1-İlk senende mi bu okulu kazandın? Hatırlıyorsan ya da söylemek istersen YGS/LYS sıralamanı öğrenebilir miyiz?

Evet ilk senemde kazandım, küsüratıyla hatırlamıyorum ne yazık ki ama yuvarlarsak YGS'de 47bindeydim LYS de 29 ve 30bin. YGS sonrası bırakmak gibi bir tufaya düşmüştüm ne yazık ki...

2-Seçtiğin bölüm senin hayalin miydi? Bu bölümü seçmende herhangi bir aile/çevre baskısı var mıydı?

Evet. Küçüklükten beri mimarlık okumak istiyorum, büyüdükçe iç mimarlıkla ÇAP yapmak veya bu doğrultuda yüksek lisans yapmak eklendi ki zaten İTÜ'ye aşık bir insandım, bir ara çöpçü olarak da girsem olur diye dalga geçiyordum :) Fakat okulda derslerimiz hemen hemen mimarlıkla aynı olduğundan okurken farkettim ki benim için daha eğlenceli ve uygun olan bölüm kesinlikle buymuş. İyi ki olmuş. Hayır, ailem asla baskı kurmadı bana herhangi bir meslek üstünden, ne seçersem desteklediler hatta tercih dönemi 2. seneye kalmayı planlıyordum onda da destek oldular. Hocalarım da bu dönemde çok yardımcı olmuştu.

3-Bu bölümün iş imkanları neler? Ya da sen bitirdikten sonra ne hedefliyorsun?

Aslında çoğu kişinin aklına “iç mimar” denince hemen hazır olan mobilyalarla evin içini düzenleyen bir kişi profili geliyor. Ama böyle değil. İç dizaynı ayarlamak sanıldığının aksine kolay değil bence. Her şeyi, her ayrıntıyı ayarlamak gerekiyor. Birçok sektörde ilerleme imkanı olan bir bölüm, bu konuda geniş bir yelpazesi var. İç tasarımını yapabileceğiniz ev dışında bir sürü yer var: Sinema, tiyatro, müze, cafe, büro, yat, mağaza vs. ve bunu yapmak aşırı zevkli bence! Benim şu an için aklımda aslında kendi büromu açmak var. Bir de ekstra olarak çocukluktan beri açmak istediğim tematik bir cafe var, tasarımı bile aklımda belli :)

4-Senin bölümün için onlarca üniversite varken neden şu anda okuduğun okulu seçtin?

Dediğim gibi İTÜ aşığı bir insandım o yüzden bu okulu istiyordum. Bölüm için en iyi okul olması da bir etken oldu tabii.

5-Yurtta mı kalıyorsun, okula ulaşımın nasıl?

Hayır İstanbul'da yaşıyorum zaten. Ulaşıma gelince benim için çok değişik, her gün için trafik saati vb. etkenlere göre değişik kombinasyonlarla okula gidip geliyorum, çünkü okula evim uzak ne yazıkki. Ama okulun ulaşımı oldukça rahat hemen metronun dibinde, otobüsle de gelinilebiliyor ayrıca.

6-Okulunda bölümünle ilgili yeterli eğitim/seminer mevcut mu?

Evet bence. Okulda her zaman mutlaka bir seminer oluyor bunun için taşkışla kulüplerini takip etmeniz yeter. Eğitim de yeterli bence, çeşitli şekilde düşünmeye ve kendinizi aşmaya teşvik eden öğrenci deyimiyle zorlayan hocalarla proje yapıyorsanız özellikle.

7-Sence sosyal olarak yeterli bir yerde mi okuyorsun? Yeterince kulüp/proje faaliyeti var mı?

Kesinlikle evet! Sayamadığım kadar kulüp var, aklınıza gelebilecek her türlü alanda. Quidditch kulübü bile var. Okulda bunun dışında bu kulüplerin düzenlediği bir sürü etkinlik oluyor seminer, festival gibi, spor kulüpleri de turnuvalara katılıyor. Tek eksi yanı çoğu üniversetede olan festivali artık okul düzenlemiyor, net değilim ama sanırım soma dönemi iptal etmiş mantıklı olarak ama daha sonra bir daha yapmamış ve yapmıyor da hala.

8-Okuduğun bölümün ya da okulun zorlukları neler? Üst sınıflarda yaşayacakların hakkında bir bilgin var mı?

