Haydi hayal kuralım… Mezun olmuşuz, işler yolunda, hatta çok güzel. E bir süre de şirkete gitmek zorunda değiliz. Ailecek karar verdik, çekilelim bir sahil kasabasına yaşayalım. Ama öyle turist gibi, gezgin gibi değil. Yaşayacağız, oraya ait olacağız. İşte gelecek olan o güzel günlere ithafen küçük bir semtte yaşamaktan bahsedeceğim size.

1) Komşuculuk artık bir ütopya değil!

  Her sabah uyandığında açtığın penceren, giren hava farklı ama karşı komşun hep aynı. Zaten küçük bir yere yerleşmişiz apartmanda da yaşamayalım değil mi? Haliyle mahalledeki herkesi tanıyorsun. En ufak bir şeyde toplanıp kutlama yapıyorsun. Hatta şanslıysanız altın günleriniz bile olabilir… Hemen kötü düşünme! Yemeklerin tadını aldıktan sonra altın günlerinin vazgeçilmez ismi haline geleceksin!

2) Burada balkonlar gökyüzüne açılıyor!

  Sizin hayaliniz Ege kıyılarında mı yoksa Akdeniz sahillerinde mi bilmiyorum. Ama bir Eylül akşamında hava hafiften eserken bulunduğun mekan kesinlikle balkon olmalı. Karşısındaki duvarlar yüzünden anlamını yitiren o kadar çok balkon tanıyorum ki İstanbul’da. Eminim siz de biliyorsunuz o balkonları. Belki de vapurların bu kadar çok sevilmesinin nedeni insanların balkona olan özleminden geliyordur. O vapur kültürü Akdeniz’de kendini balkon kültürüne bırakıyor. Evin kalbi haline geliyor ve yemek saatleri bile güneşin konumuna göre ayarlanıyor. Balkonlarda gece saat 4'e kadar edilen sohbetlerden bahsetmeyeceğim size, siz zaten anladınız.

3) Toplu taşıma yerini motora bırakıyor!

  Belki uğramışsınızdır bir ara, mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı motor kullanıyor. Dedik ya, mekan küçük ve her yere araba ile gitmenin anlamı yok. Motor ya da bisiklet kullanıyor insanlar genellikle. E havalar da güzel zaten ama sakın kask takmayı unutmayalım!

4) İyi güzel de, trafik ne olacak?

  Şehirden kaçtım geldim bir de trafik mi olacak diyenlerdensiniz tabii ki de haklısınız. Fakat eğer seçtiğiniz yer turizm bölgesi ise belli mevsimlerde böyle bir sıkıntıyla karşılaşabilirsiniz. Onun dışında ise çok fazla trafiğe çıkmazsınız ki gideceğiniz her yer 20 dakikalık mesafede olur genellikle. Saatleriniz trafikte geçmediği için de gün size kalır.

5) Tanınmak, belki de en güzeli!

  Buralarda bilinmek için ünlü olmanıza gerek yok. Yerleşik bir aileden geliyorsanız muhtemelen sizin tanımadığınız amcalar sokakta babanıza selam söyleyecek. Yeni yerleştiyseniz de birkaç ay içinde, en azından sürekli gittiğiniz mekanlarda ‘’Aynısından mı?’’ sorusu ile karşılaşacaksınız. Tabii herkesin herkesi tanıdığı bir yerde görünmez olmak çok zor ve bazen ne yalnız kalabileceksiniz ne de bir şeyleri saklayabileceksiniz. Birkaç paragraf öncesinde günlerden bahsetmiştik, o muhabbetlere konu olmamaya çalışın yeter!

  Hepimiz zamanı gelince kendimizi sahil kasabasına atmak istiyoruz. Fakat buna hazır mıyız diye sorgulamıyoruz. İstediğinizi her zaman yapamamak, sevmediğiniz insanlara katlanmaya çalışmak… Birçok sorun yaşayabilirsiniz. İyisi mi siz yaşı ilerletmeden bir deneyin. Özellikle yaz aylarında birçok turizm ilçesinde çalışabilirsiniz. Hem diğer dönem için para biriktirip hem de hayallerinizi deneyimleyebilirsiniz ve eminiz ki gün sonunda ne kadar sinirlenseniz de, her sabah o yataktan şükrederek uyanacaksınız…