Kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız, çoğu zaman yalnız kalıp kafanızı dinlemek istersiniz. Şehrin kalabalığı, korna sesleri, trafiği, gürültüsü o kadar boğucu olur ki doğa manzaralarına bakıp iç çeker, oralarda olmayı dilersiniz. Bunu hepimiz yaşıyoruz, hele ki İstanbul’da yaşayan biri olarak bu hissi çok deneyimliyorum.

 İnsanız, sosyal bir varlığız, sürekli diğer insanlarla ve çevreyle etkileşim içerisindeyiz. Bu bir ihtiyaç bizim için. Ancak beynimizin bundan farklı bir ihtiyacı daha var: sessizlik.

 Sessizlik, yemek yemek ya da uyumak gibi bir ihtiyaçtır beynimiz için. Hatta, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en temel düzeylerden birinde olması gerektiğini söyleyebiliriz.

Beş dakika sessizliğin beynimize ne faydası olabilir?

 “Beyin, Yapı ve İşlev” dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, beş dakika sessizlik beynimizde olumlu değişikliklere neden oluyor. Sessizlik, yeni beyin hücrelerinin oluşmasına yardımcı oluyor. “Sessizlik inzivaları”nın bu kadar ünlü olmasının altında bir sebep olmalıydı, değil mi?

 Beş dakika sessizlik anında, hafızamız ve duygularımızla ilgili beyin alanı olan hipokampüste yeni hücreler oluşmaya başlar. Bu hücreler, düşüncelerimizin daha net olmasını sağlar; kendimizle ve çevremizle olan bağlantılarımızı güçlendirir.

Sessizlik, stres seviyesini düşürür.

 Gürültülü ortamlar, beynimizdeki amigdala adlı küçük bir yapıyı aktifleştirir. Bu yapı, tehlike ve tehditleri tanımlayıp onların bir risk oluşturduğunu ve onlardan kaçmamız gerektiğini söyler bize. Yüksek sesler, trafik gürültüsü beynin bu kısmı için can sıkıcı olur. Bu sesler, kortizol salgılanmasını uyararak stres cevabı oluşturacak savunma sinyalini oluşturur.

Empati yapma ve duyarlı olma yetimizi geliştirir.

 Beynimizin empati ve duyarlılıkla ilgili birçok alanı vardır. Bunlardan birisi sağ superior colliculus’tur. Bu alan hasar gördüğünde empati yeteneğimiz gözle görülür şekilde azalır. Ayrıca karar verme ve tepki verme hızımız da düşer.

 Huzurlu bir ortamda bulunmak ya da beynimize beş dakika sessizlik sağlamak, sağ superior colliculus’un işlevini arttırır. Böylece beynimizin empatiyi hissetme ve duyarlı olma yeteneğini geliştirir.

 Sessizliğin stresi azaltmasının yanı sıra serotonin, endorfin ve oksitosin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını arttırdığı da biliniyor. Ayrıca, sessizliğin birkaç dakikası refah duygumuzu da geliştirir. Kendimizi, hislerimizi daha kolay algılar; karar verme aşamasında daha kolay odaklanırız.

 Sessizlik, hafızamızın güçlenmesini sağlar. Beynimizin bilgiyi daha hızlı işlemesine yardımcı olur, zaten bunun için ders çalışmak için hep sessiz ortamlar olan kütüphaneleri tercih ederiz.

“Tüm büyük şeylere giden yol sessizlikten geçer.”

-Friedrich Nietzsche

Büyük şeylere giden yoldan daha sık geçmek için kendinize izin verin. Dış dünyanın düğmesini arada kapatmakta fayda var. Esen kalın!