Günümüzde istisnasız herkes zamanının ona yetmediğini, eğer elinde bir imkanı olsa her şeyi yetiştirebilmek için günleri uzatabilmeyi düşündüğünü söylüyor. Bu karmaşık düzenin içinde bu kadar yorulmuş ve tükenmişken bir yapılacaklar listesi tutmak, hayatımızı daha düzenli bir hale getirmek için faydası olacak bir eylemmiş gibi görünse de uzun vadede bize çok da fayda sağlamayabilir. Gelin nedenlerine hep birlikte bakalım!

Bugüne kadar hemen hepimizin deneyimlemiş olduğu üzere, yapılacaklar listesinin kişide uyandırdığı en önemli hislerden biri, ‘artık hayatımı düzene koyuyorum’ düşüncesi olarak görülebilir. Genellikle yapılacaklar listesi hazırlarken asıl hedefimiz yakın zamanda halletmemiz gereken bir iştir ve kendimizi daha programlı çalışmaya hazırlamak için bunu yaparız. Masumane bir dilekle başladığımız bu liste, işlerimizi detaylıca planladığımız gibi tamamlamamızı engelleyebilir ve sonunda daha da kaygılanmamıza yol açabilir. Yapılacaklar listesine başlarken bir günün yalnızca 24 saatten oluştuğunu ve bir haftada 7 günden fazlasının olmadığını unutuveririz. Tek bir gün için aklımıza gelen ve ‘yapılması gereken’ tüm maddeleri yazmaya başlarsak, bu maddelerin sonunun gelmeyeceğine ve devamlı daha da arttırılabileceklerine emin olabiliriz. Yapılması gerekenler listesinin en önemli yanlarından birisi de budur, yapılacak şeylerin bir limiti olmadığından, kendimizi devamlı her gün karşılaştığımız ama yüzleşemediğimiz devasa listelerle oyalayabiliriz. Her gün yapılması gereken 20 madde yazıp günü yalnızca 5 maddeyle bitirmek uzun dönemde motivasyonumuz açısından pek de olumlu olmayacaktır. Kendi kendimize beklentileri ve sözde-gereklilikleri arttırdığımız her an, veya aslında o gün yapabileceğimize inanmadığımız ama yapmamız gerekiyor diye düşündüğümüz maddeleri listeye eklediğimiz her an, kendimizi bir döngüye hapsediyor olacağız. Bir süre sonra yapılacaklar listesindeki tamamlanmış görevlerin başarısı yerine, tamamlanamamış ve eksik kalmış görevler zihnimizde daha çok yer edecektir. Sonu gelmeyen listeler oluşturmak yerine, kendimize daha şefkatli davranıp, yalnızca sorumluluklarımızı değil, hayatımızı da uzun vadede planlayabiliriz.

Bu noktada ise ‘yapılacaklar listesi’ kavramını hayatımızdan çıkarıp, ‘alışkanlıkları sürdürmek’ mantığını daha da benimsememiz gerekli. Kendimizi yetersiz ve başarısız hissetmemize sebep olabilen yapılması gerekenler listeleri yerine, uzun vadede planlarımızı hayata geçirebilmemiz için sahip olmamız gereken alışkanlıkları düzenlemek bizlere daha pozitif bir bakış açısı sağlayacaktır. Yapılacaklar listesinde kendimizi daima ‘geride’ hissetmemiz, hayatın doğal akışının bir sonucu. Gelecekte neler yaşanacağını bilme imkânımız olmadığı için listelediğimiz maddelerin planladığımızdan az kısmını gerçekleştirmemiz hiçbirimize yabancı bir durum değil. Her gün katı yapılması gerekenler listeleri hazırlamak ve körü körüne uymaya çalışmak bizi zorlayan bir durum olacakken, sahip olduğumuz daha geniş zaman dilimlerini daha planlı ve programlı halde kullanmak kendimizi daha iyi hissetmemize yol açacaktır.

Geçmişe takılı kalıp bir önceki günün ‘gerekliliklerinin’ bizim üzerimizde olumsuz etki bırakmasına izin vermek yerine, belirli alışkanlıkları sürdürmeye çalışmamız sağlığımız ve verimliliğimiz için daha faydalı olabilir. Her gün bir önceki günün eksiklerini tamamlamak için değil, o günü en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için var olmalı. Hayatı tek bir güne sığdırıp yoğun bir şekilde yaşamaya çalışmak ve sonunda mutlu olmayı yalnızca ümit etmek yerine, sizce de alternatif bir sisteme şans verme vaktiniz gelip geçmiyor mu?