Bugün arama motorundan sınavla ilgili bir şey araştıracakken daha “sınav” yazar yazmaz “sınav duası, sınavı en etkili geçme duası” gibi sonuçlarla karşılaştım :) Tabii ki duaya sığınmak çok güzel, fakat karşıma ilk çıkan sonucun bu olması açıkçası biraz beni şaşırttı ve düşündürdü. Acaba biz elimizden geleni yaptıktan sonra mı inançlarımıza sığınıyoruz, yoksa bunu yapmadan olağanüstü bir durum olmasını mı bekliyoruz? Bugünkü makalemin çıkış noktası bu olay oldu ve aklımda bir soru beliriverdi: “Acaba insanlar sınava nasıl çalışmalıyım veya etkili çalışabilmek için ne yapmalıyım diye düşünüyor mu, bunu araştırıyor mu?” Eğer araştırıp bu makaleye denk gelirseniz, umuyorum ki size bir faydam dokunur diyorum ve yazıya başlıyorum.

Kendimize İnanıyor Muyuz?

Şimdi sınav taktikleri vermemi bekliyorsunuz muhtemelen, bu yüzden ben size en büyük ve en etkili taktiği vereceğim: İnanmak, başaracağına inanmak! ‘Bu lafları çok duyduk, inanmak başarmanın yarısıymış falan, dersleri anlamadıkça inansam ne olur?’ dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi size inanmanın başarmadaki önemini anlatacağım.

İnanmak ve başarmak kelimelerini bir arada aratırsak sayısız başarı hikayesi ile karşılaşırız. Peki başlangıçta imkansız gibi gözüken bu hikayeler nasıl oluyor da başarı ile sonuçlanabiliyor? Demek ki inanmak gerçekten de başarmanın yarısıymış. Diğer yarısı ise çalışmak, hem de geceni gündüzüne katarak.

Düşüncelerimizin Hayatımıza Etkisi

Psikoterapinin bir ilkesi vardır; neyi düşünürsen onu yaşarsın. Mesela diyelim ki bir yarışmaya katılıyoruz ve çok güçlü rakiplerimiz olduğunu görüyoruz. O anda hemen motivasyonumuz düşüyor, çünkü zayıf olduğumuzu düşünüyor ve yarışmayı asla kazanamayacağımıza inanıyoruz. Şimdi soruyorum, bu inancı beynimize yerleştirdikten sonra kazanabilmemiz mümkün mü? Daha yarışmaya girmeden kaybettik biz. Peki aynı yarışmaya rakiplerimizin güçlü olduğunu gördükten sonra, yarışmanın çetin geçeceğini fakat kendimizi zorlamak için mükemmel bir fırsat olduğunu düşünerek girsek? İşte o zaman kaybetsek bile kazanırız. Belki de kaybetmeden kazanırız :)

Kaybederek kazanmak derken burada neden bahsediyorum, hemen açıklayayım. Görünürde yarışmayı kaybetmiş oluyoruz evet,ama durumu fırsata çevirme düşüncesiyle yarışa girdiğimiz zaman beynimiz durumdan fayda çıkarmaya odaklanıyor. Kaybettiklerimizden ders alıyoruz, hatalarımızı analiz edebiliyor ve daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edebiliyoruz. Yani sınavdan istediğimiz sonucu elde edemesek bile elde ettiğimiz sonuçla yetinebiliyor veya bir dahaki deneyimimizde daha sağlam adımlarla ilerleyebiliyoruz.

Kaybederek Kazanmanın Yolu

Aslında kaybetmenin biraz göreceli bir kavram olduğunu söyleyebiliriz. Neye göre kaybetmek ve kime göre kaybetmek? Biz kendimize göre eğer istediklerimizi gerçekleştiremediysek kendimizi kaybetmiş olarak görüyoruz. Yenildiğimizi düşünüyoruz. Ama bir şeyi atlıyoruz; yenilgi sadece onu yenilgi olarak gördüğümüzde vardır. Onu hedeflerimize bir basamak olarak gördüğümüzde olay tamamıyla değişecektir.

Tarihçi Ahmet Şimşirgil’in bir seminerinde çok hoş bir söz not etmiştim “Eğer ağacın tepesine çıkmak istiyorsan, yıldızları kendine hedef edin”. Hedefimiz her zaman yüksek olsun ki, oraya ulaşamasak bile ona yakın bir yere ulaşabilelim. Ağacın tepesini kendisine hedef edinen ağacın tepesinde kalır ama yıldızları hedef edinen ağaç tepesiyle yetinmez ve çalışmaya devam eder.

Ben ilk adımı anlattım, gerisi için top sizde! Sınav çalışma sürecine yardımcı olabilmek adına etkili not tutma, egzersiz ile daha aktif çalışma, sınav stresiyle başa çıkma ve ders çalışmaya yardımcı olabilecek mobil uygulamalar makalelerime kelimelerin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bütün makalelerime ulaşabilmek için ise buraya tıklamanız yeterli. Motivasyon ve başarı dolu bir sınav süreci diliyorum!