Kimileri için sunum yaparken kimileri için sosyal hayata karışırken kimileri için ise bir sınava girerken gelip midemize oturan, ağrılar yaratan şeyi konuşacağız bugün. Evet stres! Yaşamaktan korktuğumuz, kaçmaya çalıştığımız ama her seferinde yakalandığımız o his. Şimdi bir bakalım neymiş bu stres?

Nedir Bu Stres?

Stresi çok basit bir tabirle üzerimizde hissettiğimiz baskı ve gerginlik durumu olarak tanımlayabiliriz. Bu yazıyı okumaya başladıysanız muhtemelen sıkça deneyimlemişsinizdir. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu günlük yaşamımızın bir parçası. Yani stres, daha yoğun ya da daha az hissedilmekle beraber gün içinde birçok kez karşılaştığımız bir şey. Peki stres denince aklınıza ne geliyor? Kaygı, mide bulantısı, korku, öfke, kaçma isteği, titreme ve daha nicesi belki aklınızdan geçti bu sorumla. Peki stres her zaman böyle kötü duygularla mı eşleşir? Her zaman kötü bir şey midir? İşte bunun cevabı hayır. Çünkü stres tamamen hayatımızı altüst eden, bizi bulunduğumuz konumdan geriye çeken bir şey değil. Yeterli miktardaki stres, bizi motive eden ve harekete geçiren bir etkendir. Tabii burada stresin miktarı kadar durumu nasıl algıladığımız da önemli. Bunu bir örnek vererek açıklayayım:

Örneğin iki öğrenci var ve ikisinin de 3 gün sonraya çok önemli bir sınavı var. Öğrencilerden biri, sınavın önemli ve zor olmasından dolayı üzerinde stres hissediyor ve sınavı zaten geçemeyeceğini, sınavın çok zor olacağını, az zamanının kaldığını ve başaramayacağını düşünüyor. Diğer öğrenci de sınavın önemli ve zor olmasından dolayı üzerinde hissettiği stres onu dersini daha fazla çalışmaya itiyor. Yani sınav önemli ve bu yüzden öğrencilerin belli bir düzeyde strese girmesi çok normal. Yukarıdaki örnekte aynı durumdaki iki öğrencinin sınavı algılayış biçimindeki farklılıkların stresin miktarını nasıl etkilediğini gördünüz. Eğer sınavın önemli olması sizde ''daha çok çalışmalıyım'' düşüncesini uyandırıyorsa bu stres size yarar sağlıyor demektir. Ama sınavın önemli olması sizde '' az zaman var zaten yapamayacağım'' düşüncesini uyandırıyorsa üzerinizde zaten belli bir miktar var olan stresiniz yapamayacağınızı düşündüğünüzden dolayı daha da artacaktır.

Stresin Belirtileri Nelerdir?

Aşağıda duygusal, düşünsel, davranışsal ve fiziksel belirtiler olmak üzere 4 ayrı başlık var. Bu belirtilerin tamamını hissetmeniz gerekmiyor. Birini ya da birkaçını hissediyorsanız zaten stresi hissediyorsunuzdur. Bu belirtileri vermemin sebebi ise stresi daha yakından tanımak.

1) Duygusal Belirtiler

  •  

Korku hissetme

Daha alıngan ya da daha sinirli olmak

Endişe ve kaygı düzeyinin artması

2) Düşünsel Belirtiler

  •  

Unutkanlık

Dikkati toplamada güçlük

Olumsuz düşünceler kurmak

3) Davranışsal Belirtiler

  •  

Sebepsiz ağlamalar

Konuşmada zorluk yaşamak

Sakarlık yapma eğiliminde olmak

4) Fiziksel Belirtiler

  •  

Terleme

Titreme

Sinirsel tiklerin ortaya çıkması ya da artması

Uyku ve tuvalet sorunu yaşamak

Peki Stresle Baş Etmede Neden Başarısız Oluruz?

Stres altındayken genelde çözüm üretmek yerine, durumun ne kadar karmaşık ya da zor olduğundan bahseder, ‘’neden beni buluyor’’ gibi tepkiler verebiliriz. İlk anda verilen bu tepki oldukça işlevsiz olmakla birlikte sorunun gözümüzde büyümesine de yol açar.

Stresin kaynağının karşımızdaki kişi olduğunu düşünüp onu değiştirmeye çalışmak sık yapılan hatalardan biridir. Karşımızdaki kişinin karakterini ya da davranışlarını değiştirmek bizim yapabileceğimiz bir şey değildir. Dolayısıyla çözüm burada değildir. Bu noktada olayı algılayış biçimimizi değiştirmek, mümkünse ortamı değiştirmek daha işlevsel  olacaktır.

