Flört şiddeti, aslında uzun süredir toplumumuzda var olmasına rağmen adını özellikle son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız ve gerçek hayatta oldukça fazla rastladığımız bir şiddet türü. Günümüzde en çok 16-24 yaşları arasındaki genç bireylerin ilişkilerinde yaygın olarak karşılaşılan bu şiddete karşı duyarlılık kazanabilmek ve önüne geçebilmek için önce hakkında bilgi sahibi olmamız gerekli. Peki nedir bu flört şiddeti?

 Flört şiddeti, bir birliktelik yaşarken (veya bittikten sonra) partnerlerden birinin, diğerinin yaşamı hakkında baskıcı bir şekilde söz sahibi olmaya veya hayatını kontrol altına almaya çalıştığı davranış şekillerinin toplamıdır. Bu şiddet genellikle düşünüldüğü gibi fiziksel olarak ortaya çıkmayabilir; duygusal, cinsel, dijital ve sosyal gibi pek çok farklı şekilde de yaşanabilir. Her türlü şiddet eylemiyle ilgili genel bir başka yanılgı da şiddeti uygulayan tarafın daima erkek olduğudur, hem kadınlar hem de erkekler şiddetin mağduru olabilecekleri gibi uygulayanı da olabilirler. Şiddet tek bir cinsiyete ya da cinsel yönelime bağlı değildir.

 Flört şiddetinin en önemli unsurlarından birisi olan onay inşaası, çoğu problemli ilişkide karşınıza çıkabilir. Partnerlerden birinin onay göstermediği herhangi bir konudaki ‘hayır’ kararını, ‘evet’ yapabilmek için gösterilen duygusal baskıya dayalı zorlamaya onay inşaası adı verilir. Şiddeti uygulayan taraf, karşı tarafın sevgisini sorgulama üzerinden şiddete uğrayan tarafa sürekli ‘evet’ demediği için kendisini suçlu hissettirmeye çalışır. Günümüzde pek çok ilişkide tanık olabileceğimiz bu masum görünüşlü zorlamalar özellikle cinsel şiddet başlığı altında, herhangi bir fiziksel ya da duygusal güç kullanarak kişinin rızasını elde ederek onunla birlikte olmayla karşımıza çıkar.

 Flört şiddetine maruz kalan bireyler öncelikle bunun bir şiddet biçimi olduğunun farkında olmayabilirler. Flört şiddeti; cinsiyet, yaş veya eğitim düzeyi gibi koşullardan bağımsız herhangi birinin başına gelebilir. Bireyler böyle ilişkilerin içinde olduklarını fark ettiklerinde mümkün olan en kısa sürede bu ilişkileri sonlandırmayı düşünmelidirler. Özellikle gençler şiddet içeren ilişkilerini sürdürmekte ne yazık ki bir miktar kararlı davranabilirler, bu durumun sebebi de genellikle şiddetin suçlusu olarak yargılanacaklarını düşünmeleri ya da başkalarının bu şiddetin yaşandığına inanıp inanmayacaklarıdır. Fakat şu asla unutulmamalıdır ki, şiddet olgusunun haklı bir tarafı yoktur, kimse herhangi bir şiddeti hak etmez.

 Konu hakkında benim yararlandığım ve sizin de daha fazla bilgiye erişebileceğinizi düşündüğüm kaynaklar ise; Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı websitesi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin websitesinden erişebileceğiniz “Gençler Arası İlişkilerde Flört Şiddeti” başlıklı eğitim broşürü. Umarım ki özellikle şiddet konusu hakkında, her birimiz farkındalık kazanabilir ve toplumumuzu iyiye dönüştürebiliriz.