Hayatımızın bir döneminde hepimizin yolu özgüven eksikliği ile kesişmiştir. Bir durum veya bir olay karşısında kendimizi güçsüz ve savunmasız hissetmişizdir. Özgüven eksikliği bu kadar sık karşılaşılabilen bir durum iken çözümünün olmaması düşünülemezdi öyle değil mi? Öncelikle sakin ol ve unutma bunu seninle beraber yüzlerce kişi yaşıyor. Şimdi uçuşa hazırsan kemerini bağla. Özgüven sorununun hakkından geleceğiz!

1) Çekingen olmaya son 3 2 1! Kayıttayız!

Çekingenlik, günümüzün en büyük problemlerinden biri. Hatta birçok kişiyi asosyal olmaya itiyor.  Kalabalık ortamlardan kaçma, bir fikrin olmasına rağmen bunu insanlara açamama özgüven eksikliğinin getirileridir. Ama artık bunlar geride kaldı. Çünkü sana bir çözüm ile geldim. Örneğin derstesin ve bir soru sormak istiyorsun ama içindeki o ses sana ''Yapma!'', ''Konuşup da kendini rezil mi edeceksin?'', ''Herkes seninle dalga geçecek!'' diyor. Kafanda bu sesler dönmeye başladığında elini kaldır. Evet yanlış duymadın yapmak gereken şey bu kadar basit. Sen bekleyip kararsız kaldıkça iç sesin seni alt eder. Buna fırsat vermeden elini kaldır. Bu sayede herkes artık senin bir sorun ya da fikrin olduğunu görmüş olacak ve sen de söylemek zorunda kalacaksın. Bunu birkaç kere yaptıktan sonra inan bana o iç ses eskisi kadar konuşamayacak. Çünkü denedin ve başardın.

2) Karar verecek kadar cesursun!

Bir şeye karar vermekte zaman zaman zorluk çekeriz. Ama bu kararsızlıklar çok basit seçimlerde bile yaşanıyorsa, altında başka bir neden var demektir. Hemen hemen her konuda yaşanılan kararsızlık aslında bilinçaltınızda yatan ''Ben karar verebilecek yetkinlikte değilim.''  düşüncesinden kaynaklanır. Vereceğin kararın sonuçlarının kötü olma ihtimali seni korkutuyor olabilir. Bu yüzden karar verememe eğilimi gösteriyor olabilirsin. Ama unutma ki en kötü karar, kararsızlıktan iyidir. Bu durumda senden istediğim, karar vermen ve sonucuna katlanman. Her zaman doğru karar verebilmek mümkün değil. Ama sen yanlış karar verir ve sonucuna da katlanırsan hem riski göze alabilecek kadar cesur olmuş olursun hem de hayattaki tecrübelerine bir yenisi daha eklenir. Tecrübe denen şey hatanın bir ürünüdür ve çok kıymetlidir. Onu edinmenin yoluna bak.

3) Yetersiz değil, harikasın!

Kendini hiç yetersiz hissettiğin oluyor mu? Peki ben bunu yapamam dediğin? Burada devreye yetersizlik duygusu giriyor. Öncelikle bunun sebebi iyi şeyleri hak ettiğine inanmaman. Oysa herkes gibi sen de her şeyin en iyisini hak ediyorsun. Bu konuda kendini ikna etmelisin. Yetersizlik duygusunu aşmak için ilk adım iyi yaptığın şeyleri düşünmek. İllaki bir spor dalında iyi olman ya da harika resimler çizebilmen gerekmiyor. Yetenek bize küçüklükten beri böyle kodlanıyor. Ama yelpazesi o kadar geniş ki kendine yetenek bulmalara doyamazsın. Örneğin harika bir dinleyici ya da çözüm getirici olabilirsin. Dinlemek basit bir eylem gibi gözükse de iyi bir dinleyici olmak zordur. Ya da stres anında çözüm getirebilmek harika bir özellik. Kendini küçümseme ve gözden geçir. İyi şeyleri hak edeceğine ve yapabileceğine inan.

4) Hatalar yap ki anlatacak hikayen olsun!

Kulağa tanıdık geliyor öyle değil mi? Hata yapmaktan korkuyoruz. Halbuki bu çok doğal. Şuanda başarıları konuşulan kim varsa  ağızlarından çıkan ortak bir cümle var: ''Hata yaptım. Düştüm. Kalktım ve tekrar denedim.'' Başarı yolu engebelidir, serttir. Zaten öyle olmasa herkes başarılı olurdu öyle değil mi? Hata yaptığın süreçte kendine karşı nazik ol. Çoğu zaman kendimize karşı çok acımasız olabiliyoruz. Çok sevdiğiniz biri hata yaptığında ona da kendinize söylediğiniz gibi ''çok beceriksizsin'' , ''asla başaramayacaksın.'' diyor musunuz? Demiyorsak kendimize de hata yapma hakkı tanımalıyız. Önemli olan işin sonucu değil, o işe gösterdiğin çabadır. Hata yaparkenki süreçte öğrendiklerin senin başarı merdivenini oluşturan basamaklardır. Hedefe ulaşmak için o basamaklara ihtiyacın var. Sen iyisi mi hata yap sonra da o oluşan basamakları dilediğin renge boya. Belli mi olur o renkler belki bir gün başkalarına ilham olur.

5) Rekabetçi Ol ki yarışı hissedebilesin!

"Rekabetçi olmanın özgüven eksikliği ile ne alakası var?" demeyin. Çünkü başkaları ile yapılan rekabetin bilinçaltında bambaşka bir yansıması var. Hedefine doğru emin adımlarla yürümelisin. Önüne çıkan engelleri aşmalısın. Ama bunları yapmanın sebebi bir başkasını geçmek değil kendini geçmek olmalı. Aksi halde kendi değerini başkalarıyla ölçmüş olursun. Yani rekabet ettiğin kişiyi geçtiysen başarılı, geçmediysen başarısız sayarsın kendini. Oysa senin ilgilenmen gereken kişi yine sensin. Arkana dönüp bakman gerekir. Dünkü ''Ben''in  üstüne neler koydum, diye. Dünkü ''Sen'' in üstüne bir şeyler koymak için çabala. Ben bu rekabet işini kartopuna benzetiyorum. Sürekli biriyle rekabet etiğinde senin enerjin de azalır. Sürekli çarpışan kartoplarını düşün. Her çarpışmada biraz daha azalarak yok oluyorlar. Ama bir de kendi yolundan giden kartopunu düşün. Attığı her adımda devleşiyor ve dışarıdan gelen kartopları onu yıkamaz hale geliyor. Her gün kendinin daha iyi bir versiyonu olmak için çabala ve AŞ KENDİNİ!