Liseye kadar tıp hayallerinin elinden tutan Sena, lisede bir şeyin farkında vardı: Sosyal alanlarda daha başarılı olacaktı, alanını çok sevecekti ve sözel yeteneği ortadaydı. Bunun üzerine fen lisesi kazanabilmesine rağmen anadolu öğretmen lisesini tercih etti. Her güzel şeyin başı cesaret yahu! Girmesine girdi anadolu öğretmen lisesine fakat bu kez de sözel yeteneğine rağmen sayısal seçti. Gönlüne konan Boğaziçi Psikoloji sevdasına yöneliyordu ki sevdasının sadece Boğaziçi olduğunu anladı. Kararsızlığın karanlığından HUKUK çıkarttı Sena’yı. Araştırmayı, okumayı, yazmayı, insanların hayatlarına bir şeyler katmayı başaracağına inandı. Sen de Sena’yla beraber başarmak ister misin? Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi seni bekliyor!

1-İlk senende mi bu okulu kazandın? Hatırlıyorsan ya da söylemek istersen YGS/LYS sıralamanı öğrenebilir miyiz?


İlk senemde bu okulu ve bölümü kazandım. Ygs sıralamam 28k idi, Lys’de 12k’ya çekebildim.

2-Seçtiğin bölüm senin hayalin miydi? Bu bölümü seçmende herhangi bir aile/çevre baskısı var mıydı?


Açıkçası eğitim hayatımın hiçbir aşamasında hukuk okumayı düşünmedim, hayal etmedim. Hatta liseye kadar hep “tıp” okumak istiyordum, planlarımı buna göre yapıyordum. Ama 8.sınıfta bir karar verdim ve Fen Lisesini kazandığım halde Anadolu Öğretmen Lisesini tercih ettim. Çünkü sosyal alanlarda daha başarılı ve mutlu olacağımın farkına varmıştım, sözel yeteneğimin olduğunu zaten biliyordum ve bu alana yönelmek istedim. Bunlara rağmen -çok kararsız biri olduğum için- lisede 10.sınıfta yine sayısal seçtim ve 12.sınıfa kadar sayısal olarak devam ettim. Sınav senesi gelip çattığında benim olduğum yerin olmak istediğim yere beni taşımayacağını gördükten sonra yine çok sancılı bir karar verme sürecinden sonra sınava eşit ağırlık olarak hazırlandım. Sınav Senem olmasına rağmen daha başarılı olduğum, çok daha fazla severek çalıştığım bir yıl oldu benim için. Ancak bu noktada bile hukuk okumak değil Boğaziçi üniversitesinde psikoloji okumak istiyordum. Kendimi tamamen buna odaklamıştım ama LYS sonucum istediğim gibi gelmedi ve hayal ettiğim bölümü kazanamadım. Tercih dönemi de bu yüzden benim için yine çok zorlu olmuştu ama bir şey fark etmiştim ben psikoloji okumak değil Boğaziçi’nde okumak istiyormuşum çünkü pek çok başka üniversitede bu bölüm tuttuğu halde tercih etmedim. Bir eşit ağırlık öğrencisinin tercihleri arasında mutlaka bir yerde hukuk bulunuyor, bu noktadan sonra ben de düşünmeye başladım. Ailem hiçbir zaman üzerimde bir baskı kurmadı, her zaman kararlarıma saygı gösterip bana destek oldular. Açıkçası kendi istek ve araştırmalarımla bir karar vermeye çalıştım. En nihayetinde yine severek okuyacağımı ve ileride de başarılı olacağımı düşündüğüm için “Hukuk” yazdım. Yukarıda da belirttiğim gibi hiçbir zaman “en büyük hayalim” hukuk değildi ama şu an “iyi ki” diyorum.

3-Bu bölümün iş imkanları neler? Ya da sen bitirdikten sonra ne hedefliyorsun?


Hukuk Fakültesi mezunlarının ileride çalışabileceği pek çok alan var. Akıllara “hukuk” denildiğinde genellikle sadece avukat, hakim, savcı gelse de günümüz şartlarında pek çok alanda hukukçuya ihtiyaç duyuluyor. Danışmanlık, akademisyenlik, ara bulucuk, çeşitli idare makamlarında çalışmak da diğer seçenekler arasında. Bunun yanı sıra ben hukuk eğitiminin sadece mesleğe hazırlayan bir eğitim olduğunu düşünmüyorum. Hayatın pek çok alanına dair kişiyi donatan, hukuk nosyonu ve bambaşka bir bakış açısı katan bir bölüm. Tüm bu nedenlerle Hukuk Fakültesi’nden iyi bir eğitim alarak mezun olmuş bir kişi yaşamın çeşitli alanlarına yönelip istediği çalışmaları gerçekleştirebilir. Benim geleceğe yönelik yine net bir planım olamamakla beraber yapmak istediğim pek çok şey var. Öncelikle hayatımın bir bölümünde mutlaka avukatlık yapmak istiyorum, bu alanda başarılı olacağımı düşünüyorum. Yüksek Lisans hedeflerim arasında, ardından akademisyenlik düşünebilirim. Tüm bunların yanı sıra en büyük hayalim sürekli insanların hayatına dokunabilmek ve onlara bir şeyler katabilmek. Bunu da kelimelerimle, yazdıklarımla yapabileceğime inanıyorum ben bu yüzden bir yazar olmak istiyorum aynı zamanda. Okuduğum bölümün de baban bu anlamda çok şey kattığına inanıyorum.

