Biliyorum, hepimiz yorulduk. Sınavlar, ödevler derken şöyle bir yalnız kalıp kendimizi dinleyemez hale geldik. Sürekli bir koşuşturmanın içinde feleğimiz şaştı. İşte bu yüzden hepimiz bu sömestrı dört gözle bekledi ve sonunda derin bir nefes alabileceğimiz o mükemmel döneme girmiş bulunmaktayız! Haydi bu derin nefeslerimizi kitaplarla birleştirelim mi?

Sofie'nin Dünyası -  Jostein Gaarder

 Fikrimce felsefe tarihi üzerine yazılmış en anlaşılır, en sürükleyici, okumaktan zevk alabileceğimiz kitap Sofie’nin Dünyası. 576 sayfadan oluşan bu kitabın sayfa sayısı sakın gözünüzü korkutmasın. 576 sayfanın her sayfasında yeni bir pencere açılıyor beyninizde ve düşünme zincirinizdeki halkaların artışı durmak bilmiyor. Spoiler vermeden kısacık bahsetmek gerekirse, Sofie 15. yaş gününde posta kutusunda kimden geldiği belli olmayan, üstünde kendi ismi yazılı olan bir zarf bulur. Gizemli kişi bu mektuplarla birlikte Sofie ile iletişime geçerek ona Felsefenin tarihini, nereden çıktığını, kimden çıktığını, en önemlisi felsefinin ne olduğunu yavaş yavaş anlatmaya başlar.

“Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çeken bir ülke birine bu soruyu sorarsak cevap “yemek” olacak. Donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevap “sıcak” olacaktır. Kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka “diğer insanlarla beraber olmak” olacaktır. Ama bütün bu  ihtiyaçlar giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey var mıdır hala ? Filozoflar buna evet diye cevap verirler. Onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamazlar. Tabi ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.”

Sakın Büyüme Çocuk – Muhammet Recep Arar

 Çocukluğumuzda olduğumuz kişiyi, hayallerimizi ve düşüncelerimizi unutmamamız gerektiğini hep söylerim. Yazarın anlatışı çok hoş olan bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kendi olmayı unutmayanlardan kendi olmayı unutanlara.

 “Çocukken güzeldik be! Kendi dünyamız vardı. Oyuncak arabalarla taksi şirketimizi kurar, komşunun kızıyla platonik evcilikler oynardık. Rüyalarımız beyazdı o zamanlar. En büyük kabusumuz, rüyamızda gördüğümüz çikolata bahçesinin gerçek olmamasıydı. Sonra deliksizdi uykularımız; yarasız, beresiz... Hepsini yitirdik!”

Kırlangıçın Çığlığı – Ahmet Ümit

 Ahmet Ümit’in kaleminden çıkmış bu kitapta baş karakterimiz Başkomiser Nevzat'ın çocuk parkında bırakılmış bir ceset ile karşılaşması ile başlıyoruz hikayeye. Çok detaylı ve derin bir anlatımı olan Ümit, psikoloji anlatırken bir bakmışsınız coğrafya turu yapıyorsunuz ya da bir cinayetin içindesiniz. Kitap çok anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış. Kitabın temelinde ise pedofiliye ve Suriyeli göçmenlere değiniliyor. Henüz okumadıysanız tatilinizde mutlaka okumanız gereken kitaplardan biri.

Huzursuzluk - Ömer Zülfü Livaneli

 Kitabın yazılışından, sürükleyiciliğinden bahsetmiyorum bile. Livaneli, eserinin konusunu şu şekilde özetliyor: “Mardinli Hüseyin ile IŞID zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikayesi…” Roman, Ezidilerin Suriye’de yaşadıkları acılar ve daha sonra kampta şahit oldukları olayları anlatıyor.Spoi vermeyi hiç istemediğimden kitabın konusundan da daha fazla bahsetmek istemiyorum.

“Huzursuzdum, İstanbul’daki huzursuzluğumdan farklı bir şeydi bu ancak yine de huzursuzluktu. Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.”

“Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur. Hangisini beslersen o galip gelir.”