ÖSYM’nin YKS sonuçlarını açıklamasıyla birlikte tüm adaylar için zorlu ama bir o kadar da heyecanlı bir dönem başladı. Sizleri psikolojik açıdan yoran ve bunaltan bu dönemi, kendinize en uygun tercihleri yaparak ve hedeflediğiniz sonuçlara ulaşabildiğiniz şekilde geçirmenizi diliyoruz. Tüm bu süreç boyunca aklınızda tutmanız gereken, sizler için oldukça önemli üç öneriyi bu yazıda listeledik.

Geçmişe takılı kalmayın

 Listenin ilk maddesi belki de en önemli ve aklınızdan hiç çıkarmamanız gereken bir öğüt: Geçmişe takılı kalmaktan vazgeçin, sınavın yaşamınızdaki bir nokta olduğunu ve ileriye dönük planlar yapmanız gerektiğini hatırlayın. Sınav sonuçları beklediğiniz gibi gelmemiş olabilir, fakat içinde bulunduğunuz anda geçmişi değiştirebilmek gibi bir süper gücünüz olmadığını hatırlayın. Kendinizi suçlamak veya kaçırdığınız fırsatları tekrar tekrar düşünmek size hiçbir fayda sağlamadığı gibi, kendinizi daha da kötü hissetmenize sebep olur. Şu anda yapabileceklerinizin en iyisi kendi sonuçlarınıza ve isteklerinize odaklanarak önünüzdeki yolu çizmeye çalışmanız. Üniversite tercih listenizi pişmanlık duymadan hazırlamanız, sonradan yazdığınıza pişman olacağınız bölümler veya üniversiteleri listenize eklememeniz, eğer mezuna kalıp bir yıl daha sınava hazırlanma kararı verdiyseniz de bu seçiminizden pişmanlık duymamanız, geleceğe umutla bakmanız ve kendinize, potansiyelinize inanmanız oldukça önemli.

Kendinizi iyi tanıdığınıza emin olun

 Listenin ikinci maddesi, kendinizi gerçekten iyi tanıdığınıza emin olun ve nelerden hoşlanıp hoşlanmadığınızı iyi bilin. Uzun zamandır hedeflediğiniz bölümleri gerçekten de isteyip istemediğinizi anlamak ve gelecek planlarınızı ne kadar gerçekçi şekilde kurduğunuzu bilmek, bundan sonra kendinize kariyer alanında çizeceğiniz yol için oldukça önemli. Bugüne dek hedeflediğiniz bölümlerin ya da üniversitelerin aslında size ne kadar uygun olduğunu tarafsız şekilde değerlendirmeniz, yaşayacağınız üniversite hayatını da daha kaliteli ve verimli hale getirecektir. Okuyacağınız bölüme kendinizi gerçekten ait hissedebilmeniz ve sonrasında aktif şekilde çalışabilmeniz için gerçekten sevdiğiniz bölümleri ya da meslekleri seçmekte çok büyük fayda var. Örneğin okumayı, araştırmayı ve bilgi edinmeyi sevmeyen, bu süreçlerde zorlanan kişilerseniz; yalnızca dil yatkınlığınız olduğu için yakın hissettiğiniz fakültelerin dil-edebiyat bölümlerini tercih listenize eklerken bir kez daha düşünün. Veya tıp, hemşirelik ya da diş hekimliği gibi sağlık alanında bir bölümü kendinize uygun görüyorsanız bu mesleklerin çalışma şartlarını detaylıca araştırın, hastaneler ve klinikler gibi sağlık merkezlerinde kendinizi hayal edip edemediğinizi ve bu çeşitli koşullara ayak uydurup uyduramayacağınızı, tercih listenizi hazırlamadan önce belirleyin.

İleriye dönük düşünün

 “Şu bölümü seçersem işsiz kalırım.”, “Herkes bu bölümü tercih ediyor, ben de tercih listeme yazmalıyım.” ya da “Aslında bu bölümü istemiyordum ama puanım yettiği için yazıyorum.” gibi pek çok cümle aklınızdan geçiyor olabilir. Tercih listenizde kişisel olarak yakın hissetmediğiniz ya da önünüzdeki birkaç yıl eğitimini görürken mutlu olmayacağınız hiçbir bölüme veya üniversiteye yer vermeyin. İçinde yaşadığımız dünya gün geçtikçe gelişip dönüşüyor, dolayısıyla bölümler ve meslekler de bu değişime ayak uydurmaya çalışıyorlar. Eğer kendinize uygun olduğuna inanıyorsanız iş bulmanız “garanti” olan meslekler ve bölümlerin yanı sıra, ilginizi çeken ve gelecekte daha da popüler olacağına inanılan bölümlere de şans verebilirsiniz. Tüm bu tercih dönemi boyunca kendi isteklerinize ve becerilerinize yönelik bölümleri tercih etmeye ve gelecek çalışmalarınızı bu şekilde ilerletmeye dikkat edin.

 Umarız tercih dönemi her aday için kendilerini yakından tanıyabildikleri ve kendileri için uygun kararlar alabildikleri şekilde geçer. Herkese bol şans!