4-Senin bölümün için onlarca üniversite varken neden şu anda okuduğun okulu seçtin?


Türkiye’de bulunan Hukuk Fakülteleri arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi köklü ve iyi bir konuma sahip. Bunun yanında İstanbul’da okumak istiyordum ve bir devlet okulunda hukuk okumak istiyordum. İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi arasından sıralamam Marmara’ya uygun olduğu için buraya yerleştim. Ayrıca akademik kadrosunun güçlü olması da burayı yazarken bir tereddüt yaşamama yardımcı oldu.

5-Yurtta mı kalıyorsun, okula ulaşımın nasıl?


2 senedir yurtta kalıyorum, okula tek vasıta otobüsle gidiyorum. Açıkçası üniversiteye başlarken en büyük tereddütlerinden biri de yurtta kalmaktı. Alışamayacağımı düşünüyordum ama bir şekilde alışıyorsunuz ve uyum sağlayabiliyorsunuz. Çoğu konu hakkında gereksiz tedirginlik yaşadığımı fark ettim. Okulum ve yurdum arasında 1 saatlik bir mesafe var, önceleri çok zor gelse de zaman geçtikçe İstanbul şartlarında bu sürenin dahi iyi olduğunu anladım!

6-Okulunda bölümünle ilgili yeterli eğitim/seminer mevcut mu?


Fakültemizde bölümümüzle ilgili gerçekten çok fazla eğitim, seminer düzenleniyor. Öğrenci kulüpleri sayısı gün geçtikçe artıyor ancak bu kulüplerin neredeyse tamamına yakını sadece mesleğe ve hukuka dair etkinlikler düzenliyor. Bölümümüzle alakalı eğitim, etkinlik, konferans bulmakta zorlanmıyoruz ancak çok sosyal bir kampüs olduğu da söylenemez. Daha çok mesleki etkinlikler bulunuyor.

7-Sence sosyal olarak yeterli bir yerde mi okuyorsun? Yeterince kulüp/proje faaliyeti var mı?


Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin sosyal yönden zayıf kaldığını düşünüyorum. Pek çok kulüp olmasına rağmen içerik olarak çeşitli alanlara yöneldiğini söyleyemem. Genelde mesleki ve hukuki kulüpler bunlar. Buna yönelik pek çok seminer, etkinlik düzenleniyor beklentisi bu yönde olanları tatmin edecektir ancak çok daha fazla sosyallik ve çeşitlilik bekleyenler benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilir çünkü sosyal açıdan biraz zayıf kaldığını düşünüyorum. (Buna rağmen kendi fakülte kampüsümüz dışında Marmara Üniversitesi ana kampüsündeki diğer kulüplere katılıp onların etkinliklerinden yararlanma hakkımız da var. Göztepe Kampüsü bu konuda daha çeşitli imkanlara sahip)

8-Okuduğun bölümün ya da okulun zorlukları neler? Üst sınıflarda yaşayacakların hakkında bir bilgin var mı?


Okuduğum bölüm özü itibariyle kolay bir bölüm değil ve benim okulumda da aynı şekilde zorlu bir eğitim var. Ben yıllık sistem öğrencisiyim yani senede bir kez vizelere bir kez de finallere giriyorum (Ocak-şubat vizeler, mayıs-haziran finaller) bu sistemin artıları yanında eksileri de mevcut. Öncelikle sınav konuları çok birikmiş ve ağır oluyor, çalışmayı son ana bıraktığınız zaman zor bir süreç yaşıyorsunuz. Ayrıca sınav dönemimiz 1 ay boyunca sürüyor, bu da bizim için yıpratıcı bir zaman dilimi. Bu bölümü sevebilmek için okumayı ve araştırmayı da gerçekten çok sevmek, bölümü özümsemek gerekiyor kendinizi buraya ait hissetmediğinizde, okumayı, yazmayı sevmediğinizde bir işkence haline gelecektir. Kendi açımdan anlatmam gerekirse ben bölümümü seviyorum, okumayı, araştırmayı, çalışmayı severek yaptığım için de derslerim ve sınavlarım ne kadar zorlu da olsa bir şekilde halledebiliyorum.

9-Eğitimcilerin ilgi düzeyi nasıl? Zorlayan mı yoksa öğreten/yardımcı olan kişiler mi?