Bölüm çok zor, zaten fakültedeki diğer bölümler de çok zor. Genel olarak mimarlık fakültesi öyle, hangi okulda olduğunuz hiç farketmez diye düşünüyorum. Okulun ilk gününden başlayan ve asla ama asla durmanıza izin vermeyen, öldürmeyen ama cidden süründüren bir maraton diyebiliriz. Kesinlikle sevmeyen birinin katlanabileceği bir fakülte değil! Düşünmeden uzaklaşın böyle bir durum söz konusu ise. Hem proje ve diğer stüdyo derslerinin ödevlerini yapıp hem diğer derslerin ödevlerine, sınavlarına yetişmek cidden çok zor özellikle jüri döneminde. Jüri dönemi yaşananları anlatamam, yaşamak lazım o yetişmeme durumu, bir sürü kişinin bir anda sizi eleştirmesi, jüride maketinizin kesilmesi gibi şeyler... Ben yaşadım ve yenisini yapmak için yalnızca 3 günüm vardı. Özellikle allerjiniz varsa pattex koklamak, alkolik markerlar, peligom hepsi sizi rahatsız edebilir bu da bir zorluk bence, pattexi yapışan derinizden çıkarmak da ayrı zorluk, ben falçata ile kesiyorum. Bazıları falçata kazası geçirebiliyor, elini derince kesme durumu olabiliyor, çok derin hiç yaşamadım neyse ki ben. En alıcı noktalardan biri de çok pahalı bir alan; ozalite para, kırtasiyeye para, değişik malzemelere para. Bir kağıda 20 ₺ verdiğimi biliyorum :( Ama en kötüsü arkadaşlarınızın çoğu vize finalde çalışıp diğer zamanlarda gezerken sizin hep “Gelemem teslimim var, yetiştirmem lazım.” demeniz, onlara uzaktan bakıp imrenmeniz. Uyku kelimesini hayatınızdan çıkarmanız gereken bir bölüm çünkü çoğu zaman sabahlamamız gerekiyor ama bu sürece alışıyorsunuz en kötü 2-3 aya. Bu durumun bir kötü yanı da yaz tatilindeyim ama uyuyamıyorum bir türlü şimdi, bünyem alışmış o duruma... Ama tüm bunlar gözünüzü asla korkutmasın çünkü tüm bu zorluklara rağmen çok eğleneceğiniz, okurken hep “Olsun, zaten başka bölümde yapamazdım.” diyeceğiniz bir yer, tabii eğer cidden istiyorsanız bu mesleği. Taşkışla çok güzel zaten düşünmeden gelin puanınız yetiyorsa ve istiyorsanız. Üst sınıflarda yaşayacaklarımı onları görerek tahmin ediyorum özellikle bitirme ödevi çok korkutuyor beni çünkü son sınıflar durmadan, sabahtan akşama kadar okulda ödev yapıyorlar ve bana sanki asla yetişmeyecek gibi geliyor. Alacağım dersleri zaten sistemden görüyorum, az buçuk ne yapıcam tahmin ediyorum, derslerin açıklamaları var çünkü. Okulun zorluğundan bahsetmem gerekirse teknik okul ama rezalet bir sistemi var, ders seçerken kafayı yiyorsunuz, hangi dönem olduğu fark etmiyor güz, bahar, yaz! Bütünleme yok, kalırsanız yazın gitmeniz gerekebilir, ben kalmadım henüz. Okul genel olarak her bölümü ile zorlayan bir okul, herkes birbiriyle yarışıyor gibi hissediyorum bazen...

9-Eğitimcilerin ilgi düzeyi nasıl? Zorlayan mı yoksa öğreten/yardımcı olan kişiler mi?

Okulda tüm İTÜ olarak (Aktüelde, sosyal medya hesabında gördüklerim) kötü, ilgisiz hocalar olduğu söyleniyor. Fakat ben hiç denk gelmedim gibi bir şey diyebilirim. Aslında Taşkışla'da bence projeler zorlayan hocalardan alınmalı ki sınırları iyice zorlayıp projeyi çok daha iyi geliştirebilesiniz. Ki bu size çok ama çok fazla şey katar. Yaşarken zor olduğu kesin evet ama daha okurken rahata alışırsanız bence mezun olunca zorlanırsınız, nasıl başlarsanız öyle devam eder. Bence her zaman en mükemmeli için uğraşılmalı. Benim hocam da öyleydi ama aynı zamanda çok iyi, yardımcı olan, tatlı bir kadındı ve çok da bilgiliydi. Kendi fakültem için konuşursam çoğu hoca çok iyi yerlerde okuyup buralara gelmiş iyi eğitimciler. Genel olarak da hocalar ilgililer, yardımcı oluyorlar, asistanlar da öyle; hoca ilgisiz bile olsa asistan ilgileniyor.

