Üniversite yılları her zaman çok güzel ya da çok kötü geçmiyor elbette ama her zaman çok komik geçtiği kesin. Üniversitede yaşadığınız tüm olaylara dönüp baktığınızda yüzünüzde bir gülümseme olacaktır. Fotokopi sırası beklemekten tutun da öğrenci işlerinin sevimsiz çalışanlarına kadar üniversiteye dair her şey iyisiyle kötüsüyle 4 yıl bizimle. Hal böyle olunca üniversitede yaşanan durumları sizler için derledik. Keyifli okumalar!

1) Paranın Nereye Gittiği Asla Bilinmez

  Aileden ayrılmış, paranın idaresi kendisine bırakılmış genç üniversiteli her şeye ihtiyacı varmışçasına paralarını saçar. İlk 2 haftada parasının büyük bir kısmını harcayan üniversiteli, ay sonuna kadar kıt kanaat geçinmeye çalışır. Hikaye tanıdık geldi mi? Evet, evet! Bu her üniversitelinin başına geliyor. Her ay paranın nereye harcandığıyla ilgili bir hesap yapıp her seferinde en büyük payı yemek masrafları göğüslüyorsa üniversiteli kavramına en çok sen yakışıyorsun haberin olsun!

2) Tüm Yaratıcılığınızı Mutfakta Kullanırsınız

  Üniversiteli olunmuş, evlere çıkılmıştır. Üstelik ilk ay epey bereketli geçmiştir. Malum taşınırken evin tüm eksikleri karşılanmıştır. Fakat o da ne? Eve çıkmanın 3. ayında evin problemleri başlar. Sonra gelsin su ısıtıcısında yumurta kaynatmalar, gitsin saç kurutma makinesiyle yemek ısıtmalar. Bu durum yaratıcılığınızı geliştirse de biz yine de bu durumlara düşmenizi istemeyiz. Siz iyisi mi her ayın başında ihtiyaç listenizi oluşturup alışverişinizi yapın. Sonra ay sonunda su ısıtıcınız bozulur, tencerede su kaynatmaya çalışırsınız bizden söylemesi.

3) İlk Sene ile Son Sene Arasında Sadece 10 Saniye Vardır

  Evet, işin üzücü tarafı bu oluyor. Üniversiteli arkadaşlarım beni çok iyi anlayacaktır. Son sene gelmiştir, mezun olunacaktır ama okula geldiğin ilk günü her şeyiyle hatırlıyorsundur. Güzel şeyler hep çok kısa gibi gelir. Üniversitenin bu kadar hızlı geçmesi de bundandır. Bu hızlıca geçen 4-5 senede kendinizi en iyi şekilde yetiştirin. Hayatınızda yolunda gitmeyen, değiştirmek istediğiniz ne varsa en ideal zaman üniversite yılları.

4) Bitirme Tezini Düşündükçe Karalar Bağlarsınız

  Üniversitelerde epey yaygın olan bitirme tezi kurdu, midenize düşmek için fırsat kollar. Üniversitelinin karnına düşmesi ise üçüncü sınıfa tekabül eder. Üçüncü sınıftaki üniversitelinin karnına düşen bu bitirme tezi kurdu günden güne büyür ve yaklaşık bir yıl içinde midenizde inanılmaz ağrılara sebep olur. Tebrikler! Artık son sınıf öğrencisisin ve mezun olma telaşının yanı sıra bir de nur topu gibi bitirme tezin var. Korkma, bunun da altından kalkarsın sen!

5) Öğrenci İşleri 2. Eviniz Olur

  Başlığı görünce üniversiteliler yüzünü ekşitti bile. Feridun Düzağaç'ın bize armağan ettiği o güzel şarkı üniversiteliler arasında şöyle söyleniyor :

''Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, öğrenci işlerindeyim.''

  Çünkü hepimiz biliriz ki öğrenci işlerinde işinizi asla ilk gidişinizde halledemezsiniz. Öncelikle öğrenci işlerine gitmeli, daha sonra danışman hocanıza sadece mail atmasını söylemek için öğrenci işleri ile fakülteler arası mekik dokumalısınız. Günün sonunda şanslıysanız öğrenci işlerindeki işiniz hallolur. Fakat bu her zaman mümkün değildir.

6) Paylaşmanın Sınırının Olmadığını Bilirsiniz

  Emin olun üniversite sizi hiç olmadığınız kadar paylaşımcı bir insan yapacak. Hem de her anlamda. Final zamanı not paylaşmayan bizden değildir. Onu baştan söyleyelim. Ama paylaşım konusu notlarla sınırlı değil. Aynı zamanda  beraber kaldığınız arkadaşlarınızla paylaşmadığınız bir tek diş fırçanız kalır. Onu da paylaşmayın deriz. Arkadaşını ilk buluşmaya hazırlarken sırf kombini uysun diye elindeki tüm kıyafetleri ve aksesuarları seferber ediyorsan sana alkışlarımız hiç dinmez. Sen paylaşımcılığı zirveye taşımış harika bir üniversitelisin!

7) Cam Bardaktaki Çayın Tadını Unutursunuz

  Üzülerek söylemeliyim ki dört yıl boyunca damarlarınıza işleyecek olan o karton bardaktaki çay, sizin kaderiniz. Cam bardaktakinin lezzetiyle aynı değil belki ama gözümüzdeki değeri en az cam bardaktaki kadar fazla. Karton bardağa ne kadar isyan etsek de şöyle bir düşünelim, 10 dakikalık ders arasında hızlı hızlı içmeye çalıştığımız, ''Ne yesem bilemedim, karnım da pek aç değil.'' dediğimizde yardımımıza koşan, kalabalık arkadaş grubunun medar-ı iftiharı, koca yürekli karton bardak çay! Tamam bu kadar reklamını yaptık ama siz yine de bulduğunuz yerde cam bardağa sarılın.

8) Kırtasiyenin Yolunu Evinizden Daha İyi Bilirsiniz

  Özellikle vize ve final haftalarının değişmez adresi kırtasiye! Kırtasiyenin yolunu Bulutsuzluk Özlemi'nin "Yine Düştük Yollara" şarkısıyla aşındırsanız da fotokopi sırasında Nazan Öncel gibi ''Gidelim Buralardan, Dayanamıyorum.'' diye çıkışmanız muhtemeldir. Bizden tavsiye, kırtasiyecilerle arkadaş olmaya bakın yoksa zamanınızın büyük çoğunluğu sıcak kağıt kokulu o küçük dükkanlarda geçer.