3 haftayla başlayan ve neredeyse 10 ayı bulan pandemi süreci devam ettikçe günden güne tükeniyoruz. Enerjimizi, motivasyonumuzu ayakta tutmak gittikçe zorlaşıyor. Bazı günlerim hiçbir şey yapmadan, öylece geleceğimi düşünerek, eğer şimdi normal hayatımızı yaşıyor olsaydık ne yapıyor olurdum diye hayal kurarak geçiyor. Benzer hisleri paylaştığımızı tahmin ediyorum.

Bu duruma alıştığımızı söylesek de halen kabullenemediğimiz, zorlandığımız ve acı çektiğimiz zamanlar oluyor. Böyle zamanlarda ayağa kalkıp toparlanmak ise bazen mümkün değilmiş gibi geliyor. Yaptığımız hiçbir şeyden keyif almıyor, uzaktan eğitimin ağır yükü sırtımıza binmişken bir yandan da kendimize iyi gelecek ve bizi geliştirecek aktiviteleri yapmaya zaman yaratmak için uğraşıyoruz.

Burada devreye içsel motivasyon giriyor. Dış faktörlerden etkilenmeyip kendi kalemizden güç almaya başladığımızda işlerin değişeceğine inanıyorum. Motivasyonumu kaybettiğim durumlarda uyguladığım bazı pratikleri sizinle de paylaşmak istiyorum.

1. Mumlar ve tütsüler

Odamın her köşesini kokulu mumlarla çevreledim. Danimarkalıların mutluluk sırrı olan Hygge felsefesine göre mutlu olmak için loş ışık altında, fırından yeni çıkan sıcak kurabiyelerin kokusuyla sarhoş olduğunuz, sıcak içeceklerle kendinizi rahatlattığınız bir ortam yaratmanız gerekiyor. Tabii her zaman kurabiye pişirmek fiziksel sağlığımız için pek iyi olmayabilir! Ancak loş ışığı her zaman elde etmek mumlarla mümkün. Danimarka’da kişi başı yıllık ortalama 5,8 kg mum tüketiliyormuş! Aydınlıktan hoşlanıyorsanız belki bu sizi rahatsız edebilir ama denemekten zarar gelmez :)

Kokulu mumlar, iyi hissetmem için bana yardımcı oluyor. Aynı zamanda belirli aralıklarla tütsü yakmayı ihmal etmiyorum. Odamı veya çalıştığım ortamı olumsuz enerjilerden arındırdığımı hissetmek bana güç veriyor.

2. Hayal kurmak ve imgelemek

Pandemi sürecinde hayal kurmaktan kaçındığımı fark ettim. Öyle belirsiz zamanlar yaşıyoruz ki sanki hayal kurmak anlamsız gibi geliyor. Kendimi hep durdurdum, hayal kurup kendimi üzmemeye çalıştım. Sonucunda gördüm ki, hissetmekten kaçmışım. Hiçbir şey hissedemeyen robota dönüşmüşüm. Çünkü hayal kurup onları gerçekleştiremediğimi görmek beni üzüyordu. Neden kendimi üzeyim ki?

Ama hayal kurup kendimi motive edebilirdim. Hayalim olmadığında yaptığım şeylere anlam katamadım. Neden ders çalışıyordum, neden kitap okuyordum, mezun olduğumda ne olacaktı, ya uzaktan mezun olursam, ya hep eve kapalı kalırsam gibi kaygılarımın içinde boğulurken olumlu şeyler düşünemez olmuştum. Oysa ki daha bir sene bile olmadı. Bundan bir sene öncesinde gayet normal bir hayat yaşarken neden o hayata geri dönemeyelim ki?

Hayatıma adapte etmeye çalıştığım şeylerden biri de kendime hayal kurmak için zaman ayırmak oldu. Günde 30 dakika bile olsa hayal kurmaya, düşünmeye, hayallerimin gerçekleştiğini imgelemeye başladım. Kısa sürede etkisini gördüğümde ise çok şaşkındım. Bu kadar kolay mıydı gerçekten yaşadığını hissetmek? Neden kaçtım bunca zaman?

3. Toprakla ilgilenmek

Büyük bir bahçemiz olmasına rağmen toprakla, bitkilerle ilgilenmeyi ve onlara zaman ayırmayı hep aksatıyorum. Kendimi zorlayıp bahçeye indiğimde ise o kadar iyi hissediyorum ki neden bunu daha önce yapmadığımı sorguluyorum. Ama ne yazık ki bu bir döngü.

