Merhaba HÜHB ailesi! Evet biz ekipçe birlik olduk ve kendi tercih dönemlerimizi sizlerle paylaşmaya karar verdik. Benim tercih sürecim öyle klasik, herkesinki gibi bir tercih dönemi değildi. Ben öyle çok zorlu bir tercih süreci yaşamadım herkes gibi (onun daha da zorunu sonrasında fazlasıyla çektim ama şimdi konumuz o değil :)). Sebebini hemen anlatmaya başlayayım.

Birçoğunuzun bildiği üzere ben Almanya’da okuyorum ve zaten lise boyunca hedefim de Almanya’da okumaktı. Son sınıfta herkes deli gibi sınava çalışırken ben resim çiziyordum, ders çalışanlara bol bol takılıyordum :) Çünkü sınava girseydim belgem sadece 1 yıl geçerli olacaktı ve boşuna girmiş olacaktım, öncelikle dil kursumu halletmem gerekiyordu. Her neyse, ben dil kursumu tamamladıktan sonra Türkiye'ye gelerek sınava başvurdum ve sıkı bir çalışmayla yeniden Türkiye’ye gelerek sınava girdim. Beklediğimden çok daha iyi bir sonuç almıştım, sıralamam on bin civarındaydı. LYS sınavına İngilizce’den girdiğim için hedefim öğretmenlik bölümünü tutturmaktı. Fakat mezun olalı 3 yıl olmuştu, nasıl tercih yapacağımı asla bilmiyordum ve çok çaresiz hissediyordum.

Bu çaresizliğim çok uzun sürmedi çünkü hemen eski okulumun rehberlik departmanına gittim. Öğretmenim beni çok büyük bir sevinçle karşıladı ve bütün tercihlerimi birlikte yaptık. Sanırım onun yanına gitmek verdiğim en doğru karardı çünkü çevrem tarafından aşırı bunaltılmıştım. ‘Ne yazacaksın, Hukuk yazsana sana çok yakışır, yok ya sen bence Filoloji okumalısın tam sana göre, aslında Medya da yazabilirsin orda iyi para var, Öğretmenlik okuyup ne yapacaksın kızım o meslekte para yok, burada Öğretmenlik kazanıp orada nasıl Pedagoji okuyacaksın bence imkansız…’ gibi gibi başımı şişiren ve bütün motivasyonumu yerle bir eden cümlelerden bazıları bunlardı. Ben her ne kadar kendi istediğimi bilip çevremi önemsememeye çalışsam da moralimi ve sinirimi gerçekten etkiliyordu bu konuşmalar. Size tavsiyem; her ne kadar bu konuşmalar moral ve motivasyonunuzu büyük derecede etkilese de siz bildiğinizden asla vazgeçmeyin çünkü okuduğunuz bölümle en sonunda siz baş başa kalacaksınız!

Tercihlerimi İngilizce Öğretmenliği üzerine yaptığımı söylemiştim, çünkü Pedagoji okuyabilmek için sosyal alana giren bir bölüm seçmem gerekiyordu. İlk sıralara biraz yüksek sıralamalardan alan üniversiteleri yazdım ve hepsi devlet olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrini yazdım. Son sıralara da burslu ve burssuz olmak üzere özel üniversiteleri yazdım (Almanya’da bir üniversiteye girebilmek için, Türkiye’de özel veya devlet kazanmak fark etmiyor).

Sonuçları gözlemek hem heyecanlı hem de güzel bir bekleyişti aslında çünkü biliyordum nereyi kazanırsam kazanayım Almanya’da istediğim yere girebilmem için yetecekti bana. Ortalamam da istediğim okul ve bölüm için tutuyordu, bu yüzden kendimi hiç fazla bir strese sokmadım.

O gün geldiğinde bir mesajla uyandım, ‘Nefise koş sonuçlar açıklanmış’ ve baktığımda sonuç beni çok mutlu etmişti: ‘Karadeniz Teknik Üniversitesi - İngilizce Öğretmenliği’. Her ne kadar böyle güzel bir üniversiteyi kazanıp gidememek üzücü olsa da, sonraki hedefimi düşünerek mutlu olmayı tercih etmiştim. Evet benim tercihim sahip olduklarımla mutlu olmaktı.

Umarım siz de tercihlerinizle ve onların sonuçlarıyla çok mutlu olursunuz. Stresten uzak bir tercih dönemi diliyorum hepinize. Mutlu kalın!

Serinin 2. bölümü için tıkla!