Bu sorunun cevabı akademisyenden akademisyene değişecektir. Gerçekten çok yardımcı olan, destek veren eğitimciler de mevcut sadece ders anlatmaya gelen, ilgisiz eğitimciler de. Biraz da bir öğrencinin ne kadar ilgili olduğuna, akademisyenlerle nasıl iletişim kurduğuna bağlı olarak değişebilir bu sorunun cevabı. Fakültemizde eğitimcilerin yanına gidip destek almak istediğimizde hiçbirinin kötü karşılayacağını zannetmiyorum ancak çok kalabalık bir okulda eğitim görüyoruz ve haliyle akademisyenlerin gerçekten herkesle ilgilenebilmesine imkan yok. Amfiler çok kalabalık olduğu için dersler de interaktif bir şekilde ilerleyemiyor maalesef.

10-Okulunun yurtdışı imkanlarıyla ilgili bildiğin birkaç şey varsa bizimle paylaşır mısın?


Okulumuzda Erasmus imkanı var, ancak sınırlı sayıda ülke yer alıyor seçeneklerimiz arasında. Bunun dışında çok fazla yurtdışı imkanı olduğunu söyleyemem. İmkanları biraz bizim yaratmamız gerekiyor, okul çok destekçi değil.

11-Okulun, bölümün için sana yeteri düzeyde çalışma/staj imkanı sunuyor mu? Yoksa okul bittikten sonra her şey size mi kalıyor?


Hukuk fakültelerinin genelinde eğitim süresi boyunca zorunlu bir staj yapmamız söz konusu değil. Fakülteyi tamamlamamızın ardından 1 senelik yasal stajımız başlıyor. 6 ay adliye stajı, 6 ay da bir hukuk bürosunda staj yapıyoruz. Bu yasal stajı da mezun olduktan sonra kendi imkanlarımızla ayarlıyoruz. Okulun herhangi bir desteği söz konusu değil.

12-İyi ve duyulmuş bir üniversiteyi ilk hedef olarak alıp ilk tercihin olmayacak bir bölüme gitmek mi yoksa aslında hayalin olan bölüm için daha sıradan bir üniversite seçmek mi? Neden böyle düşünüyorsun?


İyi ve duyulmuş olan üniversiteler öğrencilere gerçekten çok fazla imkan sunabiliyorlar, pek çok kapıyı üniversite ismiyle aralayabiliyorlar ancak bir kişi sevmediği, mutsuz olduğu bir bölümde okuyorsa dünyanın en iyi okulunda dahi olsa tatmin olmayacağını, hayatında bir şekilde hep huzursuz olacağını, geleceğe dair kaygıları olacağını düşünüyorum. Bu yüzden sevilen ve istenilen bir bölümde okumak, hayalini yaşamak her zaman en iyisidir. Zaten sevdiği bir işi yapan, hayalini yaşayan ben bölümünü özümseyerek okuyan bir kişi kendisi için en iyisini yapacak ve en iyi imkanları zaten kendisine yaratacaktır. İmkanlardan, isimlerden ve markalardan çok insanın iç huzurunun ve mutluluğunun önemli olduğunu düşünüyorum.

13-Okulun ve bölümün hakkında sınava hazırlanan öğrencilere birkaç tavsiye verebilir misin?


Öncelikle belirtmek istediğim şey bölümüm hakkında. Hukuk, öğrenciler için ve günümüz şartlarında çok prestijli görünen ve aileler tarafından da çok desteklenen, hatta öğrenciler üzerinde baskı oluşturulan bir bölüm. Çalışma imkanlarının genişliğini, prestijini inkar edemem ama asla sevmeden ve istemeden okunacak bir bölüm değil. Sadece klişeleşmiş ve “iyi” olarak görünen bir bölüm olduğu için, sadece eğitim sistemi bizi bir şekilde buna ittiği için tercih edilmemesi gerekiyor. Gerçekten ileride bir hukukçu olmak, bu alanda ilerlemek isteyenlerin ve bölümü severek okuyacağını düşünenlerin tercih etmesi gereken bir bölüm. Etrafımda bölümü sevmediği için mutsuz olan çok fazla arkadaşım var zorlu bir bölüm olduğu da düşünülürse bu 4 yıllık eğitim süreci onlar için işkence oluyor. Bu nedenle tüm çevresel baskılardan ve kalıplaşmış yargılardan sıyrılarak tercih dönemindeki biri sadece kendi kalbinin sesini dinleyerek ve gelecekte ne yapmak istediğini göz önünde bulundurarak bu bölümü seçmeli. Zaten gerçekten isteyen ve bu alanda başarılı olacağını düşünen biri için ideal bir bölüm. Tabii ki bunun yanında hukuk Fakültesi sayılarının gün geçtikçe arttığı ben çok fazla hukuk mezununun da olduğu göz önünde bulundurulmalı. Okulum açısındansa eğitim anlamında kaliteli bir okul olduğunu, zorlu eğitim sisteminin yanında gerçekten iyi hukukçular mezun ettiğini söyleyebilirim ancak sosyal açıdan yetersiz ve çok kalabalık bir okul.


Hemen Hukuk Fakültesi bölümüne girebilmek için ihtiyacın olan puanı hesaplamak için buraya tıkla!