Merhaba değerli Hangi Üniversite Hangi Bölüm okurları! Girişimcilik öykülerini sevdiğinizi biliyorum. Sıradan insanların bir anda hayal bile edemeyecekleri bir noktaya ulaşmaları herkese çok ilginç gelmektedir. Onların başarı öykülerini dinlemek için can atarız. Belki bir gün ben de böyle olabilirim diye düşünürüz, o kişilerin izinden gitmek isteriz. Neyi farklı yaptıklarını merak ederiz. Aslında her şey yaptığınız işi sevmekten ibaret. Sonrası ise çok çalışmak. Fakat siz işinizi sevdiğiniz zaman çalışmak asla bir işkence gibi gelmeyecektir. İşte Nusret Gökçe de tıpkı böyle birisi. Yaptığı işi severek, bu işte kendini geliştirerek bu noktaya kadar geldi. Haydi gelin onun başarı öyküsünü beraber öğrenelim. Şimdiden herkese iyi okumalar!

  Nusret Gökçe 1983 yılında Erzurum'da doğdu. Babası bir maden işçisiydi ve maddi sıkıntı içerisindeydiler. 2 yaşındayken babasının işi dolayısı ile Erzurum'dan Darıca'ya taşındılar. Babasını ayda 1 kere anca görebiliyordu. Maddi sıkıntılardan ötürü eğitim hayatına orta okulda son vermek zorunda kaldı. İstanbul'a gelerek Bostancı Kasaplar Çarşısı'nda çırak olarak genç yaşta iş hayatına atılmış oldu. Farklı ustalarla birlikte saatlerce, bıkmadan, izin kullanmadan çalışıyordu. Bu yoğun tempoda haliyle işinde iyice uzmanlaştı, daha çevik ve hızlı bir şekilde etleri kesip hazırlar hale geldi.

  İlk kurumsal iş tecrübesini 2007 yılında İstinyePark Günaydın Restoran'da edindi. Burada kasaplığın yanı sıra restoran işleyişi konusunda da bilgi edinmiş oldu. 2008-2009 yıllarında maddi sıkıntılarına aldırmaksızın yurt dışına çıktı ve bu işin başka ülkelerde nasıl yapıldığını öğrenmek istedi. Arjantin'e giderek kasap restoranlarında, çiftliklerde incelemeler yaptı. Türkiye'ye döndüğünde maaşlı işine devam etti ve tüm öğrendiklerini pratiğe dökmeye başladı.

  2010'da Amerika'ya gitmeye karar verdi fakat bir türlü vize çıkmıyordu. Arjantin'den döndükten sonra birkaç kez gazete ve dergilerde çıkmıştı, görevliye bunları göstererek 3 aylık vize alabildi. Amerika'da hazırladığı mönü New York Times'da yayımlandı. En önde gelen et restoranlarında para almadan çalıştı. Türkiye'ye döndüğünde bir işi yoktu fakat planı zaten kendi restoranını açmaktı.

  Eski bir dostu Mithat Erdem ile ortak oldular. Mithat Erdem maddi desteğini, Nusret de emeğini koydu ortaya. Bir kağıda Nusret yazdı ve et kısmını ayırarak Nusr-Et markasını yaratmış oldu. 5-6 ay sonra tüm yatırımın parasını çıkardı, borcunu ödedi. Bu dünyaca popülerliği de Instagram hesabına kendine has et tuzlama videosunu koyması ile başlamış oldu. Ünlü sosyal medya fenomenlerinin de bu videoyu paylaşması sayesinde daha çok duyuldu. 2 gün içinde 2.4 milyon izlenmeye ulaştı. İnsanlar ona gururla ve keyifle taşıdığı Saltbae lakabını taktılar.

  İşte sadece bir kasap çırağıyken, Türkiye'nin en ünlü steakhouse zincirinin sahibi ve ayrıca bir fenomen olmanın öyküsünü dinlediniz. Kendine has tarzı, karizması, yetenekleri, köklerine bu kadar bağlı oluşu ile ülkemizin gurur kaynağı haline gelen Nusret Gökçe'nin bu başarısına imreniyoruz. Ne diyelim, darısı bizim başımıza...