Eğer bahçeniz yoksa odanıza ufak bitkiler alarak adım atabilirsiniz. Bakımı en kolay olan kaktüsler, ideal bir başlangıç bitkisi olabilir.

4. Çevrenizdeki insanlara dikkat etmek

Enerjinizi düşüren ve devamlı olumsuz konuşan insanlarla çevrelenmiş olabilirsiniz. Bunu fark edin! Bazen çok sevdiğimiz veya çok yakınımızda olan insanlar negatif enerjileriyle bizim de enerjimizi sömürürler. Bunun farkında bile olamayız.

Konuştuğunuz, birlikte zaman geçirdiğiniz insanların enerjinizi nasıl etkilediğini fark ettiğinizde büyük bir adım atmış olacaksınız. Ben enerjimi düşüren insanlarla, hangi konuda beni olumsuz etkiliyorlarsa o konuları konuşmamayı seçerek bir adım attım. Bana iyi gelen, beni motive eden, bana pozitif enerji yükleyen insanlarla iletişimimi ise yoğunlaştırdım. Hayat, modumu düşürecek insanlarla vakit geçirmek için çok kısa! (Aynı zamanda dinlediğiniz müziklere de dikkat edin, eğer çalma listeniz modunuzu düşüren şarkılarla doluysa yeni bir çalma listesi hazırlamanın vakti gelmiş demektir!)

5. Nefes almak

Doğduğumuzdan beri en çok yaptığımız şey: nefes almak! Bunun ne kadar farkındayız?

Doğru nefes alıp vermek, yaşam kalitemizi yükselten en önemli etkenlerden biri. Bazen stresli durumlarda, bir haber beklerken, sınav esnasında nefesimi sık sık tuttuğumu fark ediyorum. Yahut hızlı hızlı nefes alıp verdiğimi görüyorum ve bu bana bir süre sonra inanılmaz bitkin hissettiriyor.

Doğru nefes alıp vermeye dikkat ettiğimde ise stres seviyem azalıyor ve kalp atışlarım da normale dönüyor. Gün içerisinde sürekli buna dikkat etmek mümkün olmasa bile günde 5-10 dakikayı buna ayırmak güzel bir alışkanlık ve enerji yükseltme aracı olabilir.

6. Sınırları çizmek

Sınırlarımızı en iyi biz biliriz. Çevremizdekileri kırmamak, yalnız kalmamak adına istemediğimiz birçok şeye evet diyoruz. Sonrasında da harcadığımız zaman yüzünden strese giriyoruz.

Hayır demekten çekinmemeye başladığımda kendime ayırdığım zamanın daha da artmaya başladığını gördüm. Kendi isteklerime göre hareket etmek, her şeye teslim olmamak ve yapmak istediğim/istemediğim herhangi bir şeye karar verme gücünü kendimde bulmak içsel motivasyonumu arttırmamı sağladı.

7. Teknolojiden uzak durmaya zaman ayırmak

Uzaktan eğitim döneminde teknolojiden nasıl uzak duracağız diye sorabilirsiniz. Ama günlük dersler bittiğinde kendimizi en azından 1 saat ekranlardan uzak tutmak zihnimizi yenilememize iyi gelecektir. Bu 1 saat içerisinde dışarı çıkıp kısa bir yürüyüş yapabilir, çalıştığınız ortamdan çıkıp evin başka bir ortamında zaman geçirebilirsiniz. Yalnızlık, sessizlik ve ekranlardan uzak kalmak masanıza geri döndüğünüzde odaklanmanızı kolaylaştıracaktır.

8. Küçük adımlarla dahi olsa devam etmek

Enerjimiz düştüğünde bir şey yapacak gücü bulamayız kendimizde. Yapamadığımız şeyler biriktikçe gözümüze kocaman bir dağ gibi görünür ve bizi korkutur. Başlamaya korkarız ve kendimizi kısır bir döngü içerisinde buluruz.

Kendinizi güçsüz hissettiğinizde -dinlenmenize rağmen- masaya oturmak için ikna olun ve küçücük de olsa bir işinizi tamamlayın. Tamamlamasanız bile başlayın. Momentumunuzu korumak, az da olsa ilerleme kaydettiğinizi görmek sizi yükseltecektir.

Kendi hayatıma adapte etmeye çalıştığım bu alışkanlıklar, umarım sizin de işinize yarar. Farklı önerilere açığım, bana ulaşmaktan çekinmeyin!