde büyüklü küçüklü bir sürü olay yaşıyoruz, bunların içerisinde bazıları olumsuz olabiliyor. Olumsuz bir olay yaşadığımızda ani tepkiler vermeye eğilim gösteriyoruz, durup düşünmeden. Kırıcı, sert ve öfkeli olabiliyoruz. Sonuçlarını düşünmeden ve belki birkaç saat sonra pişman olacağımız bazı davranışlar sergiliyoruz.

Pema Chödrön kitabında, bu davranışlarımızın arkasında yatan şeyin “shenpa” olduğunu söylüyor. Shenpa, duyguların, düşüncelerin ve sözlerin arkasındaki tetikleyici unsurdur. Yani sözcükler shenpa’yla dolu olduğunda, kolaylıkla nefret söylemlerine dönüşebilirler. Shenpa’yı bir kanca olarak düşünebiliriz, ondan kurtulmamız oldukça zordur. İntikam alma isteği, şiddetli arzu ve katıksız alışkanlığın etkisi, sizi tandık bir yöne sürükleyen manyetik bir güç gibidir diyor Chödrön. Peki shenpa’dan nasıl kurtulacağız?

Anda kalmayı öğrenerek. Her yerde duyduğumuz “anı yaşamak” fikrini sanırım hayatımızın her kısmına entegre etmemiz gerekiyor. Anda olmak, o anı hissetmek ve bunu sadece 3 saniyeliğine bile yapmak shenpa’nın etkisini azaltmak için yeterli. Öfkeli, nefret dolu ve üzgün hissettiğimizde bu hislerden kaçmak için shenpa’yı arkamıza alır ve pişmanlık duyacağımız şeyler yaparız. Ancak yapmamız gereken kaçmadan bu hislere aşina olmak ve bunları reddetmemek. Shenpa’mızı kabul etmek, açıkça görmek ve bunu deneyimlemek. Böylece zihnimiz bize yol göstermeye başlayacak, zararsız bir yol.

“Duygularımızın yoğunluğuyla körleştiğimizde, biraz boşluk oluşmasına izin ve fırsat verdiğimizde, durakladığımızda, doğal olarak ne yapacağımızı biliriz. Kendi bilgeliğimizle, bir şeyleri geride bırakmaya ve korkusuzluğa doğru ilerlemeye başlarız. Kendi bilgeliğimiz sayesinde, zamanla dünyaya sadece daha fazla acı getiren alışkanlıkları güçlendirmeyi de keseriz.”

Shenpa’yı aşılması gereken bir engel değil de değişim için bir fırsat olarak görebiliriz. Shenpa’nın devreye girdiğini hissettiğimizde gereksiz sıkıntılara girmek yerine mutluluğa ve özgürlüğe giden yolu seçme zamanımız gelmiş demektir. Bu şekilde düşünürsek shenpa’yla daha kolay baş edebiliriz.

Kitapta çok fazla kıymetli bilgi var. Eğer fırsatınız olursa -tabii ilginizi çektiyse- okumanızı tavsiye ederim. Yukarıda bahsettiklerimi özetleyecek olursak, hepimizin içerisinde shenpa bulunur, düşüncelerimizi tetikleyen bir unsur ve bizi olumsuz durumların içine sokabilir. Shenpa’mızı kontrol edebilmek için ilk adım, olumsuz bir durum yaşadığımızı kabul etmek ve duraklayıp anı hissetmek, o hissi deneyimlemek. Sonrasında rahatlayıp hayatımıza devam edebileceğiz. Unutmayın shenpa’yla baş etmek bir dayanıklılık sınavı veya bir yarış değildir.