Sonuçlar açıklandıktan sonra hepinizin aklında deli sorular dönecek biliyorum. Hatta şimdiden başlamış olabilir de. Siz bunca düşünce ile boğuşurken karşınıza çıkıp size başka bir bölüm önerecekler, üniversitenin daha zor olduğundan bahsedecekler, bir de aynısını yaşamamış gibi ‘’Amaan bu da hayatın değil ki’’ diyecekler… Onların ya tuzu kuru, ya da hayatınızın üçte birinin geçeceği gelecek umurlarında değil. Tavsiyem sizi kötü etkileyen ve başka bir yola sürüklemeye başlayan düşüncelerden uzaklaşmanız. Çünkü bu sizin hayatınız; eve gelen tesisatçının, komşuların, hatta ailenizin değil. Ama biz deneyimliler en azından biraz gelecekten bahsedebiliriz diye umduk. Mezuna kalmalı mısın?

Çevremiz hep bir şeyler konuşuyor…


Öncelikle çevrenizden bahsedelim. Onlar genellikle ikinci bir şansa karşıdır çünkü hepsi mükemmel. Hepsi ilk seferinde hayatlarını yoluna sokmuş. E kızın biri de 3 yıldır mezuna kalmış da kazanamamış, boşunaymış (!) O kadar korkar ki çevreniz sizin hayata geç atılmanızdan… Peki siz? Para kazanmanın farklı yolları olduğunun ve bunu yaparken istediğiniz bölüme devam edebileceğinizin farkında mısınız?

Üniversite mi bölüm mü?

Sonuçlar açıklandıktan sonra ve sıralamamız birkaç bin düşük geldikten sonra hepimiz bunu düşünmeye başlıyoruz… Bir kenarda yıllarca hayalini kurduğumuz ve unvanını almak istediğimiz bölüm, diğer yanda kampüsüne birçok gelecek sığdırdığımız üniversite. Bunun mantıklı olanı yok, bunun yıllarca yapacağınız meslekle de alakası yok, bunun işi hayallerinizle. 40 yıl yapacağınız meslek yerine 4 yıllık üniversiteyi de seçebilirsiniz. Ben mimar olacağım da diyebilirsiniz. Bölüm hepimiz için önemli fakat üniversitelere aynı önem verilmiyor. Bugün geldiğimiz noktada ise özgeçmiş kavramında sizin ilk üniversitenize odaklanılıyor.  
Peki ben ne mi yaptım? Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde okumayı hayal ettim yıllarca… Ve kazandım da! Ama mimarlık değil iç mimarlık kazandım. Mutlu muyum?

Gelecekte ne mi olacak?

Mutlu falan değilim arkadaşlar! –Not: Burada biraz iç dökeceğiz- Başta her şey çok güzeldi… Hayalim olan üniversitede çok da farklı olmayan bir disiplinde eğitim görüyordum. Ne bileyim üniversitenin ilk yılları işte, kulüpler falan kendinizi kandırmanın birçok yolu var. Ama bir yerden sonra işler ciddiyete biniyor ve siz tökezleyebilirsiniz. Ben mesela yukarıda eskiz sınavı olan mimarlık öğrencilerine gidip bakmaya başladım, biraz içim buruktu. Girdiğim proje derslerinde ileride yapacağım mesleği sorgulamaya başladım… Bir yerden sonra her tökezlediğimde kendime şunu sordum, ‘’Ya mimarlık okusaydım hayatım nasıl olurdu?’’ İşte bu soru hayatınıza bir kez girdiğinde asla çıkmıyor. Gece saat 4’te ayakta proje çizerken de asla değmediğini düşünmeye başlıyorsunuz.
Tamam tamam fazla dramatize etmeyelim. Bu sizin için olmayabilir, mimarlık isteyen ama iç mimarlık okuyan birçok arkadaşım bu durumdan çok mutlu. Gittiğiniz üniversitede ya da bölümde çok mutlu olabilirsiniz. Ama 1 yıl denemekten vazgeçmeye değer mi?

Sizin hayaliniz ne?

Bu sizin hayatınız ve hayalleriniz var. Onları kimseye onaylatmak ya da kabul ettirmek zorunda değilsiniz. Avukat olmak istiyorsanız olun, İstanbul Teknik Üniversitesinde okumak istiyorsanız okuyun. Biliyorum daha önce çalışmadığınız için kendinize güvenmeniz de çok zor. Ama bir kere kaybettiğiniz için eskisi gibi olmayacaksınız, söz verin kendinize. Hele ki Pandemi döneminde sınava girdiğiniz için yapın bunu. Üniversite mi bölüm mü diye düşünmeyin, hedefiniz ikisi de olsun; sadece birkaç yıla daha ihtiyacınız var. Denemekten  korkmayın çünkü sonrası daha korkunç olabilir. Aklınızda hep kaçırabileceğiniz şeyler bulunsun. Mezuna kalın ama hayallerinizden geri kalmayın!

 22 yaşındayım ve hala mimar olmak için çabalıyorum. Arkadaşlarım mezun oldu, bazıları yüksek lisansa başladı… Onlara yetişmek gibi bir derdim hiçbir zaman olmadı. Benim tek gayem hayalini kurduğum hayata yetişmek.