Bu yazım hem ergenlik döneminde sürekli baskıya maruz kalan gençlere hem de onların ailelerine hitap edecek. Çağımızda ergenlik dönemi 9 yaşa kadar inmiş durumdayken, bu durumdan hem aileler hem de gençler muzdarip. Peki neden? Gerçekten bu kadar çetrefilli bir dönem mi ki bu ergenlik dönemi? Aslında hayır, değil. Sadece bu dönemle nasıl başa çıkacağınızı, hangi yöntemlerle ilerleyeceğinizi bilmeniz gerekiyor. İnanın bana, doğru davranışları uyguladıktan sonra her şey öyle çabuk geçecek ki…

 Ve sen genç arkadaşım, biliyorum anlaşılamamaktan şikayet ediyorsun… Haklısın! Sen gerçekten anlaşılamıyorsun. Seni anlasalardı, sana böyle davranmazlardı. Ama sen hiç kendini anlatmayı denedin mi? Olmadıysa, bırak senin yerine ben anlatayım seni.

En Önemli Şart: İletişim!

 Ailesiyle istediği iletişimi kuramayan gençler genellikle odasına kapanır ve kendisine oyalanacak bir şeyler bulur. Odalarında kendilerine ait bir dünya oluştururlar. Onlar sessizleştikçe aileler çoğunlukla çocukların olgunlaştığını düşünür ama bu onların olgunlaştığını değil, bunaldıklarını gösterir. Konuştukça anlaşılamadıklarını fark edince, susup çekilmeyi tercih ederler. Konuşun çocuklarınızla. Mesela akşamları bir çay veya kahve yapıp ‘Hadi gel canım, biraz dertleşelim seninle.’ demeyi denediniz mi? Tabii ki böyle karşılıklı otururken çocuğunuza direkt “Hadi anlat bakalım ne var ne yok?” derseniz muhtemelen bir şey anlatmayacaktır, çekinecektir. Anlatmaya samimi bir şekilde kendiniz başlayın ve kendisinin içini dökmesini bekleyin. Uzun sürmeyecek, söz veriyorum! :)

Değer Vermek Değil, Verilen Değeri Göstermek!

 Size bu başlığın önemini ne kadar anlatsam azdır. Gençler onlara verilen değeri gördükçe bundan cesaret ve ilham alır. Gençlere “yerinde” yapılan övgü, onların en büyük motivasyon kaynağıdır. Birçok ebeveyn; övdükçe çocuğunun şımaracağını, tabiri caizse tepelerine çıkacağını düşünür. Bırakın özgürlüklerini doya doya yaşasınlar; şımarsınlar… Bunu başaramayan gençler üzerlerinde mecburi bir olgunluk taşır ve bu durum ergenlik döneminde hayatlarını çok daha zorlaştırır. Kıyaslamayın! Size bunun önemini nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama lütfen diyorum, lütfen çocuklarınızın başarısını kimsenin başarısıyla kıyaslamayın. Onun yeteneklerinin ona özel olduğunu ve onun böyle değerli olduğunu gösterin ona…

Çatışma Yok, Uzlaşma Var!

 Unutmayın ki o öğreniyor. O henüz hayatı öğreniyor. Elbette ebeveynlerin tecrübeleri daha bol. Elbette hayatın çok kötülüğünü gördüler ve bunları çocuklarının da yaşamalarını istemiyorlar. Ama gençlerin korkuyla değil, cesaretleriyle yaşamaya ihtiyacı var. Kontrolünüzü elden kaçırmamak üzere onların cesaretleriyle harekete geçmelerine izin verin. Onlarla her konuda daha iyi bildiğiniz yönünde çatışmayın. Siz haklı olsanız bile gençler bu çatışmadan olumlu bir sonuç çıkaramayacaktır. Aksine daha çok içine kapanacaktır. Birlikte fikir alışverişi yapıp orta yolu bulmak çatışmaktan çok daha güzel olacak, gerçekten…

 Belki bu söylediklerim zor gelecek, belki yaşarken bunlar aklınıza gelmeyecek. Ama unutmayın ki bu süreçten hepimiz geçtik. Çağların değişmesiyle duygularımız ve isteklerimiz de değişti. Kolaya kaçıp işimizi zorlaştırmak yerine, biraz kendimizi zorlayıp işleri kolaylaştıralım. Denemeye değer sanki? :)