Son olarak mükemmel ve sorunsuz bir yaşam hayali kurmak gerçekçi olmadığı gibi gerçekleştirilmesi de neredeyse imkansızdır. Böylesine zor bir hayali gerçekleştirmek için sürekli bir çaba halinde olmak ve çabaların sonuçsuz kalması stres düzeyini artırır. Günümüzde özellikle sosyal medyada birçok kişinin hayatlarının sorunsuz geçtiği inancına kapılıyoruz. Hiç derdi yokmuş gibi gördüğümüz insanların aslında gün içinde birçok kez strese girdiğini açıkça söyleyebilirim. Fakat onlar bunu sosyal medyada göstermek zorunda değil ve siz de onların 24 saatini izlemiyorsunuz. Bu gerçekten yola çıkarak, her insanın bambaşka konularda ve farklı düzeylerde strese girdiğini ve yeterli miktardaki stresin işlevsel olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Peki Stresle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Her şey tamam. Strese dair kafamızda birçok şeyin şekillendiğini düşünüyorum. Gelelim nasıl başa çıkacağımıza. İlk  ve bence en önemli kural, stresle karşı karşıya kaldığında çözüm üret! Biliyorum stresli anlarda isyan etmek çok daha kolay geliyor ve uzun süredir bunu yapıyorsan otomatik bir tepki halini almış olabilir. O zaman değişime buradan başla. ‘’Yapamayacağım’’,  ‘’Zaten çok zor’’,  ‘’Neden benim başıma geldi? ’’ demek  yerine ''Nasıl çözüm üretebilirim?'’ ''Üstesinden gelebilirim'' demek sizi çözüme götürecektir. Çünkü sızlanmak, isyan etmek, olumsuz tarafları görmek stresi besler. Ancak çözüm üretmek için harekete geçmek stres seviyenizi aşağı çeker. Bir de geçmişteki pişmanlıklardan ya da gelecekteki belirsizliklerden ve yanlış öngörülerden sıyrılıp ‘an’a odaklanın. Çünkü stresin azımsanamayacak bir kısmı geçmişe dair keşkelerimizden, geleceğe dair olumsuz beklentilerimizden ve asılsız öngörülerimiz oluşur.

İşte Stresi Azaltmak İçin Sahip Olmak İsteyeceğiniz Beceriler!

1) Zaman Yönetimini İyi Yapın!

İyi planlanmış bir gün her zaman yarar sağlar. Zaman yönetimindeki altın kural yapılacak işlerin ya da görevlerin listesini çıkartmak ardından zaman olarak en erken tarihli işe başlamak. Eğer hepsi aynı tarihe teslim edilecekse en uzun sürecek işten başlanmalıdır. İşleri sıraya koymak ve planlı olmak sıkışmamızı ve dolayısıyla strese girme ihtimalimizi azaltır.

2) Bir Uğraş Hobi Edinin!

Stresli durumları o an aşamıyorsanız bunun yerini dikkatinizi başka yöne yöneltebileceğiniz bir hobi bulmak en iyi baş etme stratejilerinden biridir. İlgi alanlarınıza yönelik yüzlerce farklı alternatif var. Akla ilk gelen spor ya da enstrüman çalmak olsa da bunun dışında size birkaç hobi alternatifi önerebilirim:

Fotoğraf çekmek, mektuplaşmak, punch ile nakış yapmak, bir dans türünü öğrenmek ve renklerle kağıda dilediğiniz gibi boyamak aklıma ilk gelenler!

3) Gerektiğinde Hayır Diyebilin!

Hayır diyememek insanın yaşamına büyük bir kısıtlama getirir. Bunun stresle ilişkisini düşünecek olursak, yoğun bir dönemde arkadaşınız sizden uzun zaman alabilecek bir işi yapmanızı istediğinde hayır diyemezseniz yoğunluğunuz arttıkça stres düzeyiniz de yükselir. Fakat gerekli yerlerde reddetmek sizi kötü biri yapmaz, sadece daha özgür biri yapar.

Son olarak dikkat etmeniz gereken tek şey bunları yaparken stresi yok saymamanız ve her strese girdiğinizde bu yola başvurmamanız. Uzun zamandır süregelen ve artık günlük yaşamınızı ciddi anlamda kısıtlayan bir stresten bahsediyorsak bu noktada bu önerilerim yarardan çok zarar sağlayabilir. Çünkü strese çözüm üretmez, bu bahsettiklerimi sadece stresten kaçmak için kullanmış olursunuz. Bu bahsettiğim becerileri daha günlük streslerde kullanmanız yarar sağlar. Yaşamınızı gerçekten altüst eden bir stres altındaysanız lütfen bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin.