Bir insan en fazla kaç karaktere sahip olabilir? Bunu sorduğumda içinizden ‘ohooo benim çevrem iki yüzlülerle dolu’ dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu öyle değil, gerçekten birkaç insanın aynı insan içinde toplanmasından bahsediyorum. Filmlere, kitaplara konu olmuş, sanki gerçekten çok uzak bir senaryo gibi… Yaşanması mümkün değilmiş gibi… Ama bu yaşanıyor. Gerçekten bir insan aynı anda üzerinde 10’dan fazla karakter taşıyabiliyor. Buna da psikiyatride ‘dissosiyatif (çoklu) kişilik bozukluğu’ deniyor. Ama herkeste olabilecek bir rahatsızlık mı bu? Belirtileri ve sonuçları neler? Tedavisi nedir? Hadi cevaplara bir göz atalım.

 

Hastalık Nasıl Oluşuyor?

Çocukluk döneminde yaşanan ağır şiddet (duygusal da olabilir fiziksel de), işkence, cinsel istismar, ensest ilişkiye maruz kalma, bir doğal afet veya kaza geçirme durumunda kişide oluşan ağır travmanın sonucunda gelişen bir durumdur. Bu faktörler genişleyip uzayabilir, önemli olan faktörün ne derece ağır bir travma bırakmış olması. Ama rahatsızlık ne zaman ortaya çıkar sorusunu cevaplamak zor… Genellikle bu olayları yaşadıktan hemen sonra çıkmayabilir. Uzun seneler sonra da ortaya çıkabilir. Ayrıca bu travmaların üzerine her yeni eklenen travmada zihnin kendisini daha çok korumaya almasıyla durum daha da zorlaşabilir.

Bunu diyince her travma yaşayan kişinin başına bu rahatsızlık gelebilecekmiş gibi anlaşılmamalı. Örnek veriyorum; mesela bir kişi ağır şiddete maruz kalıyor ve savunmasız olduğu için o anda kendisini koruyamıyor. Aklında 'keşke judo bilseydim o zaman bu durumu yaşamazdım' düşüncesi ağırlık basıyor. Böylece kendisine judo bilen bir karakter oluşturuyor ve bu durum böylece zincirleme bir şekilde devam ediyor. Her düşünce yeni bir karakterin oluşmasına sebebiyet veriyor.

 

Belirtileri Neler?

Etrafımızda olan iki yüzlü insanlardan bahsetmiştik, onlar bu kategoriye girmiyor :) Bazı kişiler şunu da düşünebilir, ‘ben birkaç karaktere birden bürünebiliyorum; yerine göre çok sessiz, bazı yerlerde ise çok deli dolu olabiliyorum, bende de çoklu kişilik bozukluğu olabilir mi?’. Hayır durum bu da değil. Çoklu kişilik bozukluğuna sahip insanların gerçekten birkaç ayrı karakteri var ve bu karakterleri birbirinden habersiz yaşıyorlar. Bu sayının rekoru bildiğim kadarıyla 24. Düşünsenize, bir insanda 24 ayrı karakter… Hepsinin ayrı bir ismi ve özelliği var. Mesela bir karakter aşırı arkadaş canlısıyken, diğer karakter içine kapanık ve depresif olabiliyor. Bir karakter çok iyi resim yapabiliyorken, diğer karakter çok iyi şiir yazabiliyor. Bu karakterlerin ayrıca yaş grupları da farklı olabiliyor, içlerinde mutlaka bir karakter küçük bir çocuk gibi oluyor. Bu rahatsızlığın en önemli özelliği ise: bir karakterin diğer karakterden haberi olmuyor! Yani yaramaz bir çocuk karakteriyle dağıttığı evi, olgun bir birey karakterine dönüştüğü zaman hatırlamıyor. Veya bir yere gidiyor ama oraya nasıl gittiğini, ne için gittiğini hatırlamıyor. Çok ilginç değil mi? Bu yüzden de çevreleri tarafından çok kez yalan söylemekle suçlanabilirler.

 

Peki Bu Belirtiler Nasıl Gözlemlenir, Tedavisi var mı?

Maalesef bunları hemen gözlemleyip tanıyı koymak o kadar kolay değil. Çok kapsamlı bir inceleme gerekiyor. En az 5 ila 7 yıl sürebilen bir tedaviden bahsediyoruz. Düşünsenize, hasta her terapiye farklı bir karakter ile geliyor, karakterlerin hepsini tanımanız ve hepsiyle ayrı ayrı nasıl konuşmanız gerektiğini çözmeniz gerekiyor. Ayrıca bu karakterlerin hepsi ayrı ayrı tedavi edilmeli. Bir karakterde majör depresyon varken bir diğer karakterde borderline olabilir, bunların hepsi tek tek tedavi edilir. Süre oldukça uzun sürse de sağlam bir terapi ile güzel bir sonuç elde edilmesi oldukça mümkün.

 

Film Önerisi

Sybil (1976)

 

Bu film benim bu rahatsızlığı iyi şekilde kavrayabilmem için en yardımcı kaynak oldu. Gerçek bir hikaye önce kitap sonra ise film haline getirilmiş. Filmin ana karakteri olan Sybil’in tam 16 tane ayrı karakteri var. Film eski olmasına rağmen oldukça kaliteli ve çok akıcı ilerliyor. Ama ben yine de önce kitabını okuyup sonra filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Split (2016)

Bu film ise gerilim dolu ve akıcı bir film. Burada bazı şeylerin biraz abartıldığını söyleyebilirim, ama bu durum filmin akıcılığına hiçbir zarar vermemiş. Hem hastalığı olabildiğince anlatıyor hem de oldukça heyecanlı ve insanı içine çekiyor. Bu filmde ana karakter olan Kevin’in 24 ayrı karakteri var.

Bu arada bu rahatsızlığın çok sık rastlanan bir vaka olmadığını da söylemem gerekir. Çok nadir rastlanan bir vaka olması bu rahatsızlığın zorluğunu ve önemini gözler önüne seriyor. Umarım sizlere anlaşılır şekilde açıklayabilmişimdir. Kitabı okur veya filmleri izlerseniz mutlaka yorumlarınızı bekliyorum! Sağlıkla kalın. :)