Adını bir yerlerden duyduğumuz ya da Instagram keşfette eserlerine sıkça rastladığımız, çalışmalarını hayranlıkla izlediğimiz bu kişiyi ve çalışmalarını yakından tanıyalım. Son zamanların en büyük sergisini gerçekleştiren, 1985 doğumlu Refik Anadol Bilgi Üniversitesinde Video ve Fotoğraf üzerine lisansını tamamlayıp üzerine de Görsel İletişim Tasarımı yüksek lisansı yapmıştır.

Kendisini röportajlarında Yeni Medya Sanatçısı ve yönetmen olarak tanıtmasına rağmen ufacık bir araştırmayla daha fazlasını bulabildiğimiz, çalışmalarıyla gözlerimize şölen yaşatan birisi. İlhamını bilim ve teknolojiden aldığını söyleyen sanatçı amacının “Görünenin ötesine geçmek” olduğunu söylüyor. Aracının da büyük veri ve yapay zekâ ile ilişkilendirilmiş sanat projeleri olduğunu! Hatta kısaca şöyle tanımlıyor:

” Sanatımı anlatmam gerekirse ışığı, veriyi ve makine zekasını kullanarak 21. yüzyıl için hikayeler yaratmaya çalışıyorum. Bunun için ise mimariyi kanvas gibi kullanıyorum.”

İşte Google, Microsoft, Samsung gibi uluslararası platformda çalışmalar gösteren Anadol’un dünya çapındaki bazı çalışmaları:

İstiklal Caddesi çalışması

Türkiye’de ilk kez denenen bir metotla İstiklâl Caddesi’nden alınmış ses kayıtları görsellendirilerek mimari bir yapıya dönüştürüldü. Sanatçı Refik Anadol ve mimar Alper Derinboğaz’ın beraber hazırladığı “Aktif Strüktürler v1.1: Akustik Formasyon / İstiklâl Caddesi” adlı çalışması bir ilke imza attı!

 Walt Disney çalışması

Los Angeles’ın ikonik yapılarından biri olan Walt Disney konser salonu bir tuval gibi kullanılarak Refik Anadol tarafından hazırlanan gösteri ile şehirdekilere görsel bir şölen yaşattı. Binaya bir giysi giydirilmesi gibi bina belli bir süreliğine farklı desenlere büründü. Bir Türk sanatçının böyle bir projenin sanatçısı olarak adının geçmesi oldukça gurur verici. Yürüyenleri hayrete düşürürken, pek çok projeye de ilham oldu.

Bunun yanı sıra Los Angeles Filarmoni Orkestrası yeni sezonu, Refik Anadol’un imzasını attığı bir video yansıtılarak açıldı.

İstanbul’da gerçekleşen bir diğer sergisi olan "Eriyen Hatıralar (Melting Memories)” ise bize hatıraların ne olduğunu değil hatıralarla neler yapılabileceğini düşünmemizi sağladı. İnsanın zihnindeki  birçok anısını alıyor ve bunları makine ile buluşturarak görselleştiriyor. Sizce de mucizevi değil mi?

Ve gelelim Beyoğlu Dolapdere’deki Pilevneli Gallery’de uzun kuyruklar oluşturan, kamuya açık olan son sergisi Makine Hatıraları: Uzay. Refik Anadol’un İstanbul’da bulunan bugüne kadarki en kapsamlı kişisel sergisi olan bu sergi iki kısımdan oluşmaktadır. Hatıralar ve Düşler.

Serginin ilk bölümü olan hatıralar kısmında Uzay ile ilgili elde edilmiş ham verileri yapay zekâ ile birleştirerek bizlere sunuyor. Kısaca uzay verilerini sanata dönüştürüyor. Projelerinin hayal kurmakla başladığını söyleyen Anadol, serginin ikinci bölümü olan Düşler kısmında üç boyutlu veri heykelleri ve yapay zekayla oluşturulmuş kısa bir sinema oluşturmakta. Sinemada makinenin zihnini, hikayesini anlatıyor.

 Başarının ne olduğu sorulduğunda “Başarı: Hayalin gerçeğe giden yolculuğu” diyen Anadol’un bu yolculuğunu hayranlıkla izleyip hayallerinin güzelliğiyle sarmalanıyoruz.