Zaman çok hızlı akıyor. Akışa yetişmek ise çoğu zaman bizi çok yoruyor. Fark etmeden hayatımızda stres olarak yer ediniyor bu koşuşturma. Tüm bu stres ve duygu yoğunluğu ruhumuza yük olarak geri dönüyor. Ruh yükü diyip geçmeyin, en az bedendeki yük kadar ağırdır. Biraz yavaşlamaya rahatlayama ihtiyacımız var. Kocaman bir ''Oh!'' çekmek lazım. Sana 5 tane arkadaş tavsiyem var. Ruhuna iyi gelmesi dileğiyle...

1) Kendini Sev!

Ama gerçekten sev. Her şey kendini sevmekle başlar. Fakat şu dönemde kendini gerçekten seven insanların sayısının azlığı gözüme çarpıyor. Ne kadar seviyorsun kendini? Arkadaşlarına olduğu kadar kendine de anlayışlı mısın mesela? Kendine karşı şefkatli olup olmadığını merak ediyorum. Sevdiğin biri bir hata yaptığında onun yanında oluyorsun, başını okşayıp tekrar denemesi için onu yüreklendiriyorsun değil mi? Bir de bu hikayeyi, öznesini değiştirerek baştan kurgulayalım:  Sevdiğin kişi bu sefer bir arkadaşın değil de kendin olsun. Bir başarısızlık karşısında kendine acımasızca ''başarısız'' etiketini mi yapıştırıyorsun? yoksa düştüğün yerden kalkmak için kendini yüreklendiriyor musun? Kritik soru bu. Kendini sevmek bencillik değildir. Doya doya sev kendini.

2) İnsanları, Kendini ve Daha Nicesini Affet!

Geçmişte yaşadıklarınla, hatalarınla, kusurlarınla,yanlış kararlarınla kabul et kendini. Yanlış kararları verdiğin ana tekrar dönemezsin. O geçmişteydi. Sen ise tam da şu andasın. Geçmişe bir çizik at. Yaptığın hatalar için kendine yüklenme. Affet kendini, inan bana zor değil. Kendini suçlamanın sana hiçbir faydası yok. Sen iyisi mi hataları tecrübeye say. Kendimizi affetmeye başladıysak sıra geldi insanları affetmeye. ''Beni çok üzdü onu neden affedeyim ki?'' dediğini duyar gibiyim. Yaşadıklarını unutmanı istemiyorum senden. Bu çok mümkün bir şey de değil zaten. Unutma ama affet. Birine kızarak, kinlenerek hiçbir yere varamazsın. Elbette üzüleceksin, kırılacaksın. Ama bu yaşadığın kötü deneyimleri sürekli aklına getirirsen bu işten zararlı çıkan tek kişi sen olursun. Onun haberi bile olmaz. Sadece kendi ruhunu kirletirsin. İçinde kimsenin yasını tutmamanın mutluluğu tarif edilemez. Bırak karşındaki senin onu affettiğini bilmesin. Sen kendi ruhunu, zihnini boşalt. Olumsuz duygu ve düşünceler negatif sonuçları doğurur.

3)Kendine Saygın Olsun!

Kendimizi seviyoruz. Peki ya saygı? Çevrendekilere mutlaka bir saygın vardır. Ama şuan bahsettiğim şey kendine olan saygın. Kendine saygın yoksa, seni koruyacak bir omurgan da yok demektir. Omurganı dik tut. Kendini koru. Hayatta birçok farklı durumla karşı karşıya kalacaksın. Ayakta kalmak için sağlam bir omurgaya ihtiyacın var. Yani özsaygıya. Şimdi düşün. Hayatında seni huzursuz eden birileri var mı? Arkadaş gibi görünüp düştüğünde hiçbir fırsatı kaçırmayan birileri? Varsa lütfen hayatından çıkarma cesaretini göster. Sen değerlisin. Bir kere geldiğin bu hayatta kimsenin senin motivasyonunu düşürmesine izin verme. Sırf tanışıklığınız eski zamanlara dayanıyor diye birilerinin senin üzerinde baskı kurmaya hakkı yok. Kendine olan saygın seni cesaretlendirsin.

4)Unutma, Kalıplardan Çok Daha Fazlasısın!

''Ben böyleyim.'' , ''Ben öyle yapamam.'' , ''Bu güne kadar hep böyle yaptım.''

Ne kadar seviyoruz kendimizi tanımlamayı, kendimize kalıplar koyup içine girmeyi. Halbuki bırak, kendini tanımlamaya kelimeler yetmesin. Sen, seni tanımlayacak kelimelerden daha fazlasısın. Kendimizi kalıplara sokmamız, günlük yaşantımızda değişime kapalı olmayı beraberinde getiriyor. Çünkü bir sınır çizmişiz: ''Ben böyle düşünüyorum.'' Oysa insanız biz. Fikirlerimiz değişebilir. Değişmezse olduğumuz yerde sayıyoruz demektir. Bugün yanlış bulduğun bir şey yarın doğru gelebilir. Olabilir. Bugün sevmediğin bir yemeği yarın sevebilirsin. Olabilir. Yeter ki bir şans tanı.

5) Farkında Ol!

Bulunduğumuz zamanın içinde geçmişe veya geleceğe takılıp o anda olanların farkına varamıyoruz. Birçoğumuz geçmişteki bir olaya takılıyor ya da gelecekteki bir olay için şimdiden kaygılanıyoruz. Halbuki hiç durup düşünmüyoruz. Şu an ne oluyor? Parktaki salıncakta bir çocuk mu sallanıyor?, Yaşlı bir amca sokak köpeğine su mu veriyor? Biliyorum, zamanın çok hızlı aktığı bir dönemdeyiz. Dış uyaranlar çok fazla. Ama bu hızlı temponun içinde kayboluyoruz. Bir dakika durup düşünmeyi zaman kaybı görüyoruz. Bu yüzden çevremizdeki güzel şeyleri kaçırıyoruz. Dur! Sadece dur ve 1 dakika boyunca etrafını izle. Duy etraftaki sesleri. Kuş sesleri mi var? Bir çocuk uçurtma mı uçuruyor? Eminim 1 dakikada içini ısıtacak birçok şey göreceksin. Ancak farkında olduğunda bir sokak köpeğinin karşıdan karşıya geçmek için arabaları beklediğini görebilirsin. Mutluluk etrafta, her yerde. Sadece görmeye ihtiyacımız var. Biraz yavaşla.