Sınav yaklaştıkça beraberinde yaklaşan tercih stresi sınav yükü yetmezmiş gibi sırtımıza bir çuval daha ekliyor.

Özellikle henüz hangi bölümü yazacağımıza karar verememişsek, bölüm ve meslek konusunda birkaç düşüncemiz var ama oturmuş bir fikrimiz yoksa işler daha çok karışıyor. Cidden ya benim için doğru bölüm ne?

Bizim için doğru bölüm en çok para kazandıran bölüm(!) Şaka bir yana fazla klişe olacak belki ama mutlu olacağımız bölüm. Sadece üniversite hayatı boyunca değil iyi ya da kötü tüm hayatımız boyunca bir şekilde bizimle gelecek olan bölümde mutluluğu yakalamak gerekiyor. Her bölümün kendi içinde öğrenciyi zorladığı birçok şey var. Sabaha kadar kupa kupa kahve tükettiren proje ve çizimleriyle mimarlık, özet notları bile 200 sayfa olan hukuk, matematiksel işlemlerle bilgisayar başında proje yetiştireceğim diye göz numarası büyüttüren mühendislik ve daha fazlası…

Örnek üzerinden gitmek gerekirse bir hukuk öğrencisi olarak kendi bölümümü ele alacağım. Henüz birinci sınıf olmama rağmen üst sınıflarla olan ilişkilerim sayesinde beni nelerin beklediğini biliyorum. Şu anki kitaplarımın iki belki üç katı kalınlığında cilt cilt kitaplar, ay boyunca süren her biri 4-5 sayfalık sınavlar, meslek hayatımda karşılaşacağım zorlu davalar ve insanlar… Bunlar beni bir miktar korkutuyor belki ama bölümü bırakmak gibi bir düşüncem asla olmayacak. Bunu final haftasında ve arkadaşından birkaç saat önce “Dün sınava çalışırken tekrar başka bölüm için hazırlansam mı diye düşündüm” cümlesini duyan bir hukuk öğrencisi olarak söylüyorum. Küçüklüğümden beri istediğim yerdeyim ve tüm zorluklarıyla, güzellikleriyle mutluyum.



Bu sene mimarlığa giden iki arkadaşım var biri ödev ve projelerden yorulduğu için ikinci döneme geçmeden bölümü bıraktı diğeri ise ödevlerinin haricinde fazladan proje yapıyor çünkü zevk alıyor. İlk arkadaşım yeteneksiz mi? Asla! Aksine çok başarılı sadece ait olduğu yerde değil. Ait olduğunuz yer daima sizi mutlu eden yerdir.

Aslında her şey bölümü sevmekten ve mezun olduktan sonra kendini mesleğini icra ederken hayal edebilmekten geçiyor. Sevdiğiniz insanların sizi sinirlendiren hatta bazen yoran huyları gibi düşünün zorlukları oluyor ama seni yıldırmıyor. Çünkü sevdiğin yerdesin ve mutlusun. Evet, ben bu kitaplarla baş edebilirim ama saatlerce çizim yapamam, gözlerim kapanana kadar bilgisayar başında oturamam, insanlara yardım etmek için dahi olsa günlerce nöbet tutamam belki. Bunlar benim başarısızlığım ya da beceriksizliğim değil. Sadece yaparken mutlu olacağım işler başka.

Sizden ricam bölümlere bakarken tüm zorluklarını, kolaylıklarını, size katacaklarını ve hatta sizden götüreceklerini düşünün. Bölümlerin özellikle toplum gözündeki prestijlerini bir kenara bırakın. Her şeyi kendi terazinizde tartın. Gözlerinizi kapatıp kendinizi o işin içinde hayal ettiğinizde o görüntünün fotoğrafını çekin o fotoğrafta gülümsüyorsanız başardınız. Umarım hepiniz gönlünüzce istediğiniz yerlerde olursunuz! (Ahsen Çalmaz)

Kendinize en uygun üniversite ve bölümü bulmak için tercih robotupuan hesaplama ve röportajlara göz atmayı unutma!