10-Okulunun yurtdışı imkanlarıyla ilgili bildiğin birkaç şey varsa bizimle paylaşır mısın?

Evet var. Yurt dışı imkanlarını daha gelmeden araştırmıştım Erasmus istediğim için. Bir sürü okulla anlaşması var, isteyenler güncel listeyi okulun Erasmus sitesinden görebilir. Ama şunu belirteyim iç mimarlık bölümü çok şanslı, çünkü çoğu okulla eğitim ingilizce olarak anlaşılmış. Diğer bölümler için bu çok çeşitli değil. Mesela POLIMI çok iyi bir okul, herkesin hayali ama mimarlık okuyorsanız İtalyanca bilmelisiniz gibi. Ayrıca bazı bölümler için Exchange mevcut, sanırım ABD, Kore gibi yerlere gidilebiliyor ve son olarak Erasmus stajı her okulda olduğu gibi var.

11-Okulun, bölümün için sana yeteri düzeyde çalışma/staj imkanı sunuyor mu? Yoksa okul bittikten sonra her şey size mi kalıyor?

Şu ana kadar okulun staj imkanı sunduğunu görmedim, görmem de muhtemelen. Her şey size kalıyor aslında. Çalışma olarak da emin değilim ama sanırım Arı Teknokent'e başvurunca İTÜ'lülere öncelik veriliyor, tabii her bölüme uygun bir yer değil. Mentorluk programı vardı, okulda görmüştüm bu yıl. Şimdi de İTÜ mezun diye bir platform kuruldu daha yeni bu sene.

12-İyi ve duyulmuş bir üniversiteyi ilk hedef olarak alıp ilk tercihin olmayacak bir bölüme gitmek mi yoksa aslında hayalin olan bölüm için daha sıradan bir üniversite seçmek mi? Neden böyle düşünüyorsun?

ASLA İSTEMEDİĞİNİZ BÖLÜME GİTMEYİN! Büyük yazdım çünkü bu çoğu kişinin yaptığı bir hata... Sizin hayaliniz ne, önce bunu düşünün, sonra üniversite seçersiniz. Tabii ki hepten iğrenç, kötü eğitim veren bir yere gidin demiyorum ama bence bölüm daha öncelikli gelir. Üniversitede belki olmadı ama çalışır, yüksek lisansta iyi bir yere gidersiniz. Genelde en son mezun olduğunuz yer kaale alınır. Okurken kendinizi geliştirebilirsiniz dil vs. gibi. Siz istediğiniz mesleği yapamadıktan sonra iyi bir okulda mutsuz okusanız ne olur, okumasanız ne olur ?

13-Okulun ve bölümün hakkında sınava hazırlanan öğrencilere birkaç tavsiye verebilir misin?

Hayallerinizden asla vazgeçmeyin, onlara sımsıkı tutunun, rahata ereceksiniz sınav bitince gibi yalan bir cümle kurmayacağım ama mutluluğa ereceksiniz kesinlikle. Elinizden gelenin en iyisini yapın ve kendinizi aşın, hatta şaşırın “vay bee” deyin kendinize, herkesin kendi sınırlarını aşması, kendisine bir şeyler katmış olması bence asıl başarıdır. Buna eminseniz, ben her şeyi yaptım diyorsanız içinizi ferah tutun üzülmeyin, niye üzüleseniz ki? Bu dünyanın sonu değil. Üzülecek emin olun çok daha gerekli şeyler var. Her zaman pozitif olun çünkü bu size enerji verir, hep dolu taraftan bakarsanız motivasyonunuz düşmez. Saçma sapan insanları takmayın lütfen, onlar konuşur konuşur dururlar. Siz şunu hayal edin, tercih sonuçları açıklanmış ve İTÜ yazıyor veya iç mimarlık yazıyor, işte bunu görmek için durmayın çalışın. Yazın izlersiniz dizinizi, filminizi, gezersiniz uyursunuz bolca. Hepinize başarılar diliyorum, umarım siz de hayallerinizi yaşarsınız! 

Hemen İç Mimarlık bölümüne girebilmek için ihtiyacın olan puanı hesaplamak için buraya tıkla!